Sami Kohen

Sami Kohen

skohen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Ak Parti ile CHP arasındaki son koalisyon görüşmelerinin sonuç vermemesine gösterilen başlıca nedenlerden biri, dış politika üzerindeki uyuşmazlıktır.

Gerçekten iki parti arasında dış meseleler üzerinde bu kadar derin bir uçurum mu var? Bu görüş ayrılıkları törpülenemeyecek cinsten mi?

Batı demokrasilerinde dış politika görüşleri birbirlerinden çok farklı, hatta zıt olan partilerin, koalisyon kurmak için, temel pozisyonlarını korumakla beraber, spesifik sorunlar üzerinde ortak bir çizgide buluştukları çok görülmüştür. Bu anlayış hem ülkede siyasi istikrarın bozulmasını engelliyor hem de daha pragmatik ve daha geniş halk desteği gören bir dış politikanın izlenmesini sağlıyor.

Haberin Devamı

Türkiye’de 7 Haziran seçimlerinden sonra başlayan koalisyon çalışmaları sırasında özellikle Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerindeki son başarılı koalisyon hükümetleri örnek olarak gösterildi. Fakat ne yazık ki bizde o “koalisyon kültürü”nün yeterince gelişmediği ve dış politika gibi konularda da ciddi bir uzlaşma gayretinin sarf edilmediği görüldü.

Bilinen pozisyonlar

Son koalisyon çalışmalarında uygulanan yönteme göre, başta Ak Parti ile CHP politika konusunda da “istikşafi” görüşmeler yaptılar ve temel pozisyonlarını masaya koydular. Aslında bu iki tarafın da (kamuoyunun da) bildiği pozisyonlardır. Yani bir nevi başlangıç pozisyonu. Bunu takiben yapılacak iş, özellikle spesifik konularda görüşleri birbirine yakınlaştırmaya çalışmak ve ortak noktalarda buluşmaktır.

Koalisyon egzersizinin en önemli aşaması, bu müzakereler veya pazarlıklardır.

Öyle anlaşılıyor ki bu yapılmadı.

Esnek davranılsa...

İki partinin dış politikada birbirinden hem ilkesel, hem pragmatik olarak ayrıldığı birçok güncel konu var. Bunların çoğu da Ortadoğu odaklı.

İktidar büyük bir özgüvenle izlediği dış politikayı başarılı sayıyor, örneğin Suriye’den Mısır’a kadar Ankara’nın aldığı “ilkesel” tavrı savunuyor. CHP ise taraf tutan ideoloji eğilimli ve müdahaleci tutumun Türkiye’yi sıkıntıya ve yalnızlığa düşürdüğünü belirtiyor.

Eğer ortak bir hükümet kurmak iradesi yeterince güçlü ise, temel pozisyonlar gene parti programında kalabilir, ama hiç olmazsa spesifik meselelerde veya spesifik ülkelere karşı (Suriye’den Mısır’a kadar) “daha” orta yol, pragmatik stratejiler belirlenebilir.

Haberin Devamı

Böyle bir anlayış ve irade gösterilseydi, dış politikada uzlaşmak ve Türkiye’nin önünü açacak bir çizgide buluşmak pekâlâ mümkün olurdu. Sonuçta dış politika konusu koalisyon çalışmalarındaki başarısızlığın nedenlerinden biri olarak gösterilmezdi.