Nüfusu 1.4 milyarı bulan, dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’de, aynı şekilde 98 milyon kayıtlı üyesiyle dünyanın en geniş partisi olan Çin Komünist Partisi (ÇKP) her beş yılda bir Ulusal Kongre’sini toplar.

Çin’in çeşitli yerlerini temsilen 2300 delegenin katıldığı ve bir haftalık toplantılardan sonra önceki gün sona eren bu seferki Kongre, tarihi bir önem kazandı.
19. Kongre, partinin anayasasına eklediği bir bölümle, Çin’de yeni bir dönemin temelini attı. “Yeni Çağda Çin Özelliklerine Sahip Sosyalizm” başlıklı bu bölüm, ikinci kez 5 yıllık bir dönem için partinin lideri seçilen Devlet Başkanı Şi Cinping’in ideolojik düşüncelerini ve geleceğe yönelik icraat programını “kutsal” ilan ederek ülke için bir yol haritası olarak kabul etti.
ÇKP Anayasası’ndaki bu değişikliğin anlam ve önemi büyüktür. Bir kere Çin’in yeni doktrini çerçevesinde Şi’nin adı, Mao’dan sonra ilk kez böyle bir metinde yer alıyor. Bu da 64 yaşındaki Şi’nin kişiliğinin ve gücünün göstergesi.
“Çin Özelliklerine Sahip Sosyalizm” doktrini çerçevesinde 2020 ve daha sonraki yıllar için öngörülen reformlar 14 maddelik bir liste oluşturuyor. Hedef, Çin’in modernleşmesini, daha gelişmiş bir ekonomiye ve halkın daha yüksek bir refah düzeyine ulaşmasını, ülkenin bölgesel ve küresel rolünün artırmasını sağlamaktır.
Ne idi, ne oldu?
Çin’in son yıllarda hızlı yükselişi büyük bir başarı öyküsüdür.
Mao dönemi, yoksul ve geri kalmış ülkeyi toparlamak ve kalkındırmak amacını gütmüş, uygulanan dogmatik ve katı yöntemler günlük yaşamda büyük sıkıntılar yaratmakla beraber, Çin’in hızlı gelişmesine bir start vermişti.
1971’de Türkiye’nin Çin’le diplomatik ilişki kurmasından hemen sonra ilk Türk gazetecisi olarak gittiğim Çin’in o zamanki durumu bugünkünden çok farklıydı. 
O dönemde Mao putlaştırılmış, onun herkesçe ezberlenen düşünceleri adeta bir din gibi benimsenmişti. İnsanlar (kadın-erkek) tek tip giysi giyiyor, yaşadığı ve çalıştığı köy veya kentten başka 
yere gidemiyordu. Her şey devlete aitti ve herkes devlet hesabına çalışıyordu...
Büyük değişiklik
Mao’dan sonra Deng Şiao Ping’in iktidara gelmesiyle bu dogmatik tutum değişti: Devrim yumuşamaya yüz tuttu. Ekonomide daha liberal, piyasa kuralları yürürlüğe girdi. 1980’lerde tekrar Çin’e gittiğimizde yaşam standardı yükselen, dünyaya açılan, eski katı kuralları ve yasakları kaldırılan bir ülkenin transformasyonunu gözledim. Daha sonraki gezimde hızla değişen ve çağdaşlaşan bir Çin’le karşılaştım...
Şimdi Şi Cinping’in Çin’i ÇKP’nin 19. Kongre’sinde alınan kararlarla, gerçekten büyük bir “ileri sıçrayış”a hazırlanıyor.
Yeni dönemde herhalde refah düzeyi ve yaşam kalitesi yükselen, dünyaya daha da açılan, güçlü ve zengin ülkelerle (ABD dahil) yarışan, hatta birçoğunun önüne geçen, bölgesel ve küresel rolü ve etkinliği artan bir Çin göreceğiz.
 
EtiketlerÇin