İran’la ilişkiler: İşbirliği ve rekabet

Başbakan Tayyip Erdoğan Tahran ziyaretinin başında “Kendimizi ikinci evimizde hissediyoruz” dedi ve yeni tanıştığı İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yle kucaklaştı...
Başbakan’la resmi müzakereleri İran adına yürüten Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cevheri, “Görüşmelerimiz Türk-İran ilişkilerinin canlandırılması için bir şanstır” şeklinde konuştu...
Bu ziyaret gerçekten iki tarafın da son zamanlarda sarsıntı geçiren ilişkilere yeni bir ivme kazandırmaya kararlı olduklarını ortaya koydu.
Bunun için ortam müsait. Cumhurbaşkanı Ruhani’nin iş başına gelmesinden sonra İran uluslararası platformda eski izolasyonundan kurtulmaya başladı. Geçen kasım ayında Cenevre’de gerçekleşen nükleer anlaşma sayesinde, İran’a karşı ekonomik yaptırımların giderek kalkması söz konusu. Başkan Obama dahi önceki günkü konuşmasında “İran’la uzlaşma sürecine bir şans tanınması gerektiğini” belirtti...
Kuşkusuz İran dünyaya açıldıkça ve onun üzerindeki uluslararası baskılar kalktıkça, Türk-İran ilişkilerinin özellikle ekonomik alanda- gelişmesi de kolaylaşacaktır.

Ticaretten enerjiye
Ziyaretin taşıdığı siyasi anlam dışında, Tahran’daki görüşmelerin ağırlık noktası ticaretten enerjiye kadar ekonomik işbirliği konuları oldu. Başbakan ticarette 2015 için 30 milyar dolar hedef koydu. (Bu rakam iki yıl önce 22, geçen yıl ise 13 milyar dolardı)...
Bu amaca yönelik bazı anlaşmalar imzalandı. Doğalgaz üzerindeki pazarlıklar bir hayli hararetli geçti. Henüz bir sonuca varılamadı ama bu konuda temaslar sürecek.
Tahran’da üzerinde mutabık kalınan “Üst Düzey İşbirliği Konseyi”nin kurulması fikrinin, Ruhani’nin önümüzdeki ay Ankara’ya yapacağı ziyaret sırasında imzalanması bekleniyor. Bu, iki ülke liderleri arasında istişarelerin kurumlaşmasını sağlayacak...
Bütün bu gelişmeler gerçekten iki tarafta da çeşitli alanlarda daha sıkı işbirliği için güçlü bir iradenin var olduğunu gösteriyor. Siyasi alanda mevcut görüş ayrılıklarına ve de rekabete rağmen...

Nüfuz mücadelesi
İki ülke arasında son zamanlarda soğukluk, hatta gerginlik yaratan sorunlardan biri, Suriye kriziyle ilgili. İki tarafın Suriye politikaları temelde birbirine zıt. Tek cümleyle, İran Esad’ı destekliyor, Türkiye ise muhalefeti. Bu zaman zaman İranlı ve Türk yetkililer arasında söz düellosuna dahi neden oluyor. (Başbakan’ın ziyaretinden birkaç saat önce dini lider Hamaney’in bir yardımcısı, Erdoğan’ın Suriye politikasına karşı ağır sözler sarf etti)...
Irak meselesinde de Ankara ile Tahran zaman zaman karşı karşıya geliyor. Bu ülkede de Ankara ve Tahran arasında gizli bir nüfuz mücadelesi cereyan ediyor.
Dışa fazla yansımamakla beraber, Suriye ve Irak başta olmak üzere, bölgede önemli bir aktör olmak isteyen iki ülke arasında ciddi bir rekabet var. İran bu yarışı dinsel ve mezhepsel enstrümanlarla, Türkiye ise daha çok diplomasi ve “yumuşak güç”le yürütmeye çalışıyor.
Buna rağmen, iki komşu ülke, bu rekabeti ve görüş ayrılıklarını ikinci plana itip, ortak çıkarlar ve işbirliği üzerinde odaklanmayı tercih ediyor. Tahran’daki son görüşmeler de bunu gözlerin önüne serdi.