Sami Kohen

Sami Kohen

skohen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin bugün İstanbul’dan başlayacak ve İsrail ile Batı Şeria’yı kapsayacak olan Ortadoğu gezisinin başlıca amacı, İsrail-Filistin barış sürecinin canlandırılması için zemin hazırlamaktır.
Tabii Kerry’nin Türk liderleriyle yapacağı görüşmelerin gündeminde Suriye, Irak, İran ile ilgili konular da var. Ama onun kısa bir süre içinde bölgeye yaptığı bu ikinci ziyaret, Ortadoğu barış müzakerelerinin yolunu açmaktır.
Washington, bu yeni süreçte Türkiye’nin aktif katkısını bekliyor.
Türkiye’nin böyle bir rol oynaması için şimdi şartlar müsait: Erdoğan Hükümeti Filistin meselesinde mutlaka devreye girmek istiyor. Obama’nın çabasıyla gerçekleşen Erdoğan-Netanyahu mutabakatı, Türk-İsrail ilişkilerinin normalleşmesinin yolunu açıyor. Barış sürecine Türk diplomasisinin katkıda bulunması için, Ankara’nın İsrail dahil, tüm taraflarla konuşur ve sesini dinletebilir durumda olması gerek.
Amerikan diplomasisi bu şartların olgunlaşmakta olduğu kanısıyla, şimdi Ortadoğu barış süreci ile ilgili yeni girişimine Türkiye’yi de ortak etmeye amaçlıyor.
***
Aslında Ankara ile Washington’un Filistin meselesine bakışında derin farklar var. Fakat iki ülke, sorunun çözümü için yeni bir diplomasi sürecinin başlatılması konusunda aynı amacı taşıyor.
Bu yönde atılacak adımlarda Türkiye’nin avantajı Filistinlilere ve Hamas’a yakınlığıdır ki, Ankara asıl bu alanda yeni süreçte yapıcı bir rol oynayabilir.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün geçen günkü bir açıklaması, Washington’un bu konudaki beklentilerine ışık tuttu. “Türkiye’nin Filistinliler nezdinde önemli etkisi var” diyen sözcü Ankara’nın Filistinlilerin “Ortadoğu Dörtlüsü” (ABD, AB, BM, Rusya) grubunun temel ilke ve kararlarını kabul etmeye ikna edebileceğini vurguladı.
Bu prensiplerden biri de Filistin tarafının (Hamas dahil) İsrail’in varlığını kabul etmesi ile ilgilidir.
Diğer bir beklenti de, Ankara’nın Abbas ile Hamas liderlerini uzlaştırmasıdır. Başbakan Erdoğan’ın planladığı Gazze gezisinde böyle bir rol oynaması mümkün.
Kısacası önümüzdeki günlerde Ortadoğu barış sürecinin canlandırılması çabalarında, Türkiye başlıca aktörlerden biri olarak görülecektir.

Haberin Devamı

ATOMLA OYNANMAZ!

Haberin Devamı

Hafta başında “yeni bir Kore savaşı olur mu” diye soruluyordu. Şimdi “bu tehlike ne kadar yakın” diye soruluyor.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon (kendisi de Güney Korelidir) Kuzey Kore’ye şöyle seslendi “Fazla ileriye gittiniz... Nükleer tehdit ile oynamak çok tehlikelidir”.
Washington’dan Seul’e, Moskova’dan Beijing’e kadar çeşitli merkezlerde konuşulanlar genç diktatör Kim Jong-un’un tehditlerinin çok ciddiye alındığını gösteriyor. Kuzey Kore nükleer silah taşıyabilen füzelerini Güney sınırına yakın konuşlandırırken, Güney Kore savaş gemileri de Kuzey’e yakın sulara doğru ilerliyor. ABD de bölgedeki üslerini alarm durumuna getiriyor.
Bu gerilimin topyekün bir nükleer savaşa yol açması olasılığı zayıf görülmekle beraber, daha sınırlı çatışmaların çıkması tehlikesi var. Bu da dünyayı altüst etmeye yeter...
Bu olay, atom silahlarının ne kadar tehlikeli olduğunu hatırlatıyor. Eğer 29 yaşındaki Kim’in elinde nükleer silahlar bulunmasaydı böyle hareket edebilir miydi?
Bu bakımdan dehşet silahlarının yayılmasının önlenmesi, bütün dünya için hayati önem taşıyor.