Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başkan Trump ile son telefon görüşmesinden sonraki açıklamasında “Kendisiyle ortak bir frekansı yakaladık” şeklinde bir ifade kullanması ilk bakışta şaşırtıcı görünmüş olabilir.

Kuşkusuz iki lider arasındaki diyalogda böyle bir ortak anlayışın sağlanmış olması olumlu bir gelişme. Ancak iki lider arasında bu “ortak frekans” yakalandığı sırada, Türk-Amerikan ilişkilerinin giderek bozulduğu ve kritik bir aşamaya girdiği de bir gerçek.
Trump’ın son telefon görüşmesinde Erdoğan’a ABD’nin, Suriye’de YPG güçlerine silah sevkiyatını keseceği sözünü verdiği söylendi. Ne var ki daha bu açıklamanın mürekkebi kurumadan Pentagon’dan buna ters düşen bir tepki geldi ve YPG ile işbirliğinin devam edeceği belirtildi.
Dolayısıyla, kafalar karıştı ve bir kez daha Beyaz Saray ile Pentagon ve benzeri kurumlar arasındaki ayrışma ve iki başlılık açıkça ortaya çıkmış oldu...
İki başlılık olunca...
ABD’nin YPG’ye desteği, Türk-Amerikan ilişkilerinin bozulmasına yol açan sorunlardan sadece bir tanesi. Tam şu sırada Reza Zarrab davası sürecinin başlamasıyla ilişkilerde çok kritik bir noktaya geliniyor. Ayrıca tabii FETÖ sorunu da ciddi bir kriz odağı olarak duruyor. Bazı karşılıklı tutuklamalardan vize kısıtlamasına kadar diğer pürüzler de havayı bulandırıyor...
ABD ile ilgili zorluk, yönetim kademesindeki iç çekişmeler ve karışıklıktır. Diğer bir deyişle, Trump ile dostane bir diyalog ve “ortak frekans” sağlamak her zaman yetmiyor; diğer devlet kurumlarının engel çıkarmaması da gerekiyor.
Ancak pratikte mevcut uyuşmazlık-ların giderilmesi için müzakerelerin içinde Başkan’ın olması şart. Onunla iyi bir diyaloğun kurularak “ortak frekans”ın yakalanması bu bakımdan da önemlidir.
Bir deneme daha...
Son zamanlarda ABD dışında diğer Batılı ülkelerle de ilişkilerde ciddi krizler                   ve gerginlikler yaşandı ve          hâlâ da yaşanıyor...
Almanya bu ülkelerden biri. Türkiye için birçok bakımdan büyük önem taşıyan bu ülkeyle ilişkilerde yaşanan kabarık sorun listesinde, Berlin’in PKK’ya desteğinden, FETÖ’cü kaçaklara ev sahipliği yapmasına kadar çeşitli problemler var. Aynı şekilde Almanya’nın da Türkiye’de bazı Alman vatandaşlarının tutuklanması ve Türkiye’deki insan hakları ihlali gibi meselelerde de şikâyetleri bulunuyor.
Almanya’daki seçimlerden önce Türk aleyhtarlığının tırmandığı ve çeşitli partiler tarafından bir seçim kozu olarak kullanıldığı görüldü. Seçimlerden sonra bu durumun yatışacağını ümit eden Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Alman mevkidaşı Steinmeir ile telefonla görüştü ve onunla “ilişkilere yeni bir ivme kazandırılması” konusunda mutabık kaldı...
Kişisel dostlukları 
olan iki liderin “ortak frekansı” yakalama çabasından bakalım ne sonuç çıkacak...