Irak'ta yeni hükümeti beklerken...

Aslında el Maliki de, El Caferi gibi, Şii "Dava" partisine mensup. İkisi de vaktiyle Saddam rejimine karşı çıkmış ve bir süre Irak dışında (Suriye'de) yaşamıştı. El Maliki de Irak'ın toprak bütünlüğünün korumasını, anayasanın öngördüğü federal yapının pekişmesini ve ABD işgalinin de bir an önce son bulmasını istiyor.Parlamentonun ve Cumhurbaşkanı'nın El Maliki'ye bu görevi vermesi, halen bir hayli bölünmüş olan Irak toplumunun çeşitli kesimlerinin kendisine güvendiğini gösteriyor. El Maliki'den şimdi beklenen şey, bu belli başlı kesimlerin kabul edebileceği bir "temsili" hükümet kurması ve bir an önce işe koyulup ülkeyi iç barışa ve huzura kavuşturmasıdır.El Maliki'nin geniş tabanlı hükümeti kurmak için önünde bir ay var. Bağdat'taki gözlemciler koalisyonda kilit bakanlıkların (özellikle İçişleri ve Savunma bakanlıklarının) çeşitli siyasi ve etnik gruplara göre dağıtımının kolay olmayacağını belirtiyorlar. IRAK'ta seçimlerden dört ay sonra, nihayet hükümetin kurulması imkânı doğdu. Parlamentonun başbakanlığa getirdiği Cevad el Maliki'nin geniş tabanlı bir koalisyon oluşturma şansı, haftalarca boşuna uğraşan geçici Başbakan İbrahim el Caferi'ye oranla, daha yüksek görülüyor. Diğer bir zorluk da, bir an önce çeşitli etnik ve dinsel gruplara bağlı "bağımsız" güvenlik güçlerinin silahsızlandırılması ve ulusal ordunun kontrolü eline almasıdır. El Maliki ilk demecinde, bunu sağlamaya çalışacağını söyledi, ama bunda başarılı olması Şii, Sünni ve Kürt sivil ve askeri makamlarının böyle bir beraberliğe razı olmalarına bağlı...Oysa Saddam'ın devrilmesinden sonra, Irak'ta değişen güç dengeleri çerçevesinde, özellikle Şii grupların ve Kürtlerin elde ettikleri kazanımları korumak çabasını sürdürdükleri görülüyor. Bunun son örneklerinden biri Kerkük'teki durumdur."Washington Post"a göre 300 bin Kürdün yerleştiği Kerkük bölgesinde, şimdi Şii ve Sünni Araplar ile Kürtler arasında her an patlamaya hazır bir gerginlik hüküm sürüyor. Türkmenler kadar Araplar da (mezhepleri ne olursa olsun), Kürtlerin Kerkük'ü kendi kontrolleri altına almalarına karşı çıkıyorlar. Son olarak Şii lider Mukteda el Sadr'a bağlı "Mehdi Ordusu"na mensup yüzlerce "milis" Kerkük'e girdi. Buna karşılık Kürt "peşmergeleri"nin takviye birlikleri de kentte mevzilendi...Bu durumda "peşmergeler"den "Mehdi" milislerine kadar çeşitli askeri güçler silahları bırakmaya ve Irak ulusal ordusuna katılmaya razı olurlar mı? Yani Başbakan El Maliki bunu sağlayacak güç ve etkinliğe sahip mi? Bir sürü milis... Dün Ankara'ya gelen ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, birlikte seyahat ettiği Amerikan gazetecileriyle sohbetinde Irak'ta çeşitli milis güçlerinin ancak yeni hükümetin kurulmasıyla devre dışı bırakılabileceğini söylerken, PKK'yı da buna dahil etti.Diğer bir deyişle, Rice Kuzey Irak'taki PKK varlığının ortadan kaldırılması sorumluluğunu Irak'a ve yeni kurulacak hükümete bırakıyor.Bu açıdan bakıldığında akla bir dizi soru geliyor. El Maliki'nin hükümeti, ne kadar zamanda fiilen işe başlayacak? Kendi öncelikleri varken, PKK ile mücadeleye ne kadar önem verecek? İçinde Kürt unsurlarının da bulunacağı geniş tabanlı hükümet, böyle bir mücadele kararı alabilecek mi? Henüz güçlü bir ulusal ordu yokken, bu mücadeleyi etkin biçimde sürdürebilecek mi?..Rice topu El Maliki'ye atarken, acaba bu sorulara da yanıt aradı mı? skohen@milliyet.com.tr Bir dizi sorun

DİĞER YENİ YAZILAR