Sami Kohen

Sami Kohen

skohen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad el Thani’nin, Ankara ziyaretinden iki gün sonra, Mısır’la bozuk ilişkilerini normalleştirme kararını ilan etmesi, Türkiye için düşündürücü bir gelişme.
Katar, Mısır’daki darbeden sonra, Türkiye ile birlikte Sisi yönetimine karşı tutum alan bir ülke. Bu duruş kendisini Körfez ve diğer bölge ülkeleri karşısında yalnızlığa itmişti.
Katar İslam ülkelerinin yanı sıra ABD ve AB’den Rusya’ya ve Çin’e kadar bütün ülkelerin tanıdığı ve iyi ilişkiler kurmaya çalıştığı Mısır’la, daha uzun süre küskün kalmanın bir yarar sağlamayacağını kavradı ve Sisi ile barışmaya karar verdi. Katar Emiri bu hafta özel bir temsilcisini Kahire’ye gönderdi. Temsilcinin Cumhurbaşkanı Sisi ile görüşmesinden sonra, Katar’da yayımlanan açıklamada, iki ülkenin “derin kardeşlik bağları”nın önemi vurgulandı...
***
Bu olay Mısır’daki yeni yönetimi tanımamakta ve Sisi’ye karşı sert tutum sürdürmekte ısrar eden Ankara’yı daha da yalnızlaşmış bir duruma düşürüyor.
Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbenin başından beri savunduğu politikanın bir “ilkesel” yanı var tabii. Hükümet askeri müdahaleyi yasadışı sayıyor, seçim yoluyla iktidara gelen Mursi’nin alaşağı edilmesine ve yüzlerce destekçisinin idam cezasına çarptırılmasına şiddetle karşı çıkıyor. İktidarın Müslüman Kardeşler’e desteği, yeni rejimin aleyhindeki retoriği, sonuçta Ankara ile Kahire arasındaki diplomatik ilişkilerin kesilmesine yol açmıştır.
Açıkçası, bu durumdan daha çok zararlı çıkan Türkiye oldu. Ankara bölgesel bazı rollerini Kahire’ye kaptırdı. Ayrıca Türkiye bu kopukluktan dolayı ekonomik kaybı da gördü...
Daha önceki yazılarımızda da bu durumu sürdürmenin yararı olmayacağını, Mısır politikasında daha gerçekçi ve pragmatik bir yaklaşımla yeni bir ayar yapmak gerektiğini savunduk. Katar’ın attığı adım bunu yeniden hatırlatma fırsatını veriyor.

Haberin Devamı

Tunus farkı

Tam 4 yıl önce bugünlerde Tunus’ta dikta rejimine karşı düzenlenen gösteriler sırasında Sidi Buzi kentinde Muhammed Buazia adında bir genç kendini yakarak, ülkesinde devrimi ve K. Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar geniş bir coğrafyada Arap Baharı’nı başlatmıştı.
Dört yıl sonra, geçen pazar yapılan başkanlık seçimleriyle, Tunus’taki “geçiş süreci” tamamlanmış, ülke demokratik döneme ayağını atmış bulunuyor.
Tunus Arap Baharı’nın bu koca coğrafyada çiçek açtığı tek ülke durumda. Şimdi de yeni seçilen laik Cumhurbaşkanı Baci Kadi es Sibsi yönetimde, iki ay önce seçilen ve çeşitli partilerin temsil edildiği parlamentosuyla, Tunus diğer Arap ülkeleri için bir “rol model” sayılıyor.
Tunus’u farklı -ve de bu yeni deneyde başarılı- kılan birçok faktör var.
1) Sivil otorite. Tunus’ta asker politikaya karışmaz.
2) Homojen yapı. Tunus’ta etnik, mezhepsel sürtüşme yok.
3) Kültür ve zihniyet. Tunuslular hoşgörülü ve uzlaşıcıdırlar.
4) Laik düzen. İslam kökenli Ennahar seküler sisteme saygılı, diğer partilerle uzlaşan ve ortaklık kuran bir parti. Başındaki Reşat Gannuşi de pragmatik bir lider.
5) Ekonomik düzey. Tunus’ta güçlenen bir orta sınıf var. Eğitim düzeyi de oldukça yüksek.
Şimdi gözler Tunus’un yeni dönemdeki deneyimlerine çevriliyor.