Kıbrıs'ta neyin süreci?

Papadopulos şimdi daha açık konuşuyor ve "üniter devlet"ten başka bir çözümü asla kabul etmeyeceğini söylüyor. Nitekim Fransız "L'Express" dergisine verdiği demeçte, adeta baklayı ağzından çıkararak, Türklerin adada azınlıkta olduklarını hatırlatıyor ve çözümün "tek millet, tek devlet" anlayışına dayalı olması gerektiğini belirtiyor... KIBRIS Rum Cumhurbaşkanı Tasos Papodopulos'un kafasında ve gönlünde ne yattığı öteden beri biliniyor. Onun vizyonu ve hedefi, adada Rum çoğunluğun hâkim olacağı bir "üniter devlet" kurmaktır. Bu nedenle Rum lideri Türklerin ve Rumların eşitliğine dayalı iki bölgeli bir federasyon üzerinde yapılan çeşitli müzakereleri hep yokuşa sürmüş, Annan Planı'na karşı çıkmış ve 2004 referandumunda da halkına "hayır" dedirtmişti. Rum liderinin ortaya koyduğu yeni tavır, aslında 1970'lerden beri devam eden görüşmelerde iki tarafça da kabul edilen temel ilke ve parametreleri de bir yana itiyor. 1977 ve 1979 yıllarında varılan anlaşmalarda öngörülen iki bölgeli, iki kesimli federal sistem, 30 yıldır devam edegelen tüm müzakerelerde esas alınıyordu. Şimdi Papadopulos'un bu ilkelere karşı çıkması ve Rum hâkimiyetindeki bir üniter devletten söz etmesi, bu süreci rayından çıkarıyor.Nitekim KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a gönderdiği mektupta Papadopulos'un "talihsiz" açıklamasının benimsenen parametrelere ters düştüğünü ve yeni çözüm çabalarının önünü kestiğini belirtti.Önceki gün, İstanbul'da "Doğan Güncel" toplantısında "Kıbrıs sorununda yeni süreç" başlıklı bir sunuş yapan Talat, Rum liderinin aslında "Osmosis" yoluyla Kuzey'i Rum yönetimi altında Güney'le birleştirmeyi amaçladığını, bu durumda bir çözüme varmanın mümkün olmadığını söyledi. Talat'a göre, tek umut, uluslararası camianın (özellikle BM'nin ve AB'nin) daha aktif olarak devreye girmesi, Papadopulos'u uzlaşmaya zorlamasıdır. Ne var ki, uluslararası camia da şu ana kadar bu yönde bir irade göstermiş değil. Tasos'un hayalleri Açıkçası biz bu kez Talat'ı, umutlarını biraz daha yitirmiş olarak gördük. O Talat ki, iktidara geldikten sonra Annan Planı bazında "birleşme" için büyük çaba harcamış, inanç ve umutlarını Rumların "hayır" dediği referandumdan sonra dahi sürdürmüştür... Ne yazık ki bu aşamada Papadopulos gibi bir "şahin"in işbaşında olması, ayrıca Güney Kıbrıs'ı üye aldıktan sonra AB'nin Rumların manevralarına boyun eğmesi büyük bir talihsizlik olmuştur...Rum kesiminde önümüzdeki pazar günü yapılacak meclis seçimleri öncesinde düzenlenen anketlerin sonuçları da, halkın önemli bir kısmının -gençler de dahil- Papadopulos'un dümen suyundan gittiğini gösteriyor. Nitekim Rumların çoğu, Annan planına bugün de "hayır" dediklerini belirtiyorlar. Rumların genel tavrı bu olduğuna göre, müzakere sürecinin yeniden başlaması hayal... Önümüzdeki aylarda diplomasi işleyecekse, daha çok taktik amaçlı olacak, bu arada daha çok AB içinde limanların açılması gibi konular tartışılacaktır.Ama temel çözümle ilgili süreç, açıkçası tıkalı görünüyor.Türkler açısından belki yeni süreç, bir "alternatif çözüm arayışı" süreci olacaktır. Bu konuda çeşitli modeller ve formüller düşünülüyor. (Slovakya, Karadağ, Kosova gibi)...Her halükârda, bu yeni süreç, Papapodulos'un hayal ettiği "Osmosis" yoluyla "birleşme"yi veya "üniter" devleti değil, tam aksine "taksim"i ve "iki devlet" düzenini getirmeye daha müsaittir... skohen@milliyet.com.tr Talat'ın umutları