Bin Ladin’den sonra AF-PAK’ta fırsatlar

Pakistan hükümeti Usame Bin Ladin’in başkent İslamabad’a yakın bir kasabada 3 yıl boyunca gizlice yaşadığını biliyor muydu, bilmiyor muydu?
ABD’nin El Kaide liderini bulup öldürmesinden sonra en çok tartışılan sorulardan biri de bu.
Şu ana kadar yapılan resmi beyanlar, konuya açıklık getirmekten uzak.
İslamabad’da resmi ağızlar öteden beri Bin Ladin’in Pakistan topraklarında bulunduğu iddialarını yalanlıyordu. Dün ise Pakistan Cumhurbaşkanı Asif Ali Zerdari, “Washington Post” gazetesinde yayımlanan yazısında, “Bin Ladin tahmin ettiğimiz yerlerde değildi” ifadesini kullandı. Pakistan’ın ABD ile uzun süreden beri işbirliği içinde olduğunu hatırlatan Zerdari, bununla beraber Bin Ladin’e karşı girişilen “operasyonun içinde bulunmadığını” da belirtti.
ABD’nin bu operasyonu tek başına yürüttüğü, hatta Washington’un Pakistan yönetimine ancak Bin Ladin ortadan kaldırıldıktan sonra haber verildiği artık biliniyor. Bu ise, ABD’nin Pakistan’a pek güvenmediğinin bir işareti...
Amerikan yetkilileri bir süredir, Pakistan’da Bin Ladin’in varlığı, El Kaide’nin faaliyeti hakkında bekledikleri bilgileri alamadıklarından şikâyetçiydiler. Bazı çevreler, Zerdari’nin iyi niyetine rağmen, Pakistan’daki istihbarat ve güvenlik servislerinin (diğer bir deyişle “derin devlet’in”) İslami radikal grupları koruduğunu iddia ediyorlardı.

Pakistan’la işbirliği
Son olay bu şüpheleri ve güvensizliği açıkça yüzeye çıkardı.
Bin Ladin’in bunca zaman gizlice yaşamını sürdürdüğü İslamabad yakınlarındaki Abottabad, Harp Akademisi’nin bulunduğu, emekli subayların yaşadığı sakin, ufak bir kent. Bin Ladin’in bir kale gibi tahkim edilen villasının dikkati çekmemesi ve özellikle güvenlik servislerinin burada olup bitenlerin farkına varmaması mümkün mü?
Demek ki ya devlet bu villada olanları bilmiyordu (ki bu büyük bir zaaf sayılır) veya biliyordu, ama bunu ABD ile paylaşmak istemiyordu.
Amerikalılar ikinci şıkkı daha olası görüyorlar. Zira daha önce de, bir kısım devlet kurumlarının, İslamcı çevrelere arka çıktığı görülmüştür. Bu iki başlılık Müşerref zamanında da vardı; Halen Zerdari döneminde de var.
Şimdi asıl sorulacak soru, bu durumun ABD ile Pakistan arasındaki ilişkileri nasıl etkileyeceğidir. Bin Ladin olayının yol açtığı güvensizliği ve kuşkuları dağıtmak herhalde kolay olmayacak. Pakistan’ın kendi topraklarında üslenmiş olup özellikle Afganistan’ı hedef alan El Kaide ve Taliban militanlarını daha sıkı kontrol altına alması gerekecek.

Afgan yol haritası
Bin Ladin’in yok olmasından sonra ABD-Pakistan ilişkilerinin alacağı şekil, Afganistan’ın geleceğini de etkileyecektir.
Afgan lideri Karzai’nin “Bin Ladin’in Afganistan’da değil, Pakistan’da aranması gerektiği” şeklindeki sözü doğru çıkmıştır. Afganistan’da eylem yapan El Kaide ve Taliban militanlarının bir kısmının Pakistan’dan geldiği de açıktır.
Bu bakımdan Pakistan’ın bundan sonra terörle mücadelede farklı bir anlayışla daha sıkı bir işbirliğine girmesi önemlidir.
Bu arada gerek ABD’nin gerekse Karzai yönetiminin, Taliban ile uzlaşmak üzere bir siyasi süreç başlatması fikrine daha sıcak bakmaya başladığı görülüyor. Dün de belirttiğimiz gibi, eski Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin’in de dahil olduğu Century Vakfı’nın 15 kişilik özel Afganistan komisyonunun yayınladığı rapor, böyle bir uzlaşmaya ve barışa yönelik bir “yol haritası” çiziyor.
Bin Ladin’in ortadan kalkmasından sonra, şimdi bu fırsatı değerlendirmenin zamanıdır.