Dünya sahnesinde bir Türk daha

Türk diplomasisinin dünya sahnesinde artan bir rol oynadığı sırada, uluslararası kuruluşlarda giderek Türklerin görevlendirilmekte olduğunu görüyoruz.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un, sel felaketine uğrayan Pakistan’a yardımları koordine etmek üzere özel temsilcisi olarak atadığı Engin Sosyal, son zamanlarda çeşitli uluslararası örgütlerde önemli mevkilere getirilen Türk diplomatları listesine dahil oldu.
Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Engin Soysal, daha önce büyükelçi olarak görev yaptığı Pakistan’ı çok iyi bilen ve oralarda çok sevilen değerli bir diplomatımız. BM Genel Sekreteri’nin kendisini böyle önemli ve hassas bir göreve getirmesi, onun kişiliğine ve yeteneğine duyulan güven kadar Türkiye’nin konumuna verdiği değeri de gösteriyor.
Soysal gibi son zamanlarda uluslararası kuruluşlarda yüksek mevkilere getirilmiş olan Türkler var. NATO Genel Sekreter Yardımcısı Hüseyin Diriöz, Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü Direktörü Ahmet Üzümcü, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Mevlut Çavuşoğlu gibi...
Türkiye’nin dünyada yükselen profili, uluslararası kurumlarda Türklerin artık bir varlık göstermesi ile de kendisini belli etmeye başlıyor.

Ateşkes barışa nasıl dönüşür?
Terörist örgütlerin ateşkes kararı kalıcı bir barışa nasıl dönüştürülebilir?
Siyasi şiddet eylemlerine sahne olan ülkelerin -kendilerine özgü farklı özelliklerine rağmen- bu konuda nasıl hareket ettiklerini yakından izlemekte yarar var. Hele benzer bir sorunla karşılaşan Türkiye’de...
Şu anda İspanya, ayrılıkçı Bask örgütü ETA’nın tek yanlı ateşkes kararına karşı nasıl hareket edilmesi gerektiğini tartışıyor.
Son zamanlarda iyice zayıflayan ETA, bu ayın başlarında eylemsizlik kararını ilan ettiği zaman, İspanyol Hükümeti bunu ciddiye almamıştı. ETA önceki gün yeni bir açıklama yaparak ateşkesin kalıcı olması için hükümete bir diyalog önerdi, hatta yabancı gözlemcilerle de konuşmaya hazır olduğunu bildirdi.
ETA sözcülerinin bu açıklaması da İspanyol Hükümeti tarafından soğuk karşılandı. İçişleri Bakanı A. Perez Rubalcaba, ETA şiddet eylemlerinden tamamen vazgeçtiğini taahhüt etmeden bu açıklamaları ciddiye almayacağını ve örgütle diyaloğa girilmeyeceğini belirtti.
Aslında ETA ilan ettiği ateşkesi, hükümeti kendi siyasi şartlarını müzakere etmek için masaya oturtmaya yönelik bir baskı aracı olarak kullanmaya çalışıyor. “Önce oturup konuşalım, sonra silahları bırakırız” mesajını veriyor.
İspanyol Hükümeti ise, tam aksine, ETA’nın önce terörden vazgeçmesini şart koşuyor, bu sağlandığı takdirde, siyasi şartlar üzerinde diyalog kurulabileceğini söylüyor.
* * *
Zapatero hükümetinin bu konuda şüpheci ve dikkatli davranmasının iki nedeni var: Birincisi, ETA’nın artık eski gücünü ve etkinliğini kaybettiği kanısı, ikincisi ise, ETA’nın geçmişte sözünü yerine getirmemesinin yarattığı güvensizlik...
ETA’nın zayıfladığı doğrudur. Ancak bu haliyle de, şiddet sürdürürse ülkenin huzurunu bozabilir. Bu bakımdan şimdiki ateşkesi bir fırsat olarak görenler var. Yeter ki ETA da gerçekten silahları bırakmaya razı olsun.
Bunda, şimdi Batusuna partisinin önemli bir rol oynaması mümkün. Dokuz yıl önce ETA’ya aktif desteği yüzünden illegal sayılan bu parti halen ETA’ya ateşkesi “kalıcı ve denetlenebilir” hale getirmesi, şiddetten vazgeçip silahları bırakması için devreye girmiş durumda.
Eğer Batasuna İspanyol Hükümeti ve kamuoyu nezdinde güven yaratabilirse, ateşkesin barışa dönüştürülmesi çabalarında yararlı bir rol oynayabilir.

DİĞER YENİ YAZILAR