NATO-AB aksaklığı ve Türkiye...

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, geçen hafta Ankara’yı ziyaretinde, NATO ile AB arasındaki işbirliğinde ciddi bir sıkıntı yaşandığını ve bunun özellikle Afganistan’daki ortak operasyonları aksattığını söylemişti.
İki topluluk arasında güvenlik alanında doğru dürüst bir uyum sağlanamadığı için, NATO’nun Avrupa Birliği’nin Afganistan’daki misyonlarına gereken desteği veremediği doğrudur.
NATO yetkilileri, bir süreden beri bu durumdan şikâyetçidir.
Aslında NATO ile AB, farklı kulvarlarda faaliyette bulunmakla beraber, son yıllarda savunma ve güvenlik alanında birlikte çalışmaya başlamıştır. Bu işbirliğinin tohumları 2000’in başlarında atılmış, 2003 yılında “Berlin Plus” diye anılan bir anlaşmayla, AB’ye, NATO’nun olanaklarından yararlanma hakkı tanınmıştı.
Bu çerçevede NATO ile AB gerçekten birçok güvenlik (veya barış) misyonunda birlikte çalışabilmiştir. Makedonya, Bosna-Hersek ve Kosova’daki operasyonlar bunların canlı örnekleridir.
Türkiye bu misyonlarda önemli bir varlık göstermiş ve daha baştan “Berlin Plus” mutabakatını desteklemiştir.

Karşılıklı beklentiler
SORUN özellikle son zamanlarda AB’nin oluşturmaya çalıştığı Avrupa Güvenlik ve Savunma Projesi’nden (AGSP) Türkiye’yi uzak tutmak istemesinden kaynaklanıyor. Bu arada 2005’te Kıbrıs Rum kesiminin (Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında) AB üyesi olmasından sonra, Türkiye’nin güvenlik alanında AB’nin kurumlarıyla (örneğin Avrupa Savunma Ajansı EDA ile) bir bağ kurup ortak çalışmalara katılması imkânsızlaşmıştır.
AB’nin bu tavrına Türkiye de, bir NATO üyesi olarak, karşılık vermekten geri kalmamış, Kıbrıs Rum yönetiminin NATO’nun olanaklarından yararlanmasını ve ittifakın onunla savunma ve güvenlik konularında işbirliği kurmasını engellemiştir.
Sonuçta bu öyle bir kısır döngü yarattı ki, NATO’nun AB ile -halen Afganistan’da görüldüğü gibi- etkin bir işbirliği kurması zorlaşmış, hatta imkânsızlaşmış bulunuyor.
Genel Sekreter Rasmussen Ankara’daki açıklamasında, NATO ile AB arasında Afganistan’da işbirliğinin hayati bir önem taşıdığını belirtmiş, ama bunun bir yandan Türkiye’nin AB ile, diğer yandan Kıbrıs’ın da NATO ile güvenlik konusunda bir anlaşmanın bulunmaması yüzünden sağlanamadığını hatırlatmıştır.
Rasmussen’in deyişiyle “Artık bu meseleye pragmatik çözümler bulmalıyız”.
Bunu söylerken tabii Türkiye’den de beklentileri olduğu mesajını verdi. Ancak Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da buna cevaben. Türkiye için meselenin “ilkesel temelde bir tavır olduğunu Ankara’nın da daha önce çeşitli toplantılarda girişilen taahhüdün yerine getirilmesini beklediğini söyledi.

Ortak sorumluluk
ASLINDA bu sorunun NATO ile AB üst düzey yetkilileri tarafından bir an önce birlikte ele alınması gerekiyor. Aksi halde Rasmussen’in söyledikleri -daha önce selefinin de söyledikleri gibi- havada kalmaya mahkûm...
NATO’nun beklentisi Türkiye’nin daha esnek davranıp AB’nin NATO’dan destek görmesi yolunu açmasıdır.
Peki AB buna karşılık ne yapacak? Kıbrıs Rum yönetimi nasıl hareket edecek? Bu konuda AB’nin de “pragmatik bir çözüm” üretmek için bir çabası var mı?
Afganistan’da şikâyet konusu olan aksamayı gidermenin sorumluluğu, Türkiye’yi hâlâ dışlayan AB’ye de düşüyor...