Demokrasiyi yaşatan faktörler

Dünyanın en uzun süren seçimleri geçen pazar akşamı bütün sandıkların kapanmasıyla sona erdi. Tam beş hafta devam etti bu seçimler.

Nerede mi?

Hindistan’da.

Ulusal Meclis ve Parlamento’nun üst kanadı için yapılan bu seçimlerin bu kadar uzun zaman sürmesinin nedeni Hindistan’ın çok geniş bir coğrafyaya yayılmış, 1.3 milyar nüfuslu bir ülke olması. Seçmen sayısı da 900 milyon. Say say bitmez!..

Bu nedenle Hindistan “dünyanın en kalabalık demokrasisi” sıfatını taşıyor.

***

Hindistan, İngiltere’den bağımsızlığını elde ettiği 1947’den beri, demokratik rejimi yaşatabilmiş nadir eski kolonilerin başına geliyor.

İngiltere bu bölgeden çekildiği zaman Hint Yarımadası’nda bugünkü Pakistan ve Bangladeş (eski adıyla Doğu Pakistan) aynı coğrafyanın ve aynı nüfusun bir parçasıydı. Bu iki Müslüman devlet, sonradan Hindistan’dan ayrılıp bağımsızlığa kavuştu.

Ne var ki gerek Pakistan, gerekse Bangladeş, demokrasiyi kesintisiz veya layıkıyla yaşatamadılar. Askeri darbeler otoriter rejimler bu iki ülkede hâkim bir rol oynadı.

Hindistan’da ise, geçen bu 70 yıl zarfında bir askeri darbe veya istikrarı temelinden sarsacak bir olay olmadı.

***

Bu nasıl oluyor?

Genelde yapılan bir tespite göre, bağımsızlığa yeni kavuşan topluluklar arasında, ekonomisi bozuk, yoksulu çok, eğitim düzeyi düşük, okuma yazma bilmeyenlerin sayısı yüksek, etnik ve dinsel dokusu karışık ve de homojen olmaktan uzak olanların demokrasiyi yaşatmaları pek mümkün olmuyor.

İlk bakışta Hindistan’da da sözünü ettiğimiz bu şartların çoğu mevcut. Üstelik bu ülkede kast sistemi diye bilinen önemli bir toplumsal dengesizlik de hâlâ geçerli.

Buna rağmen Hint demokrasisi yanı başındaki ülkelerin aksine varlığını sürdürebiliyor.

***

Peki, bu nasıl oluyor?

Bu konuda çok araştırma yapıldı, çok şey yazıldı.

Hindistan’ın demokrasi alanındaki başarısının sırrı şu şekilde ifade ediliyor:

Faktörlerin başında, toplumsal mizaç veya karakter geliyor. Hint halkı, kendi Hindu inanç ve kültüründen kaynaklanan uzlaşıcı, barışçı bir kafa yapısına sahiptir. Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesinde Mahatma Gandi’nin kavgadan ve şiddetten uzak duruşu buna örnek olarak gösteriliyor.

Buna bir de Hint mizacında önemli bir yer alan hoşgörüyü de eklemek gerek. Farklı ırk ve dinlere mensup olan, farklı diller konuşan Hintliler, bu sayede kendi aralarında bir uyum sağlayabiliyorlar.

Çok önemli bir faktör de, Hindistan’ın, kuruluşundan beri, askeri siyasetin dışında tutmasıdır. (Pakistan’da öyle olmadı.)

Hint toplumunda otoriter davranmak, şiddete başvurmak, zorlamak hoş karşılanmaz. Tabii istisnalar vardır, ama ailelerde dahi babaerkil bir düzen pek revaçta değildir.

Listeyi daha uzatmadan toparlarsak: Hindistan’ın şimdiye kadar demokrasideki performansının oldukça başarılı olduğunu ve bunu sağlayan özelliklerinin de bir örnek oluşturduğunu söyleyebiliriz.