Dostluklar tazelenirken...

Türkiye ile Rusya’nın uçak krizinin yarattığı husumeti aşıp dostluk tazelemesinin başlıca özelliği, bu sürecin çok hızlı bir şekilde gerçekleşmiş olmasıdır.

Fazla gerilere gitmeye gerek yok. Bir ay önce bile kim, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rus lideri Putin’in ani bir kararla St. Petersburg’da buluşacaklarını ve iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açacaklarını tahmin edebilirdi?

Rus askeri uçağının düşürüldüğü geçen kasım ayından sonra, iki tarafın birbirine karşı yönelttiği ağır suçlamaları, Rusya’nın Türkiye’ye karşı uygulamaya koyduğu yaptırımları, Ankara’nın buna karşı gösterdiği sert tepkiyi, kısacası iki ülke arasında hâkim olan gerginliği hatırlayın.

O günlerde neler söylendiğini herhalde bugün kimse anmak istemez.

St. Petersburg’da Erdoğan Putin’den “Değerli dostum” diye söz ederken, bazı Rusların şakacı bir ifadeyle Cumhurbaşkanı’na “Recep Tayyipoviç” adını takması, nereden nereye gelindiğini ortaya koyuyor.

Dünden bugüne...

Husumetten dostluğa bu hızlı geçişin diğer bir özelliği de tazelenen ilişkilerin kapsamının genişlemesidir.

İki taraf şimdi sadece ticareti, turizmi, yatırımları canlandırmak kararında değiller. Bu kez ilişkilerini stratejik işbirliği düzeyine eriştirmek ve bölgesel, hatta küresel rollerini birlikte yürütmek niyetindeler. Askeri işbirliği de bunun yeni bir boyutu...

Bu kadar kısa zamanda böyle bir noktaya ulaşılmasından iki taraf kamuoyları da son derece memnun. Dün birbirlerine adeta düşman gözüyle bakanlar, bugün birbirlerini yakın dost sayıyorlar...

Bundan alınması gereken ders şudur: Uyuşmazlık halinde, sert demeçler ve davranışlarla havayı daha çok germenin yararı yoktur. Beklenmedik zamanda şartlar öylesine değişebilir ki düşmanlığı dostluğa çevirmek gereği hissedilir ve ona göre hareket edilir. Zira dış ilişkiler de esas hedef, düşmanlık değil, dostluk yaratmaktır.

Bugünden yarına...

Türk diplomasisi şu sırada komşularına bunu sağlamanın çabası içindedir. Rusya’dan hemen sonra, İran ile de bir dostluk tazeleme sürecine giriliyor. İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif ile dün Ankara’da yapılan görüşmeler bunun bir habercisi...
Ancak ilişkilerin kopuk veya bozuk olduğu ülkelerle dostluk tazelerken, eski dostlarla bağların sarsılmamasına da dikkat etmek gerekir.

Şu sırada Ankara’nın Batılı müttefikleriyle birtakım ciddi uyuşmazlıkları var. Bu yüzden ABD ve Avrupa ülkeleriyle gerginlikler tırmanıyor. Bu havanın sistematik bir karşıtlık kampanyasına dönüşmesi, zamanı geldiğinde ilişkileri arzulanan şekilde düzeltilmesini zorlaştırabilir.

Unutmayalım ki Türk dış politikasının temel özelliklerinden biri de “denge” unsuruna gösterdiği özendir.