Kızmak değil, kazanmak önemli

Eklenme Tarihi21.05.2019 - 1:30-Güncellenme Tarihi21.05.2019 - 7:57

Günlük hayatta, ticarette, politikada, diplomaside, sporda, oyunda kızmak değil, kazanmak esastır.

Aslında kızmak kolay, kazanmak daha zordur.

Kızmak doğal bir duygusal tepki sayılabilir, ama isteneni elde etmenin veya bir sorunu çözümlemenin yolu bu değil.

Kazanmak için rasyonel davranmak, sabırlı ve sebatkâr olmak ve çabuk pes etmemek gerek.

İnsan kızarak içini boşaltabilir, egosunu tatmin edebilir, hatta bir nebze rahatlayabilir. Ama bu şekilde pratikte istediğini elde edemiyorsa veya karşılaştığı bir meseleyi çözemiyorsa bir şey kazanmamış, belki de çok şey kaybetmiş duruma düşebilir.

***

Bu düşünceler, geçen cumartesi sabahı sevgili Hakan Çelik’in CNN-Türk’teki bir programını izlerken aklımıza geldi. Eurovision konusunun ele alındığı bu programda, Çelik TRT’nin eski sunucularından Bülent Özveren ve prodüktör Nino Varon ile Türkiye’nin bu uluslararası etkinliğe katıldığı yılları ve sonra ani bir kararla bundan ayrılışını gündeme getirdi. Bu ilginç konuşmalardan çıkan sonuç, Eurovision’dan kopmanın Türkiye için bir kayıp olduğudur.

***

Bu program, nakledilen bütün anılarıyla, bizi Türk halkının bir Eurovision tutkusu yaşadığı yıllara götürdü.

Bu tutku 1975’te Türkiye’nin bu Avrupa kurumuna girmesiyle başladı. 1980’lerde ve 1990’larda Eurovision finallerinin yapıldığı gece, İstanbul’da sokaklarda insan bulamazdınız. Herkes evinde TV’nin başında, yarışmayı adeta bir futbol maçı veya bir milli dava heyecanıyla izlerdi. Bu, öylesine popüler, sevilen bir müzik ve eğlence olayı idi... O yıllarda Eurovision’da Türkiye’nin başarıları da oldu, yenilgileri de. Türk sanatçıları bu uluslararası topluluğun düzeyine ulaşmak için büyük çaba harcadı. Türkiye zaman zaman haksızlığa uğramadı da değil...

İşte Türkiye buna kızarak tepki gösterdi ve 2013’te Eurovision’dan ayrıldı. O zamandan beri bu uluslararası sanat etkinliğinde Türkiye yok. Avrupa ülkelerinin çoğu orada. Hatta Avrupa kıtasında yer almayan ülkeler de... Türkiye’nin yokluğu gerçekten üzücü.

Bu tepkisel karardan ne kazandık, ne kaybettik? Bunun hesabını şimdi soğukkanlılıkla yapmak gerek.

Evet, Eurovision’da bölgesel bazda birtakım gruplaşmalar ve karşılıklı destek pazarlıkları da oluyor. Bu da bazı haksızlıklar yaratmıyor değil. Ama buna karşı çıkmanın yolu kızıp kurumdan kopmak olmasa gerek. Herkes gibi oyunu kurallarına göre oynamak, lobi yapmak, mücadele etmek icap eder.

Eurovision sayesinde Türkiye müzik, eğlence ve tanıtım alanlarında çok şey öğrendi, çok yeni sanatçı ve sanatsever yetişti. Eurovision’un dışında kalması bu bakımdan bir kayıp.

***

Baştaki düşüncelerimize dönelim.

Kızmak değil, kazanmak önemli dedik. Eurovision ile ilgili tecrübe, sadece bunun ufak bir örneği.

Diplomasiden ekonomiye kadar, dünyaya açılırken ve küresel roller üstlenirken, bu kuralı benimsemekte büyük yarar vardır.