Kuzey Irak Kürt yönetimi lideri Mesud Barzani, bağımsızlık referandumu kararını aldığı günden itibaren hangi hesapları yaptıysa hepsinde fena halde yanıldı.

Barzani Bağdat’ın ve bölgesel ülkeler başta olmak üzere uluslararası camianın tepkisine rağmen “bağımsızlık hakkı”nı tescil edeceğini ve bu sayede Irak hükümetiyle pazarlık masasına “güçlü bir pozisyon”da oturacağını hesaplamıştı.

Kürt lideri bu hesaplarından o kadar emindi ki referanduma aslında kendi bölgesel yönetiminin dışında kalan Kerkük gibi tartışmalı merkezleri de dahil etmekten çekinmemiş, buna karşı çıkan olursa “sonuna kadar savaşmayı” göze aldığını
beyan etmişti...

Irak hükümetinin manevrası, bu hesapları kısa zamanda suya düşürdü. Türkiye ve İran’ı yanına alan Başbakan Haydar İbadi, bir yandan ortaklaşa yaptırımlar uygularken, diğer yandan da Irak ordusunu ve Haşdi Şabi Şii milis güçlerini savaşa hazır duruma getirdi. Bu hafta hareket geçen bu kuvvetler, baş döndürücü bir hızla Kerkük, Sincar, Mahmur gibi “ tartışmalı bölgeleri” peşmergelerden geri
almayı başardı.

Bu bölgelerde peşmergelerin fazla direnmeden çekilmesi, Barzani’nin “sonuna kadar savaşmak” sözüne ters düştü tabii. Barzani bunun kabahatini eski rakibi Talabani’ye bağlı peşmergelere atıyorsa da, sonuçta bu hezimet Kürt liderinin hesabına yazıldı...

Dolayısıyla, Barzani’nin yanlış hesabı Bağdat’tan dönmüş oldu..

Neler kaybetti?

Barzani için “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oldu” deyimi tam yerindedir.

Bir kere sahadaki bozgunuyla, Barzani Kerkük başta olmak üzere stratejik “tartışmalı bölge” üzerindeki kontrolünü kaybetti... Keza Barzani’nin zengin petrol kaynakları üzerindeki direkt denetimi de sona erdi... Tabii bu bağlamda “lider” olarak durumu iyice sarsıldı. Ayrıca Kürt siyasetinin ve halkının bölündüğü, kamplara ayrıldığı ortaya çıktı.

Bu arada Barzani dış desteği de kaybetti ve izole oldu. ABD Başkanı Trump bile “taraf tutmak” istemediğini söyledi ve artık Barzani’ye arka çıkmayacağı mesajını
vermiş oldu…

Ne olabilir?

Gelinen noktada Barzani’nin siyasi geleceği de belirsiz. Bu olanlardan sonra belli ve açık olan şey, referandumun artık hiç anlamının kalmadığı, bağımsızlık hayalinin buharlaştığıdır.

Bundan sonra ne olabileceği konusuna gelince, Barzani yönetiminin sözcüleri, “diyalog”dan söz ediyorlar, Irak hükümeti ile “Kürdistan özerk bölgesinin statüsü”nün müzakere edilmesini öneriyorlar. Tabii onların arzuladığı statü, kendi yönetimlerinin yetkilerini genişletecek daha konfederal bir yapıdır.

İbadi hükümetinin özellikle son kazanımlarından sonra Irak’ın statüsü için ne düşündüğü şu anda bilinmiyor. Barzani’nin referandumu
yok sayması halinde
diyaloğa taraftar görünmekle beraber, Kürt yönetimine daha fazla yetki tanımayacağı açık. 

Bu durumda Anayasa’ya dönüş olabilir mi?

Galiba en pratik çıkar yol bu. Ama bu noktaya yakın değiliz...