Sami Kohen

Sami Kohen

skohen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Avrupa’da aşırı sağın ve İslamofobi’nin tırmandığı bir sırada, Londra’da yapılan belediye başkanlığı seçimlerini Pakistan kökenli Müslüman bir İngiliz vatandaşının kazanması üzerinde durulmaya değer bir anlam taşıyor.
Avrupa’nın en kalabalık başkenti olan Londra’daki seçimlerin sonucu iki bakımdan önemli: Birincisi muhalefetteki İşçi Partisi’nin rakibi Muhafazakâr Parti’yi yenerek bu mühim koltuğu ele geçirmesi; ikincisi de bu başarıyı gösteren kişinin Pakistanlı (yani yabancı) bir göçmenin oğlu olması...
Sadık Khan, bir otobüs şoförü olan babasından farklı olarak İngiltere’de iyi eğitim görmüş, avukat olmuş ve politikaya İşçi Partisi’nin saflarında atılmıştır.
Londra’daki seçimlerde, fakir göçmen ailesinin 45 yaşındaki oğlu, zengin ve soylu bir aileye mensup olan Muhafazakâr Parti ileri gelenlerinden Zac Goldsmith ile boy ölçüşmüş ve onu yenmeyi başarmıştır.
Farklılık içinde birlik
Bu başarıda Sadık Khan’ın kişisel yeteneği ve performansı kadar, İngiliz halkının ikinci kuşak farklı kökenli, Müslüman bir İngiliz vatandaşını desteklemeye yanaşmasının da büyük payı var.
Sadık Khan açısından, kazandığı seçim zaferi, kendisinin diliyle, kültürüyle, zihniyeti ve değerleriyle, İngiliz toplumuna tam entegre olmasının bir sonucudur.
İngiliz seçmenleri açısından İslam camiasına ve göçmen bir aileye mensup bir politikacıya destek vermek, sağduyunun ve olgunluğun bir göstergesidir.
Bu her iki tarafın da “farklılık içinde birlik beraberlik” prensibini benimsediğini ortaya koyuyor.
Bu zihniyet, Sadık Khan’ın dini ve etnik kimliğine bağlılığını etkilemiyor. Nitekim kendisi dini gelenekleri önemser, içki içmez, İslam camiasının sorunlarıyla ilgilenir. Ama seçim kampanyasında radikal İslam’ı desteklediğine dair ortaya atılan iddiaları kesinlikle reddetti. İlk seçim konuşmasını da bir “pub”da (barda) yapmakta sakınca görmedi... Başkan seçildikten sonra ilk resmi fonksiyonu Avrupa’daki Musevi soykırımını anmak için Londra’da düzenlenen törene katılmak oldu...
Madalyonun öbür yüzü
İngiltere’de olduğu gibi, Avrupa’nın birçok ülkesinde, politikada öne çıkan ve milletvekili, hatta bakan olan pek çok yabancı kökenli Müslüman (Türkler dahil) saymak mümkün.
Ancak madalyonun öbür yüzü de vardır: Özellikle son zamanlarda Avrupa’da aşırı sağcı hareketler ve İslam aleyhtarlığı giderek yayılıyor. Bu nefret ve düşmanlık dalgası, Avrupa’daki milyonlarca Müslüman’ın yaşamını zorlaştırıyor ve geleceğini de karartıyor.
Londra’daki seçimlerin sonucu bu olumsuzluklara karşı iyi bir örnek olarak duruyor. Ama bu sadece bir simge olarak kalmamalı, daha etkin ve yaygın hale gelmelidir.