Bosna’da birlik mi bölünme mi?

Bazı seçimler vardır, sadece bir partinin veya iktidarın değil, aynı zamanda bir ülkenin geleceğini belirler.
Bosna-Hersek’te pazar günü yapılan seçimlere işte böyle “kader belirleyici” bir özellik atfedildi. Yani seçim sonucunun, bu Balkan ülkesinin “birlik” ile “bölünme” arasındaki tercihini ortaya çıkaracağı öne sürüldü.
Ancak açıkçası bu seçimler “belirleyici” olmaktan çok, “belirsizlik” getiren bir sonuç vermiş görünüyor.
Yeni yönetim “ayrılıkçılar” ile “birlikçiler” arasında eskisi gibi cepheleşmiş olarak kalıyor.
Umut veren tek değişiklik, bu kez ılımlı ve uzlaşıcı görüşleriyle tanınan Bekir İzzetbegoviç’in, üçlü Devlet Başkanlık Konseyi’ne girmesidir.
İç savaş döneminin Devlet Başkanı Aliya İzzetbegoviç’in oğlu olan Bekir, ayrılıkçı güçlere karşı etkin bir mücadele verebilecek ve ülkenin bölünmesini önleyebilecek mi?
İşte belirsizlik burada.

Karmaşık sistem

Bosna-Hersek’in siyasi yapısı, 1992-95 yıllarındaki iç savaştan sonra imzalanan Dayton anlaşmasının temelleri üzerinde duruyor. Buna göre Bosna Hersek devletini iki unsur veya kurucu kesim oluşturuyor: Biri, Boşnaklarla Hırvatların oluşturduğu Bosna-Hersek Federasyonu, diğeri de Bosna-Sırp Cumhuriyeti. (Republika Sırpska). Bu iki kesimin nüfus toplamı 4.5 milyon. Devlet genelinde bu nüfusun yaklaşık yüzde 45’ini Müslüman Boşnaklar, yüzde 37’sini Sırplar, yüzde 14’ünü de Hırvatlar oluşturuyor.
Dayton anlaşmasına dayalı sisteme göre, devletin tepesinde üç etnik grubu temsilen, üçlü bir Başkanlık Konseyi bulunuyor. Başkent Saraybosna’da merkezi bir parlamento var. Ancak her iki kesimde ayrı meclisler hükümetler de mevcut.
Pazar günü 3 milyon seçmen, işte bu karmaşık sistem içinde çeşitli yöneticileri ve kurumları seçmek üzere sandık başına gitti.
Üçlü Başkanlık Konseyi’ne, Bekir İzzetbegoviç’in yanı sıra Hırvat lideri Zeljko Komsiç ve Sırp aday Neboysa Radmanoviç seçildi.
Hırvat lider, birleşik Bosna’dan yana. Yani İzzetbegoviç’in safında. Fakat yeni Sırp lider Radmonoviç, ayrılıkçı ve Sırp Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını savunuyor. Aynen Republika Sırpska’nın lideri Milorad Dodik gibi...
Dodik, kendi bölgesinin başkanlık kampanyasında, çok açık şekilde, Sırp Cumhuriyeti’nin merkezi yönetimden ayrılarak bağımsızlık için mücadele edeceğini, gerekirse bunun için bir referandum düzenleyeceğini söyledi.
Bu şartlar altında yeni Başkanlık Konseyi’nin nasıl uzlaşacağını kestirmek oldukça zor.

“Balkanlaşma” akımı

Bir süredir Bosna-Hersek’te yeni bir anayasa için çalışmalar yapılıyor. Dayton anlaşması, iç savaştan sonra birbirine düşman olan üç etnik topluluğu bir arada, aynı devlet çatısı altında tutmayı amaçlıyordu. Kurulan devlet yapısı ideal değildi; fakat o günlerde daha iyisi yapılamıyordu.
Ama şimdi yapılabilir. Etnik grupları bir “Bosna-Hersek kimliği” ile yakınlaştıracak ve kaynaştıracak, daha güçlü bir yönetim sistemi kurulabilir.
Ancak etnik milliyetçilik duyguları devamlı kabaran Sırp liderler buna karşı. Onların istediği şey, ayrılıp bağımsızlığı ilan etmektir. Kosova’nın yaptığı gibi...
Bu “mikro-milliyetçilik” akımı, eski Yugoslavya’yı yeterince “Balkanlaştırdı”. Etnik temelde Bosna-Hersek’te yeni bölünmeler, sadece yeni sıkıntılar, gerginlikler ve çatışmalar getirir.