Dış politikada 2017: “Atak Yılı”

Eklenme Tarihi28.12.2017 - 23:24-Güncellenme Tarihi28.12.2017 - 23:24
Her yıl sonu bu köşede yaptığımız dış politika değerlendirmesini başlıkta tek kelimeyle özetlemeye çalışıyoruz.
Okurlarımız belki hatırlarlar, 2016’yı Türk dış politikasında bir “Yeni Yöneliş Yılı” olarak tanımlamıştık. Daha önceki yıllar için de “Başarılı Yıl”, “Sıkıntılı Yıl”, “Kötü Yıl” gibi sıfatlar kullanmıştık.

Sona ermek üzere olan 2017 için tek kelimeyle en uygun sıfatın “Atak Yılı” olduğunu düşünüyoruz...
Gerçekten Türk diplomasisi bu yıl içinde kâh kreatif hamlelerle, kâh agresif çıkışlarla, kâh da sürpriz hareketlerle atağa 
kalkmış ve sadece bölgesel değil, küresel roller de üstlenmiştir. Ankara bu atılımlara girişirken, zaman zaman geleneksel dış politika çizgisinin dışında farklı bir yaklaşım ve üslupla hareket etmiş, sonuçta yeni dostluklara ve beraberliklere yönelmiş, mevcut dostluklardan ve ittifaklardan uzaklaşmıştır.
Bölgesel hamleler
Dünya politikasında 2017’de sıcak olayların odaklandığı bölge Ortadoğu olmuştur. Dolayısıyla, Ankara da hem ulusal güvenliği, hem de bölgesel rolü bağlamında ataklarını bu komşu bölgeye yöneltmiştir.
Suriye ile ilgili gelişmeler, Türkiye’nin dış ve güvenlik politikasında bir dönüm noktası oluşturmuştur. Askeri alanda Türkiye Kuzey Irak’ta kendi kontrolü altında bir bölge kurmuştur. Suriye’de PYD/YPG esas hedef haline gelmiştir. Siyasi alanda Türkiye, Rusya ve İran’la Astana sürecini başlatmış ve fiili bir ittifak oluşturmuştur.
Irak politikasında da önemli bir değişiklik olmuş, özellikle Barzani’nin referandum kararından sonra eski düşman İbadi ile el ele verilmiş, dengeler değiştirilmiştir.
Başkan Trump’ın Kudüs ile ilgili kararından sonra Ankara yeni bir misyon anlayışıyla atağa kalktı, İslam dünyasıyla beraber adımlar attı, meseleyi BM Genel Kurulu’na taşıdı.
Bu mesele Türkiye’ye “Dünya beşten büyük” sloganıyla ifade ettiği görüşünü dünya gündemine getirmek fırsatını verdi...
Küresel roller
Türkiye küresel rolünü bir başka meseledeki atılımıyla da gösterdi. O da, Myamar’da Arakan Müslümanlarına karşı girişilen katliama tepki olarak...
2017 Türkiye’nin Batılı ülkelerle ilişkilerinin en sıkıntılı dönemlerinden biri oldu. Bu sıkıntılar ABD, AB, NATO ve Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesiyle yaşanan çeşitli konularla ilgili uyuşmazlıkların bir sonucu. Ankara bu ilişkilerde sert çıkışlar yapmaktan, meydan okumaktan çekinmedi. Sonuçta Batı ile ilişkiler gerginleşti, mesafe açıldı.
Buna karşılık Rusya ile askeri dahil her alanda işbirliği ve yakınlık sağlandı... Venezuela gibi bağlantısız ülkelerle yeni dostluklar kuruldu, “Afrika’ya açılma”ya hız verildi. 
Somali ve Sudan ile askeri anlaşmalar imzalandı...
2017 Türk dış politikasında, bir yıl önce kaydedilen “yeni yöneliş”in yeni “ataklar”la pekiştiği bir yıl olarak anılacak...