Dış politikada iç etkenler

Son zamanlarda bu durum değişmeye başladı. Bugünkü tabloya bakarsak, kamuoyu ve çeşitli devlet kurumlarıyla dış politikayı belirleyen ve yürüten merciler arasında zaman zaman ciddi ayrılıkların ortaya çıktığını görürüz.Çeşitli dış politika konularında yapılan son anketler, kamuoyunun ABD'ye ve AB'ye bakış açısından İran'a ve bölgesel ülkelere karşı tavrına kadar, genel eğilimlerinin, çok farklı boyutlar aldığını ve izlenen resmi politikayla da örtüşmediğini ortaya koyuyor. Marshall Fund'un düzenlediği kamuoyu araştırmasının çarpıcı sonuçları, bu bakımdan yerli ve yabancı analistleri şaşırtmıştır... GEÇMİŞ yıllarda dış politika, Türkiye'de çeşitli kurumların ve kamuoyunun genellikle üzerinde birleştiği bir konuydu. Siyasi partiler arasında zaman zaman bazı görüş ayrılıkları çıksa da, milli dava sayılan sorunlarda (örneğin Kıbrıs meselesinde) genelde bir konsensüs vardı. Özellikle devletin üst kurumları (sivil veya askeri) ile hükümet ve dış politika bürokrasisi bu konularda uyum içindeydiler... Son zamanlarda devletin zirvesinden, Çankaya'dan da, sadece iç meselelerde değil dış konularda da, farklı sesler yükselmiştir. Cumhurbaşkanı Sezer'in TBMM'de geçen hafta yaptığı konuşma, Çankaya'nın bazı güncel dış politika konularını, hükümetten veya iktidar partisinden (ve hatta bir ölçüde Dışişleri Bakanlığı'ndan) daha değişik biçimde değerlendirdiğini ortaya koymuştur.Cumhurbaşkanı Sezer, görüşlerini açıkça ifade etmekten sakınmayan bir kişiliğe sahiptir. Geçenlerde Lübnan'a asker gönderme konusu tartışılırken, o buna karşı olduğunu açıklamıştır. Hükümet ise tam aksi bir karar almış ve Meclis çoğunluğu da o yönde hareket etmiştir.Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üst kademelerindeki değişikliklerden sonra, yeni Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri komutanlarının ve geçen pazartesi günü Genelkurmay Başkanı'nın yaptığı konuşmalar da, askerin iç meselelerin yanı sıra, bazı önemli dış konularda da hükümet gibi düşünmediğini ve kendi görüşlerini açıkça seslendirme ihtiyacını duyduğunu gösterdi.Bu tartışmalarda iç durumla direkt ilintisi ve de güncelliği nedeniyle AB ile ilişkiler konusu ön plana geçmiştir. Prensipte TSK, Türkiye'nin AB üyeliğinden yana olmakla beraber, komutanlar yaptıkları konuşmalarda ciddi kaygılarını ve rezervlerini dile getirmişler ve bir bakıma AB'ye olduğu kadar, hükümete de bazı mesajlar ve uyarılar iletmişlerdir. Farklı görüşler Demokrasilerde zaman zaman belirli dış politika meselelerinde yönetimle kamuoyu ve çeşitli devlet kurumları arasında görüş ayrılıklarının çıkması doğaldır. Bu şu sırada Avrupa ülkelerinde sıkça oluyor.Ne var ki, o ülkelerde ordu siyasetin dışında kaldığı için, askeri liderlerin sesi pek duyulmuyor. Ancak o ülkelerde de başka güçler -ve lobiler- faaliyettedir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, diğer kurumlar gibi, iç ve dış meselelerde görüşlerini duyurması da Türkiye'nin bir gerçeğidir...Önemli olan, bunun dış ilişkilerin yürütülmesinde sıkıntı yaratmamasıdır. Diğer bir deyişle, dış dünyanın Türk dış politikasının seyri ve tutarlılığı üzerinde kuşku ve tereddütlere kapılmasına meydan verilmemelidir. Son günlerde yabancı diplomatların "Ankara'da her kafadan bir ses çıkıyor" demesi, dışarıda kafaların iyice karıştığını gösteriyor... skohen@milliyet.com.tr Türkiye gerçeği