İsteyen kim?..

İsteyen kim?..

       TERÖRİST başı Abdullah Öcalan, "aranan adam" iken, şimdi bir de "istenmeyen adam" oldu.
       Suriye'den çıkarıldığı andan itibaren, Apo'nun her gittiği veya gitmek istediği ülke, kendisinden kurtulmaya veya ondan uzak durmaya çalışıyor.
       Rusya onu sınır dışı etti. İtalya gerçi başta bazı siyasi güçlerin çabası ile ona yakınlık gösterdi, ama artık D'Alema hükümeti de onu kendi topraklarında tutmak istemiyor. İtalyanlar idam cezasının hala Türk yasalarında yer alması nedeni ile, Öcalan'ı Türkiye'ye iade etmeye taraftar değiller; ama onu mahkeme kararı ve tutuklama emri çıkartan Almanya'ya pas etmek peşindeler. Ne var ki, Almanya, Öcalan'ın Almanya'da PKK yanlısı gösterilere ve Türk - Kürt çatışmalarına yol açacağı korkusu ile buna yanaşmıyor. Bu dün, Schroeder - D'Alema görüşmesinde de açıkça ortaya çıktı.
       * * *
       PEKİ, Avrupa'da (ve herhalde bir iki ülke dışında dünyada) kimse tarafından "istenmeyen" terörist başı ne olacak? İtalya'da bir süre daha (bugünkü statüsü ile) mı kalacak, yoksa bir "üçüncü ülkeye" mi postalanacak? Onu kim yargılayacak? Almanların ve de İtalyanların önerdiği gibi, uluslararası bir mahkeme mi kurulacak?..
     Aslında Öcalan'ın, onu "arayan" ve "isteyen" tek ülke olan Türkiye'ye teslim edilmesi gerekir. Bu talebin, dün tamamlanan dosyalarda yer alan, sağlam hukuki argümanları var. Kaldı ki, İtalya'dan Almanya'ya ve İsveç'e kadar, kendisini "istemeyen" ülkelerin bu "başbelası"ndan kurtulmalarının tek yolu da Türkiye'ye iadesidir.
       Bu nasıl olacak? Bir yandan Türkiye'nin bazı gerekleri yerine getirmesi, bir yandan da Avrupa ülkelerinin Türkiye ile işbirliği yapması ile.
       Türkiye'nin ivedilikle yapması gereken şey, idam cezasını kaldırmaktır. Prof. Uğur Alacakaptan'dan Prof. Mümtaz Soysal'a kadar, ülkemizin önde gelen hukukçularının son günlerde sık sık tekrarladığı gibi, Türkiye'de hükümet ve Meclis bu konuda bir adım atarsa, artık İtalyanların - veya başkalarının - elindeki gerekçe kendiliğinden ortadan kalkar. Hele bunu, Mümtaz Hoca'nın belirttiği gibi, bir de insan hakları alanında bazı olumlu davranışlar izlerse, artık kimse söyleyecek şey bulamaz.
     Şu anda Türkiye'nin önünde bunu gerçekleştirmek için tarihi bir fırsat var. Yılmaz hükümetinin giderayak gerçekleştireceği en önemli icraat, bu konudaki yasa tasarısını bir an önce Meclis'e sunmaktır. Parlamenterlerin de seçim havasına girmeden önce yapacakları en büyük hizmet, bu yasayı ivedilikle geçirmektir.
       Gerçekçi olmak gerek. Eğer bu düzenleme yapılmazsa, Apo sorunu Avrupa'da (veya dünyanın başka yerlerinde) başımızı çok ağrıtacaktır...
       * * *
       DÜNYA birkaç gündür, Öcalan'ın yanı sıra, işlediği suçlar nedeni ile "istenen" bir başka adamdan - Alfonso Pinochet'den - söz ediyor.
     İlk bakışta iki olay arasında ilginç benzerlikler var: Şili diktatörü, iktidarda bulunduğu dönemde cinayet, işkence, adam kaçırma gibi "insanlığa karşı suçlar"dan ötürü aranıyor ve isteniyor. Onun halen bulunduğu İngiltere tarafından kendisine teslim edilmesini isteyen başlıca ülke İspanya. Madrid, o dönemde bazı İspanyol vatandaşlarının öldürülmesinden sorumlu tuttuğu Pinochet'yi kendi mahkemelerinde yargılamak istiyor.
     Olayın (Apo olayında olduğu gibi) hukuki ve ayrıca siyasi yönleri var. Hukuki alanda İngiltere'de ilk atılan adım, Lordlar Kamarası yüksek yargı organının şimdi "temelli" senatör olan Pinochet'nin dokunulmazlığını kaldırmasıdır. Hemen belirtelim ki bu, İspanya'ya teslim edileceği veya başka yerde yargılanacağı anlamına gelmez. Bu kararı - siyasi alanda - önce İçişleri Bakanı, sonra da Londra'daki mahkeme verecektir. Ancak Şili diktatörünün geçmişteki suçları için hesap vermesi, kaçınılmaz. "Times"ın yazdığı gibi, artık yeryüzünde insanlığa karşı suç işleyen hiçbir kimse serbestçe dolaşamayacaktır.
       Ne gariptir ki, Pinochet Şili dışındaki ülkelerce (İspanya'dan sonra Fransa, İsviçre ve hatta İtalya da sırada) "isteniyor". Öcalan'ı ise, Türkiye'den başka "isteyen yok.
       Bu da Türkiye'yi (kendi ev ödevini acele yapmasından sonra) haklı çıkartacak bir durum...




Yazara E-Posta: s.kohen@milliyet.com.tr

DİĞER YENİ YAZILAR