Newsweek’in ardından...

Milliyet’in Dış Haberler Müdürü Pınar Ersoy’un dün “Newsweek” dergisinin kapanışı ile ilgili yazısında belirttiği gibi, bu olay yayıncılık tarihinde bir dönüm noktasıdır.
“Newsweek” okurlarına artık dergi olarak değil, sadece dijital ortamda ulaşacak. Hafta sonları rahatça oturup dergiyi okumak keyfi veya Türkiye dahil birçok ülkede meraklıların dergi koleksiyonunu ciltletip saklamak tutkusu böylece son buluyor.
Geçen yıla kadar 40 küsur yıl “Newsweek”in Türkiye muhabirliğini yapmış biri olarak şimdi arkada bu işbirliğine ilişkin birçok ilginç anı kalıyor. Bunlardan ikisini -taşıdığı anlam nedeniyle- burada paylaşmak istiyorum...
- 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel 1966 yılında hastalandığı zaman, editörüm, vefatı halinde hemen kullanılacak bir özgeçmişini istedi. Yazıyı geçtikten sonra editörden bir not geldi: “Gürsel’in göbek adı ne?”. ABD’de çoğu insanın göbek adı olduğu için bizim titiz editör yazımdaki bu eksiklik üstünde durmuş. Araştırırken o zaman Milliyet’in Yazı İşleri Müdürü olan sevgili Hasan Pulur’un da yardımını istedim. Sonunda Gürsel’in göbek adının bulunmadığını tespit ettik. Editör de o zaman rahat etti!..
- 1974 Kıbrıs Harekatı’ndan sonra Başbakan Bülent Ecevit ile bir söyleşi yapmam istendi. O zaman derginin son sayfası önemli şahsiyetlerle yapılan söyleşilere ayrılmıştı. Yazının uzunluğu da, tam 700 kelime idi.
Daha önce Milliyet’te köşe yazarlığı yapmış olan Ecevit’e söyleşimiz bittikten sonra Newsweek’in bu kuralını hatırlattım. Oysa biz 700 değil, 7 bin kelimelik, uzun bir söyleşi yapmıştık.
“Biz o zaman söyleşiyi kısaltmak işini oradaki editörlere bırakmayalım” dedi Ecevit. “Söylediğim önemli şeylerin atılmasını istemem. İsterseniz ben yazıyı kısaltayım, 700 kelimeye indireyim.”
Kendisine bunca hükümet işi arasında gece geç vakte kadar çalışıp söyleşiyi teypten kağıda aktarma zahmetini vermek istemediğimi söyleyince cevabı şu oldu: “Bu vesile ile ben de bir-iki saatliğine gazeteciliğe dönmüş olurum.”
Gerçekten Ecevit o gece evinde o eski daktilosu ile söyleşiyi kelimeleri tek tek sayarak yazdı. Ertesi sabah yazıyı verdiğinde “merak etmeyin, tam 700 kelimedir” dedi!
Yazı olduğu gibi derginin Söyleşi Sayfası’nda yer aldı. Ne de olsa eski bir usta gazetecinin elinden çıkmıştı...

Bayram hatırına...
Son anda bir pürüz çıkmazsa, Kurban Bayramı’nda Suriye’de ateşkesin yürürlüğe girmesi mümkün olacak.
Ortadoğu turunu Şam’da noktalayan BM-Arap Birliği özel temsilcisi Brahimi’nin bugün veya yarın bu konudaki prensip mutabakatını açıklaması bekleniyor.
Türkiye dahil, bölge ülkeleri ve BM günlerdir tarafları bu noktaya getirmek için büyük çaba harcıyor.
Dış görünüşte gerek Esad yönetimi, gerekse muhalifler geçici ateşkes fikrini benimsiyorsa da, iki taraf da “önce onlar silahlarını sustursunlar” diyor. İki taraftan aynı anda ateşi kesmesini sağlamak, gerçekten büyük diplomatik hüner istiyor.
Bir de tabii, ateşkesin sadece birkaç saatlik ömrü olmaması önemli. Bunda da iki tarafı destekleyen devletlerin kendi saflarındakileri sıkı baskı altında tutmaları gerek.
Brahimi’nin dediği gibi bu ateşkes sağlanırsa, bir diyalog ve barış sürecinin başlatılması şansı doğabilir. Bunun için bayramdan daha hayırlı bir vesile olabilir mi?