İsrail ile nasıl bir ilişki?

Yeni bir teyit de Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’ndan geldi. Bakan Ankara’daki bir basın toplantısında “İsrail ile problemlerin önemli ölçüde aşıldığını” açıkladı ve iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesinin yakında gerçekleşeceğinin işaretini verdi.
Başbakan Tayyip Erdoğan da geçen hafta bir Amerikalı gazeteciyle yaptığı söyleşide iki ülke arasındaki anlaşmanın imzalanmasının ve büyükelçilerin teati edilmesinin önümüzdeki haftalarda gerçekleşebileceğini söylemişti.
2010 yılındaki “Mavi Marmara” olayından sonra kopan diplomatik bağların ve tüm resmi temasların yeniden kurulması amacıyla görüşmeler bir yıldan fazla bir zamandır devam ediyor.
Bu arada İsrail, Türkiye’nin “olmazsa olmaz” diye öne sürdüğü üç şarttan birini -resmi özrü- yerine getirdi. Şimdi tazminat ve Gazze’nin ablukasına ilişkin şartlar üzerinde prensip mutabakatına varıldığı ve son bazı detaylar üzerinde çalışıldığı anlaşılıyor.

Yeni fırsatlar
Bunlar birkaç ay öncesine kadar aşılamaz sanılan engellerdi. Şimdi Davutoğlu’nun da belirttiği gibi bu engellerin aşıldığı görülüyor.
Diplomasi böyle bir şey işteÖ Tabii bunda önemli olan iki tarafın da ilişkileri düzeltmek ihtiyacını duyması ve bu yönde kararlılık göstermesidir.
İlişkilerin iyileştirilmesi arzusunda muhakkak ki, stratejik ve güvenlik faktörlerinin geniş etkisi var. Hele bölgede dengeleri değiştiren ve yeni tehditler oluşturan Suriye’deki olaylardan sonra...
Obama yönetiminin ilişkilerin bir an önce normalleştirilmesi için sürekli olarak yaptığı baskılar da bir başka faktör.
Bu arada yeni ortaya çıkan bir ekonomik faktör var ki, bizce en büyük etkenlerden biri olmuştur. O da, Doğu Akdeniz’de keşfedilen zengin doğalgaz kaynakları. Bunun önümüzdeki yıllarda Türkiye yolu ile Avrupa’ya ulaştırılması fikri, şimdiden heyecan uyandıran, umutlar yaratan bir proje ve de Türkiye için bir altın fırsat...
İşte bu çeşitli faktörler Türkiye’yi -ve aynı sebeplerden İsrail’i- ilişkileri iyileştirmek için mevcut uyuşmazlıkları halletmeye teşvik etmiştir.

Üslup ve güven
“Mavi Marmara” başta olmak üzere son zamanlarda olup biten olumsuzlukların bıraktığı izleri bir çırpıda gidermek kolay olmayabilir. Yani büyükelçilerin teati edileceği günün ertesinde ilişkilerde hemen büyük bir canlanma beklenmemeli.
Bunun için karşılıklı güven havasının oluşması gerek. Bunda siyasi liderlerin davranışlarının ve özellikle konuşma üslubunun önemli etkisi var.
İstanbul’daki Kültür Üniversitesi’ne bağlı Küresel Siyasi Trendler Merkezi’nin (GPOT) İsrail’deki Bölgesel Dış İlişkiler Enstitüsü (MİTVİM) ile önceki gün düzenlediği yuvarlak masa konferansında Türk ve İsrailli akademisyenler ve yazarlar ilişkilere nasıl bir yeni şekil vermek gerektiğini tartıştılar.
Yeni dönemde ilişkilerde ikili bazda ekonomik, siyasi ve askeri işbirliğinin yanı sıra, bölgesel sorunlar üzerinde ortak stratejik çalışmaların da ağırlık kazanması söz konusu.
Ancak bu noktaya varmak için her şeyden önce varılacak anlaşmanın iki ülkede de gereken siyasi onayı ve de kamuoyunun desteğini sağlaması gerekecek.