Sami Kohen

Sami Kohen

skohen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

DAEŞ veya IŞİD Suriye ve Irak’ta, iki cephede birden, ağır bir darbe yemiş durumda.
Kendisini halifeliğin merkezi olan bir devlet diye ilan eden örgüt, iki ülkede ele geçirdiği topraklardan çekilmek zorunda kaldığı gibi, yüksek sayıda insanca zayiata, askeri malzeme ve mali kaynak kaybına uğradı.
Buna karşılık iki cephede de DAEŞ’e karşı savaşan yerel güçler, ilk kez kendilerini kanıtlayan başarılı bir performans gösteriyorlar.
Suriye cephesinden başlayalım.
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) “Fırat Kalkanı” çerçevesinde El Bab’a karşı giriştiği harekât sonucunda kentin “tamamını” kontrolü altına almış bulunuyor. TSK desteğindeki Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), Türk özel birlikleriyle beraber, DAEŞ savaşçılarını hâlâ direndikleri bazı mahallelerden söküp atıyor.
Neden önemli?
El Bab’ın DAEŞ’ten kurtulması üç bakımdan önemli:
1) El Bab, DAEŞ’in (Rakka’dan sonra) en önemli kalesi sayılıyordu. Hatta örgüt buranın saldırgan güçlere “cehennem” olacağı propagandasını yapıyordu.
Aslında kentteki nüfus yoğunluğu operasyonu zorlaştıran bir faktördü. Buna rağmen sonunda TSK kenti ele geçirerek DAEŞ’e şimdiye kadar uğradığı en ağır askeri darbeyi vurdu.
2) Bu başarı aynı zamanda ÖSO’nun savaş yeteneğini de gösterdi. TSK tarafından yetiştirilen ve aralarında Türkmenlerin de bulunduğu bu güçler, El Bab’ın alınması gibi zor görevleri başarabileceğini ortaya koydu. Bu, Türkiye’nin Rakka gibi merkezlerin de IŞİD’den kurtarılmasında ÖSO’ya güvenilebileceği tezini güçlendiriyor.
3) El Bab’ın ele geçirilmesi, Ankara’nın Suriye’nin kuzeyinde güvenli bir bölgenin kurulmasına yönelik stratejik hedefi açısından da önem taşıyor. Ayrıca bu yerin TSK kontrolünde olması, PYD/YPG’nin de önünü kesiyor...
Bununla biter mi?
Irak cephesine gelince, Irak ordusunun peşmerge güçleriyle birlikte Musul’a karşı başlattığı büyük operasyonun havaalanı kısmı başarılı oldu. Bu stratejik nokta IŞİD’den temizlendi.
Irak ordusu Musul’un doğusunda kaydettiği ilerlemeden sonra, şimdi yoğun bir nüfusun (800 bin) yaşadığı batı kesimini de ele geçirmeye çalışıyor. Ancak bu durum DAEŞ ile sokak çarpışmalarını göze almayı gerektiriyor. Bu ise zaman alacaktır.
DAEŞ’in iki cephede de yer yer yenilgiye uğraması gücünün tükenmek ve varlığının sona ermek üzere olduğu anlamına gelmez. Onun bu savaşı sürdürecek askeri güce ve maddi olanaklara hâlâ sahip olduğu bir gerçek. Kaldı ki IŞİD’in kendi terörist ağını, Ortadoğu’dan Avrupa’ya kadar, birçok ülkede devreye soktuğu da unutulmamalı.
Dolayısıyla, IŞİD veya DAEŞ ile mücadelenin daha uzun zaman süreceğini söyleyenlere hak vermek gerek.