Dünya Türkiye’ye, Türkiye dünyaya nasıl bakıyor?

Seçimler dolayısıyla dünyanın gözü Türkiye’ye çevrildi. Türk halkı gibi birçok yabancı ülke de yarın akşam sandıktan çıkacak sonucu merakla bekliyor. Bu seçimler aynı zamanda uluslararası camianın Türkiye’ye verdiği önemi de gösteriyor. Bunun nedeni de Türkiye’nin jeostratejik konumunun değerinin artması ve bölgesel bir güç olarak ortaya çıkmasıdır.
Pek çok ülke için Türkiye, dostluğu istenen, hatta desteği de aranan bir ülkedir.
Bazı Batı ülkelerinde kamuoyu Türkiye hakkında önyargılı da olsa, bu devletlerin temel stratejisi Ankara ile dostluk ve işbirliğini sürdürmek olmuştur. Arada anlaşmazlıklar çıksa da sadece Batı değil, diğer birçok ülke Türkiye’yi kendi dostları veya ortakları arasında görmek arzusundadır.
Bu bakımdan Türkiye ile halen ilişkileri iyi olanlar kadar, soğuk veya sorunlu olan ülkeler de yarınki seçimlerden nasıl bir meclis ve nasıl bir hükümet çıkacağını çok merak ediyor. Birçok yabancı analist, bunun Türkiye’nin dış ilişkilerini de etkileyebilecek bir dönüm noktası oluşturacağını belirtiyor...

Kim dost, kim değil?
Bu arada Türk kamuoyu dünyaya nasıl bakıyor?
Kadir Has Üniversitesi’nin ülke çapında düzenlediği bir kamuoyu araştırması çok ilginç ve düşündürücü sonuçlar ortaya koydu.
Anketteki bulgular -ilk bakışta garip görünse de- Türk halkının çoğu yabancı ülkeye, hatta müttefik devletlere, pek dost olarak bakmadığını, kendisini tehdit eden ülkeler tarafından çevrili hissettiğini gösteriyor. Kamuoyu bu noktadan hareketle, Türkiye’nin “yalnızlığını” bir opsiyon olarak kabul ediyor...
Bunun anlamı, halkın geniş bir kesiminin “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” düşüncesini benimsediğidir.
Birkaç örnek: Kimin dost olarak görüldüğü sorusuna verilen yanıt, düşük oranlı olarak, Azerbaycan, KKTC, Bosna-Hersek, Pakistan ve Suudi Arabistan’dır.
Dost olarak sayılmayan ülkeler arasında Türkiye’nin en önemli müttefiki ABD de yer alıyor! Daha da ilginci, Türk kamuoyunun “tehdit” olarak gördüğü ülkeler arasında ABD ikinci geliyor (yüzde 35). Bu listede İsrail bir numara (yüzde 42). Sınır boyunca kargaşa ve gerginliğin hüküm sürdüğü Suriye ise “tehdit algılaması”nda üçüncü geliyor (yüzde 22)...
IŞİD’e gelince, Türk halkının yüzde 65’i bunu bir terör örgütü olarak kabul ediyor. Ama ona karşı nasıl davranılması gerektiği konusunda “uzaktan takip” seçeneğini tercih ediyor.

Yalnızlık seçenek mi?
Diğer ilginç ve düşündürücü bir sonuç da Türk halkının kimliğini daha çok dinsel açıdan değerlendirmesidir. Bulgulara bakılırsa yüzde 37 Türkiye’yi bir İslam devleti olarak tanımlıyor, yüzde 24’ü bir Avrupa ve yüzde 20’si de bir Ortadoğu ülkesi olarak...
Halkın aynı doğrultudaki bir düşüncesi de Türkiye’nin bölgesel bir güç olduğu (yüzde 38) ve bölge ülkeleri için de bir “rol model” olarak kabul edilmesi gerektiğidir...
Garip olan nokta, uluslararası platformda, aktif roller oynamak isteyen Türkiye gibi bir ülke için “dostumuz yok” diyerek “yalnızlık” politikasının savunulmasıdır. Böyle bir politikayla “dünyaya açılmak” mümkün mü?