Libya yeni bir Suriye mi?

Libya yeni bir Suriye mi oluyor?

Doğu Akdeniz’deki krizin Libya üzerine odaklanmasından beri birçok çevrede bu soru kaygıyla tartışılıyor.

İlk bakışta bu endişeye yol açan birtakım benzerlikler görmek mümkün. Örneğin Libya, Suriye’de 8 yıl önce başlayan iç savaşa benzer bir durumla karşı karşıya. İkisinde de merkezi hükümet, ülkenin tümüne hakim değil, bölünmüş durumda. İçerideki cepheleşme karşısında, dış güçler kendi çıkarlarına göre, farklı eksenlerde yer alıyorlar.

Libya’daki durum, Suriye’deki gibi, giderek bir “vekâlet savaşı’na dönüşüyor. Kriz her gün biraz daha tırmanıyor ve uluslararası gerginliği artırıyor.
Bütün bu benzerliklere rağmen, Libya’daki olayları Suriye’dekilerden ayıran önemli farklar da vardır. Her şeyden önce iki ülkenin siyasal ve sosyal yapıları değişik, iç çatışmaların ve krizin sebepleri farklı. Libya’da General Hafter’in emrindeki “Ulusal Ordu” adlı muhalif güç, ülkenin geniş kesimine hâkim. Meşru sayılan Sarraj liderliğindeki merkezi hükümet sadece Trablus bölgesinde bir varlık gösteriyor. Suriye’de ülkenin geniş kısmını kontrol eden Esad rejimine karşı irili ufaklı pek çok silahlı, cihatçı grup var.

Önemli bir fark da, dış güçlerin pozisyonu: Suriye’de Rusya ve İran Esad’ın safında savaşıyor. Libya’da ise Rusya el altından, Mısır, Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Fransa açıkça muhaliflere destek veriyor.

Türkiye açısından

Libya ile Suriye olaylarını Türkiye açısından ele aldığımızda da benzerlikten daha çok, önemli farklar ortaya çıkıyor.

Ankara, Libya’da başkent Trablus’taki meşru Sarraj yönetimini tanıyor ve ilişkilerini onunla sürdürüyor. Suriye’de ise, BM’nin meşru saydığı Şam’daki Esad yönetimini tanımıyor ve onu muhatap saymıyor.

Türkiye Suriye’de Esad rejimine karşı olan bir kısım muhaliflerden oluşan bir “Ulusal Ordu” kurdu. Libya’da General Hafter’in muhalif güçlerine karşı Trablus’taki rejimi destekliyor.

Ankara Suriye’de giriştiği askeri müdahaleye gerekçe olarak “güvenlik ve beka” faktörlerini öne sürdü. Bu “sınır ötesi” operasyonlarının, BM tarafından da kabul edilen “meşru” savunma” ihtiyacından dolayı ve terörle mücadele amacı çerçevesinde yapıldığını açıkladı. Libya’ya asker gönderme kararı için gerekçe ise Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki “yaşamsal çıkarları” argümanına dayanıyor.

Libya merkezi hükümetine Türkiye’nin askeri desteği, Sarraj yönetimini iç ve dış düşmanlarına karşı korumak, onun bekasını sağlamak amacı güdüyor. Türkiye’nin Suriye’deki askeri müdahalesi ise sınır bölgesini YPG teröristlerinden arındırmayı hedefliyor. Suriye Türkiye’nin karada sınırdaşı, Libya ise Türkiye’den 2 bin kilometre mesafede. Trablus’a askeri destek, deniz aşırı bir hareket oluyor.

Libya olaylarında yukarıda saydığımız ülkeler General Hafter’i desteklerken Türkiye Sarraj rejiminin yanında yer alıyor. Suriye’de Ankara, Rusya ve İran ile beraber Astana sürecini yürütüyor. Oysa onların ikisi de Esad’ın destekçisidir.

Hâsılı, bazı benzerlikleri, fakat daha çok farklıkları ve çelişkileriyle Libya meselesi gerçekten kafaları karıştıran ve kaygı yaratan bir denklem…
Ümit ederiz ki sonuçta Libya yeni bir Suriye olmaz...