Darbe Rusya ile Türkiye’yi yakınlaştırdı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün Rusya’ya yapacağı ziyaret iki bakımdan önem taşıyor.

Birincisi, bunun geçen kasımda Rus askeri uçağının düşürülmesinin yol açtığı krizden sonra, Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yüz yüze yapacağı ilk görüşme olması... Yedi ay süren bir gerginlikten ve kopukluktan sonra, haziran ayında başlayan temaslar ve karşılıklı mesaj değiş-tokuşu, normalleşme yolunu açan ilk adımlar oldu.

İkinci olarak, 15 Temmuz’daki darbe girişimi Türk dış politikasında (daha önceki yazılarımızda incelediğimiz) yeni bazı trend’ler yarattı.

Türkiye’nin Batılı dost ve müttefikleriyle bazı yeni uyuşmazlıklar ve gerginlikler çıkarken, Putin’in bu vesileyle Erdoğan’a gönderdiği destek mesajı, St. Petersburg’da ivedi bir buluşma fırsatını doğurdu.

Aslında iki liderin bu ayın sonunda Çin’de yapılacak G-20 zirvesi çerçevesinde bir araya gelmesi beklenirken, şimdi Rusya’da Türk-Rus ilişkilerinin ele alınacağı ikili bir görüşme olanağı sağlamlaşmış oluyor.

Ve böylece Erdoğan, başarısız darbe teşebbüsünden sonra ilk yurtdışı ziyaretini Rusya’ya yapıyor...

Stratejik anlamı

Bu iki nokta, Erdoğan’ın bugünkü Rusya ziyaretinin, her iki ülkenin de dış politikalarında taşıdığı stratejik anlam ve önemini gözlerin önüne seriyor.

Türkiye, uçak düşürme olayının Rusya ile yarattığı krizin, maddi manevi, kendi çıkarlarına verdiği zararın farkına varmakta gecikmemiş, gerginliği kontol etmek ve yeniden bir diyalog kurmak için büyük çaba harcamıştır. Haziran ayında bu yönde ilk adımların atılması umut yaratmışsa da bu yakınlaşma girişimine esas ivme kazandıran olay, 15 Temmuz darbesi olmuştur. Yukarıda belirttiğimiz gibi, bu olay ABD ve Avrupa ile bazı ciddi uyuşmazlıklara, düş kırıklıklarına ve gerginliklere yol açmıştır.

Ankara böyle bir ortamda Rusya ile sarsılan bağlarını yeniden canlandırmakta yarar görüyor. Bunu Batı’ya karşı kullanılabilecek bir koz olarak değerlendirmek isteyenler de var, Rusya’yı ciddi bir alternatif sayanlar da...

Pratik etkisi

Kuşkusuz Moskova da Türkiye’nin Batılı müttefikleriyle bozuştuğu bir ortamda, Ankara’yı kendi tarafına çekecek bir politika izlemekte yarar görüyor.

Bunun pratikte yaratacağı sonuç, Ankara ile Moskova arasındaki ilişkilerin düzelmesi, ticaretten turizme, enerjiden teknolojiye kadar çeşitli alanlarda işbirliğinin canlandırılmasıdır.

Ama bunun ötesinde, St. Petersburg buluşmasıyla başlayacak yeni dönemde, iki ülkenin giderek stratejik bir ortaklığa doğru gitmesi bekleniyor. Bu konuda her iki tarafta şimdi güçlü bir irade var.

Gerçi Suriye, PYD gibi meselelerde iki tarafın pozisyonları farklı olmaya devam ediyor. Ama bunlar da artık yeni stratejik çıkarlar nedeniyle, yakınlaşmanın önünde aşılmaz bir engel olarak görülmüyor.

Yeni şartlar Türk-Rus ilişkilerinde yeni bir geleceğin ufkunu açıyor.