BM yenilgisi

Yazık; bu kadar çaba -ve para- boşa gitti...
Türkiye’nin aylardan beri BM Güvenlik Konseyi’nde boşalacak koltuk için verdiği mücadele, umulan sonucu vermedi. Ankara 193 ülkenin temsil edildiği BM Genel Kurulu’ndaki oylamadan yenik çıktı.
Oysa Türk diplomasisi, prestijli konsey üyeliğini elde etmek için gerçekten olağanüstü bir performans gösterdi. Bu amaçla dünyanın en ücra köşelerine gidildi, Pasifik’te ismi bile duyulmayan Pasifik adalarının liderleri Türkiye’ye davet edildi, ihtiyacı olan Afrika ve Asya ülkelerine mali yardım yapıldı, vesaire...
Türkiye 2008’de de benzer bir gayretle konsey üyeliğini elde etmeyi başarmıştı. O zaman iktidar, bunu Türk dış politikasının bir zaferi olarak sunmuştu.
Peki, bu kez bu yenilgi neden?

Sırf talihsizlik mi?
Türkiye, oylamada “Batı Avrupa ve Diğerleri” adını taşıyan bir gruba dahil. Bu kez bu grupta üç aday vardı: Yeni Zelanda, İspanya ve Türkiye.
İlk turda Yeni Zelanda rahatça seçildi. Türkiye ve İspanya ise gerekli üçte iki çoğunluğu alamayınca son tura kaldılar. Sonuçta İspanya 132, Türkiye ise 60 oy alabildi.
Eğer Türkiye’nin karşısında İspanya gibi güçlü bir rakip olmasaydı, Ankara herhalde böyle yenilmezdi.
Nitekim 2008’de Türkiye bu bakımdan daha şanslıydı. Rakipleri Avusturya ve İzlanda’ydı.

Siyasi faktör
Bu yenilgide kuşkusuz siyasi faktörün de önemli payı var.
2008 Türk dış politikasının parlak bir dönemiydi. Oysa son zamanlarda Türkiye Ortadoğu’daki birçok dostunu kaybetti. Batı’daki etkinliği de zayıfladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen ay BM Genel Kurulu’ndaki sert çıkışları özellikle konseyin daimi üyelerinin hiç hoşuna gitmedi. Kaldı ki bu kez Türkiye’nin karşısındaki rakip, hem AB üyesi, hem Latin Amerika’da çok nüfuzlu bir ülke. Ankara’nın “Karayipler’e açılma” gibi kampanyalarının İspanya karşısında fazla şansı olamazdı...
2008’de Türkiye’nin ilk turdan 151 oyla ezici bir çoğunluk sağlamasına karşılık bu kez aldığı sonuç Tük dış politikasının seyri açısından düşündürücüdür.

“Bonkör” ülke...
Türk hükümeti uluslararası platformda etkinliğini artırmak için dış yardımı da bir enstrüman olarak kullanıyor. İktidar yetkilileri her fırsatta Ankara’nın özellikle Asya ve Afrika ülkelerine yardım elini uzatmasını bir örnek olarak gösteriyor...
Bu ayın başlarında ABD’de yayımlanan “Global İnsani Yardım Raporu”nda Türkiye’den övgüyle söz ediliyor. Çünkü Türkiye dünyada milli gelir bazında, insani yardım için en çok para veren 4. ülke. Nitekim geçen yıl bağışladığı meblağ 1 milyar 600 milyon doları buluyor.
Böylece Türkiye, ABD (4.7 milyar dolar), AB (1.9 milyar dolar) ve İngiltere’den (1.8 milyar dolar) sonra, yeryüzündeki en “bonkör” ülkeler arasında yer alıyor.
Somali’den Myanmar’a kadar Türkiye’nin birçok ülkeye yardım elini uzatması gerçekten bir âlicenaplık. Ancak Türkiye’nin kendi içindeki ihtiyaçlarını, giderek artan bütçe açığını ve bunun vatandaşlarına getirdiği ek yükü göz önünde bulundurarak, dış yardım politikasını yeniden değerlendirmesinde yarar vardır.