Ne umuluyordu, ne oldu?

Aradan tam 30 yıl geçti. Farklı bir Avrupa, farklı bir dünya ortaya çıktı... Peki, esas arzulanan, umulan neydi, ne oldu?

9 Kasım 1989, yakın tarihte bir milat oluşturuyor. O gün Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla yeni bir dönem başlıyordu. Olay sadece yıllar boyunca adeta bir açık hava hapishanesinde yaşayan Doğu Berlin sakinlerinin çekiç ve baltalarla Utanç Duvarı’nı delerek kentin Batı kesimine geçmesinden ibaret değildi. Doğu’daki komünist rejimin ördüğü bu 115 kilometre uzunluğundaki duvar, Almanya’daki bölünmenin, Avrupa’daki bloklaşmanın ve dünyadaki Soğuk Savaş’ın bir nevi sembolü olmuştu. Dolayısıyla, Berlin Duvarı’nın ortadan kalkması, bölünmüş Berlin’in ve de Almanya’nın yeniden birleşmesinin, ayrıca özgürlük hareketinin adeta bir “domino etkisi” ile diğer Doğu Avrupa ülkelerine yayılmasına yol açıyordu... Aynı hareket çok geçmeden Sovyetler Birliği’nde de kendisini göstererek, orada da Mihail Gorbaçov’un liderliğindeki komünist rejim kendisini feshedecek, SSCB dağılacak, 40 yıllık Soğuk Savaş son bulacaktı...

Geçen cumartesi günü törenlerle 30. yıl dönümü kutlanan Berlin Duvarı’nın yıkılışı işte öylesine önemli, tarihi bir olayı simgeliyordu.

30 yıl önce...

Berlin Duvarı’nın çöküşünün yarattığı heyecan arasında sadece Almanlar ve Avrupalılar değil, tüm dünya halkları da büyük ümitlere kapıldılar. Artık yeni bir dünya düzeni kurulacaktı... Soğuk Savaş’ın gerginlikleri sona erecek, barış ve huzur hüküm sürecekti... Avrupa’daki bölünme ve kamplaşma tarihe karışacak, birleşme, hatta entegrasyon aşamasına geçilecekti... İdeolojik ağırlıklı otoriter, baskı rejimlerinin yerine, çoğulcu, demokratik yönetimler iş başına gelecek, insanlar her türlü serbestiden ve temel haklardan yararlana- bilecekti... Günlük yaşam koşulları iyileşecek, refah düzeyi yükselecekti...

Aslında bu beklenti bütün dünya insanları tarafından da paylaşılıyor, değişimin küresel boyutlar alacağı umuluyordu...

30 yıl sonra...

Berlin Duvarı’nın yıkılışının 30. yıl dönümü bu beklentilerin gerçekleşmesi yolunda ne kadar mesafe kat ettiği sorusunu da gündeme getirdi.

Tabii ki bu arada özellikle Avrupa’da çok şey değişti, siyasetten ekonomiye kadar olumlu gelişmeler de oldu. Ama tablo, gerek Avrupa’da gerekse küresel çapta çok da iç açıcı değil.

Evet, Soğuk Savaş’ın 1989’dan itibaren sona erdiği ilan edildi. Ama daha sonraki yıllarda yer yer Soğuk Savaş dönemini anımsatan sürtüşmeler, gerginlikler yaşanmaya başladı... Eski bloklaşmanın yerine yeni kamplaşmalar oluştu... ABD’nin başını çektiği Batı ile Rusya arasında yeni krizler ve gerginlikler çıkarken, Batı ve hatta Avrupa içinde de çatlaklar ortaya çıktı... ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşı da, küresel ekonomide sarsıntılar yarattı... Özellikle Ortadoğu, bölge ülkelerinin yanı sıra, küresel güçlerin de bir çatışma odağı oldu...

Bu arada Avrupa’da da terör, göç, ayrılıkçılık, aşırı milliyetçilik, yabancı düşmanlığı gibi sorunlar ön plana çıktı.

Hasılı, Berlin Duvarı’nın yıkılmasından 30 yıl sonra yer yer yeni duvarlar ortaya çıkıyor ve eski Soğuk Savaş’ın yerini onun yeni versiyonu alıyor...