Gürcistan krizinden dersler

Savaş dahil, her büyük dünya olayından sonra çıkarılacak çok ders vardır. Gürcistan’daki olayların kopardığı büyük fırtına henüz yatışmış değil. Çatışmaların başlamasından 12 gün sonra ateşkesin dahi ne kadar kalıcı olacağı, bu krizin bölgesel ve küresel dengeleri nasıl değiştireceği belirsiz.
Bununla beraber, Gürcistan bunalımından daha şimdiden çıkarılabilecek bazı ibret verici sonuçlar var.
Bu derslerden biri, “güçlü”nün -haklı olsun veya olmasın- güçsüzü veya kendinden daha az güçlü olanı dize getirdiğidir.
Diğer önemli düşündürücü bir sonuç da, uluslararası ilişkilerde, genelde prensiplerden çok, çıkarların ağır bastığıdır.
Gürcistan krizinden çıkan ilk dersleri şöyle özetleyebiliriz:

HESAP HATASI AFFETMEZ!
Gürcistan lideri Saakaşvili, ülkenin toprak bütünlüğünü sağlamak için G. Osetya’ya karşı askeri operasyona girişirken (daha ilk günden belirttiğimiz gibi) vahim bir hesap hatası yaptı. Rusya’nın öylesine şiddetli bir karşılık vereceğini düşünemedi ve Batı’nın desteğine fazlasıyla güvendi.
Sonuç: Rusya’nın (kullanmaktan çekindiği) üstün gücü karşısında Gürcistan hem G. Osetya ve Abhazya’yı tamamen kaybetti, hem askeri, siyasi ve ekonomik bakımdan çok ağır bir darbe yedi...

GEREKÇE BULMAK KOLAY!
Güçlerine güvenen ülkeler, askeri bir müdahalede bulunurken, gerekçe bulmakta pek güçlük çekmezler. ABD’nin Irak’ta yaptığı gibi. Bu kez de Rusya Gürcistan’a saldırırken, en azından resmi gerekçe olarak, G. Osetya’daki vatandaşlarını “korumak” istediğini öne sürdü. Rusya bölgede yaşayan 70 bin G. Osetyalının çoğuna Rus pasaportu verdiği için, askeri müdahalesi için hazır bir “neden” -veya bahane- ortaya atmış oldu.
Oysa amacın çok daha büyük ve kapsamlı olduğu -harekâtın aldığı boyutlardan da- açıkça anlaşıldı. Gerçekten Moskova bu fırsatı zekice kullanarak, Batı’ya meyleden Gürcistan’a çok ağır bir darbe vurdu ve bu vesileyle Batı’ya, artık hafife alınacak bir ülke olmadığı mesajını verdi.

RUSYA ESKİSİ GİBİ DEĞİL
Rusya’nın basit bir askeri operasyonun ötesinde, direkt olarak Gürcistan devletini hedef alan müdahalesi, Moskova’nın artık, son zamanlarda kavuştuğu büyük gücünü kullanmaya hazır olduğunu ortaya koydu. Rusya, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden ve SSCB’nin dağılmasından sonraki Rusya değil artık. Siyasal ve ekonomik konumu, bugün Rus liderlerini, bu gücü daha büyük bir cesaretle gösterebilecek duruma getirmiş bulunuyor.

PRENSİPLER YORUMA TABİ!
Egemenlik, toprak bütünlüğü gibi prensipler, kâğıt üstünde, tüm ülkelerin kabul ettiği kurallardır. Ancak çoğu zaman “ulusal çıkarlar” bu ilkelerin farklı şekilde yorumlanmasına veya sunulmasına yol açıyor.
Kendi federatif yapısı içinde toprak bütünlüğü prensibini savunan Rusya, Kosova olayında da Sırbistan’a destek vermişti. Şimdi G. Osetya ve Abhazya’nın Gürcistan’dan ayrılmasını desteklerken, Rus liderleri bu halkların bağımsızlık hakkını savunuyorlar. Aslında bu ilkeler üzerinde “çifte standart” uygulayanlar sadece Ruslar değil. Bu çok yaygın bir uygulama. Menfaat dünyası bu!..

BÜYÜK OYUNUN AKTÖRLERİ
Gürcistan’daki olaylar, büyük devletlerin bu ülke üzerinden, bölgede oynadıkları “büyük oyun”un bir perdesi... Kafkaslar -Balkanlar’dan sonra- ABD ile Rusya’nın boy ölçüştüğü, adeta bir satranç tahtası...
Soğuk Savaş döneminde nüfuz alanları mücadelesinde ideoloji bir araç olarak kullanılıyordu. Şimdi bu mücadele doğrudan stratejik çıkarlar zemininde cereyan ediyor.
Yeni anlaşmazlıklar da o büyük aktörlerin menfaat çatışmalarının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor...

YENİ SOĞUK SAVAŞ MI?Şimdilik bu noktada değiliz. Ama Gürcistan krizinin yarattığı gerginlikler, yeniden bloklaşmaya, cepheleşmeye ve yer yer sürtüşmelere yol açabilir.
Bunun önlenmesi yakın geçmişteki olaylardan ders alınmasına bağlı...