Dünya ısınıyormuş... Bize ne mi?..

Bu, Paris'te toplanan dünya "çevrecileri"nin sembolik bir eylemi idi. Amaç, yeryüzündeki iklim değişikliğine -diğer bir deyişle "küresel ısınma"ya- karşı uluslararası dayanışma sağlamaktı.Kampanyaya belli başlı bütün Avrupa kentleri katıldı. Roma'da Koloseum'u, Madrid'de Puerta de Alcala'yı, Atina'da Akropol'ü aydınlatan ışıklar -birçok resmi ve özel binalarınki gibi- 5 dakika için kapatıldı.Ne yazık ki İstanbul için de yapılan benzer bir çağrı yankı bulmadı... Bu da, bizim bu tür konulara ne kadar ilgisiz davrandığımızın bir göstergesi... Önceki gece, bizim saatle 20.55 ile 21.00 arasında "ışıklar şehri" diye tanınan Paris, karanlığa gömüldü. Sebebi elektrik sistemindeki bir "umumi arıza" falan değil. Parisliler kendi istekleriyle ışıkları o saatte 5 dakika için söndürdüler. Kentin simgesi olan Eyfel Kulesi'ni aydınlatan 20 bin ampul de dahil... Işıkların söndürülmesi kampanyası, BM'ye bağlı "Uluslararası İklim Değişikliği Paneli"nin (IPCC) hazırladığı önemli bir raporun açıklanmasına denk getirildi.Otuz ülkeye mensup 2500 bilim adamının uzun çalışmalarının ürünü olan bu rapor, insanlığa bir alarm işareti veriyor: Dünyamız giderek ısınıyor. Böyle devam ederse -ve acil tedbirler alınmazsa- bu yüzyılda hayatı tehdit edecek çok ciddi çevre felaketleri olacak...Raporda şu tespitler yapılıyor: Petrol, doğalgaz, kömür gibi kaynakların kullanımının neden olduğu karbondioksit emisyonları tehlikeli boyutlar alıyor. Atmosferde gaz oranının yükselmesi küresel ısınmaya neden oluyor. Bu da kuraklıktan kasırgaya, selden erozyona kadar, hayatı tehdit eden felaketlere yol açıyor. Raporu hazırlayanlardan Kevin Trenberth şöyle diyor: "Kendi elimizle değişik bir dünya yaratıyoruz. Yüz yıl sonra gelecek olsanız, iklimi ve doğası çok farklı bir dünya görürsünüz"...En önemli fark, yeryüzündeki ısı dereceleriyle ilgili. Rapora göre bu yüzyılın sonunda sıcaklık 1.1 ile 6.4 derece arasında artacak. Bu "küresel ısınma" özellikle kutuplarda karların erimesine, bunun sonucunda su baskınlarına, deniz seviyesinin (18 ile 59 santimetre arasında) yükselmesine, bazı toprakların suların altında kalmasına yol açacak.Bilim adamlarından Dr. Jonathan Overpeck'a göre insanlar şimdiden doğadaki dengesizlikleri yaratan hadiseleri (gaz emisyonları gibi) kontrol altına almazlarsa, çok vahim sonuçlar ortaya çıkacak. Tedbir alırlarsa, gene tehlike devam edecek, ama en azından "kötünün kötüsü" önlenebilecek... Kabahat kimde? Mesele, "insanlığın" hemen harekete geçmek konusunda ne kadar istekli ve kararlı olduğudur. Bu rapor ve sembolik "ışık söndürme" gibi kampanyalar, hükümetlerin, halkların, üreticilerin ve tüketicilerin "bilinçlenme"sine yardımcı olabilir.Gerçekten gaz emisyonlarını kısmak için herkes el ele verirse, sanayide "temiz teknoloji" kullanılırsa, alternatif enerji kaynaklarına başvurulursa, günlük yaşam tarzı değiştirilirse, raporda öngörülen daha büyük felaketler önlenebilir.Bu artık "çağımızın önemli sorunlarından biri" sayılıyor ve hiç olmazsa neler yapılacağı düşünülüyor, tartışılıyor...Maalesef biz bu konulara hâlâ gereken ilgiyi göstermiyoruz. Oysa Türkiye "emisyon salımı oranı" yüksek ülkeler arasında. Kentlerimizdeki hava kirliliği sorununda bile doğru dürüst önlem alınmıyor."Küresel ısınma"nın ilerisi için yarattığı tehlikeler bir yana, biz bari ülkemizde bugün karşılaşılan çevre sorunlarına daha ciddi eğilsek... skohen@milliyet.com.tr Kendi havamız...