Fransız modeli...

Fransız modeli...


     Ulus - devlet ve güçlü merkezi yönetim sistemi konusunda çok hassas olan Fransa, bu temel kavramına Anayasa'sını değiştirmeden, bir esneklik getirme çabası içinde görünüyor.
       Başbakan Lionel Jospin'in hafta içinde açıkladığı "Korsika Planı", Fransız hükümetinin günümüzün koşullarına ve zorunluklarına uymak için, eski tutumunu değiştirmekte olduğunu ortaya koyuyor.
       Gerçi Fransa, örneğin Kuzey İrlanda - ve hatta İskoçya ve Galler - konusunda İngiltere'nin ve Bask bölgesi konusunda da İspanya'nın giriştiği köklü reformlara benzer bir politika değişikliğine yönelmiyor. Fransa'nın Korsika'ya veya ülkesinin herhangi bir başka bölgesine özerklik vermesi, hatta "yetki nakli" (devolution) ilkesini benimsemesi söz konusu değil.
     Fransa, toprak bütünlüğü, ulusal birlik - ve bu arada dil birliği - konusundaki geleneksel pozisyonunu koruyor ve bu anlayışını savunan Anayasa'sını da değiştirmeyi hiç düşünmüyor.
       Ancak, Korsika'daki olaylar, Fransız yetkililerini, bu temel pozisyon çerçevesinde, etnik ve kültürel kökenleri farklı olan vatandaşlarının isteklerini karşılamanın mümkün ve gerçekçi olacağı sonucunu çıkarmaya sevk etmiştir.
       Başbakan Jospin'in açıkladığı plan, işte bu yeni düşüncenin bir ürünüdür.
       * * *
       NAPOLEON'un doğum yeri olan Korsika, 1763'ten beri Fransa'nın bir parçasıdır. Bu adada yaşayan 300 bine yakın insanın büyük kısmı, kendisini Fransız saymakla birlikte, yüzyıllardan beri koruduğu kültürü, dili ve gelenekleri ile Korsikalı kimliğini sürdürmektedir.
       Son yıllarda evrensel bir akım haline gelen ayrılıkçılık veya özerklik eğilimi, Korsika'da da kendini belli etmeye başlamıştır. Hatta, ufak bir azınlık da olsalar, şiddete başvuran bazı militan gruplar da ortaya çıkmıştır.
       Paris, Korsika'dan gelen bu taleplere karşı daima Cumhuriyet'in - ve Anayasa'sının - temel ilkelerini vurgulamakla yetinmiştir. Ne var ki, Fransız hükümeti, artık bir "sorun" olduğunu inkar edemediği Korsika'daki duruma çare bulmak gerektiğini anlamış ve yeni bir politika oluşturmaya karar vermiştir.
       Paris, geçen yılın sonlarında militanların eylemlerine son vermeleri halinde, yerel Meclis'e mensup "seçilmişler" ile müzakereye oturacağını bildirmiştir. Yılbaşı arifesinde ateşin kesilmesi üzerine, Fransız hükümeti, diyaloğu başlatmıştır. Yaklaşık 7 ay süren görüşmelerin sonunda Jospin, çözüm modelini açıklamıştır.
       * * *
     BU plan, adadaki okullarda Korsika dilinin öğretilmesini, yerel Meclis'e bazı alanlarda (ulaşım, kültür, çevre, mali işler gibi) "sınırlı yasal yetkiler" verilmesini ve vergi konusunda bazı imtiyazlar tanınmasını öngörüyor.
       Bu formül Anayasa'da herhangi bir değişiklik gerektirmiyor. Dolayısı ile, örneğin resmi dilin Fransızca olması, yasama ve yürütme yetkilerinin Paris'te toplanması gibi temel ilkeler değişmiyor.
       Buna rağmen Jospin'in planı bazı Fransızları rahatsız etmiyor değil. Bundan hoşlanmayanlardan biri de İçişleri Bakanı Jean Pierre Chevenement'dir. Bu "ekol"e göre Korsika'ya bu haklar verilirse, ardından Fransa'nın başka bölgelerinden (Bröton'dan Alsas'a kadar) benzer talepler gelecek ve Fransa'nın ulusal birliği bozulacak...
       Korsikalıların bu plana tepkisine gelince, "seçilmişler" önerilerin çoğuna (bu arada dil konusuna) sıcak bakıyor. Milliyetçiler ("Nazione" Partisi gibi) yerel Meclis'e tam yasama yetkisi verilmesini istiyor.
     Ama gene de bir "orta yol" arayışı devam ediyor. Fransız hükümeti ile Korsikalı temsilciler, önümüzdeki perşembe Paris'te toplanıp uzlaşmaya çalışacak. Bakalım Paris'in esnekliğine, Korsikalılar nasıl karşılık verecek...


Yazara E-Posta: skohen@milliyet.com.tr