Esad’a ‘çekil’ demek zamanı geldi mi?

Washington’dan gelen haberler, Obama yönetiminin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı artık tamamen gözden çıkardığını ve daha önce Hüsnü Mübarek’e ve Muammer Kaddafi’ye yaptığı gibi, alenen “çekil” demeye hazırlandığını gösteriyor.
“Washington Post”a göre, Başkan Barack Obama’nın bu çağrıyı önümüzdeki birkaç gün içerisinde yapması bekleniyor.
“New York Times” da, ABD yönetiminin bu konuda birçok ülke ile temas halinde olduğunu ve Şam üzerindeki baskılarını arttırmayı hedeflediğini yazıyor.
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, CBS ile yaptığı söyleşide, ABD’nin Esad’ın çekilmesi talebini tek başına değil, diğer bazı ülkelerin desteğiyle yapmayı tercih ettiğini belirtti. Clinton bu arada ABD’nin son günlerde bir Suriye bankası ile Esad’a yakın bir işadamının sahibi olduğu büyük bir şirketi boykot listesine kattığını ve diğer ülkelerin de ekonomik yaptırım uygulaması için girişimlerde bulunduğunu açıkladı...
Bu son gelişmeler şunu gösteriyor: ABD Suriye’de şiddetin bir türlü sona ermemesi karşısında Esad rejiminden umudu kesmiş ve onun safdışı edilmesi için harekete geçmeye karar vermiştir. Yani Obama yönetimi, artık durumun Esad ile düzelemeyeceğine inanmakta ve “Esad’sız bir Suriye” istemektedir.
Bunun gerçekleştirilmesi için bu aşamada Washington’da düşünülen yol, Şam’a karşı uluslararası çapta diplomatik ve ekonomik baskılar uygulamaktır. “Askeri opsiyon”un düşünüldüğüne dair ise hiçbir işaret yoktur.

Prensipte mutabık, ama...
Son günlerde özellikle Türk diplomasisinin Şam nezdindeki girişimi çerçevesinde, Ankara ile Washington arasında istişare trafiği epey yoğunlaştı. Clinton ile Davutoğlu, Obama ile Erdoğan arasında telefonla önemli görüşmeler yapıldı.
Suriye krizinin çözümlenmesi konusunda iki ülke arasında stratejik temelde görüş birliği vardır. Yani iki ülke de, Başkan Esad’ın sokaklara dökülen halkı tank ve top ateşine tabi tutmasına karşı çıkmakta ve bu uygulamanın derhal sona erdirilmesini, buna paralel olarak siyasi reformları da bir an önce hayata geçirmesini istemektedir.
Aslında bu konuda uluslararası camiada da bir konsensüs vardır. Ancak önemli olan bunun nasıl sağlanacağıdır.
Türk diplomasisi -dost ülkelerle istişare de ederek- Başkan Esad’ı ikna etmek ve uyarmak için son bir girişimde bulunmuştur. Bu da ABD’nin ve uluslararası camianın desteğini kazanmıştır.
Ancak gelinen noktada, Türkiye ile ABD’nin bundan sonra izlenecek yol hakkında farklı görüşlere sahip oldukları seziliyor. Türkiye en azından henüz ABD gibi Esad’ı gözden çıkarmış değil. Ona şu anda “çekil” demeyi düşünmüyor. Fazla değil, Davutoğlu’nun deyişiyle “günler” beklemeyi yeğliyor. Herhalde yapılan telefon görüşmelerinde Türk tarafının Washington’a ilettiği mesaj da budur.
Türk pozisyonunun ABD’nin tutumundan diğer bir farkı da, ekonomik yaptırımlarla ilgili. Ankara bu aşamada böyle bir yönteme başvurmayı düşünmüyor.

Kritik günler
Bu bakımdan önümüzdeki günler gerçekten çok kritik. Eğer Esad yola gelirse, yani şiddete son verirse ve beklenen siyasi değişiklikleri de yaparsa, her şey normale dönebilir. O zaman ABD’nin planladığı sert çıkışlara da gerek kalmayabilir.
Aksi halde, Türkiye de hareketsiz kalmayacak, Başbakan’ın söylediği gibi “yeni bir süreç” başlayacaktır.
Bunun hangi opsiyonları ve tedbirleri içerdiği belli değil. Ama iş bu raddeye gelirse, herhalde Erdoğan’ın da yapacağı ilk şey, Beşar Esad’a alenen “çekil” demek olacaktır.