Savaşla mı, diplomasiyle mi?

Eklenme Tarihi19.01.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi19.01.2018 - 1:37

Günlerden beri Türk halkı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye’de YPG’nin elindeki Afrin’e karşı askeri operasyon başlattığı haberini heyecanla bekliyor. Şu satırların yazıldığı saate kadar bu beklenti gerçekleşmedi. Ama bu, önümüzdeki saatlerde olmayacak demek değil tabii...

Askeri bakımdan bütün hazırlıklar tamam; ama harekât emrinin henüz verilmemiş olması konunun diplomasi alanına kaymış olmasından kaynaklanıyor.

Türkiye’nin askeri müdahalede bulunmak konusundaki kararlılığını duyurmasından sonra çok şey değişti. ABD daha önce kurulacağını ilan ettiği
YPG ağırlıklı Suriye Güvenlik Gücü konusunda “geri adım” attı veya en azından bu konudaki tutumunu değiştirdi... Olası Afrin operasyonu konusunda günlerden beri susan Rusya, harekâtı engellemeye yönelik bir tutum almayacağına dair ilk işaretlerini vermeye başladı...

Rusya ne diyecek?

Ankara hem askeri hazırlıklarını hem de diplomatik çabalarını iki ayrı konuda yürüttü. Bunlardan biri, Afrin operasyonu ile ilgilidir ve bunun esas muhatabı da Rusya’dır.

Bu bölge Rusya ordusunun denetimi altındadır ve buranın hava sahasına da Ruslar ve Esad rejimi hâkimdir. Dolayısıyla, TSK’nın Afrin’e karşı harekâtının Moskova ile koordine edilmesi, fiilen Rusya’nın özellikle Türk askeri uçaklarının faaliyetine razı olması gerekir.

Bu nedenle, harekâtın yapılmasında diplomatik alanda tamamlanması gereken son iş, Moskova’nın buna yeşil ışık yakmasını sağlamaktır. Genelkurmay Başkanı Org. Akar’ın dün Moskova’ya gitmesi de bunu amaçlıyor. Dolayısıyla,
bu koordinasyon da sağlanırsa, Afrin operasyonu için artık bir engel kalmayacaktır...

Türkiye’nin diğer diplomatik cephesi çok daha karmaşık olan ABD’nin YPG’ye desteğiyle ilgilidir. Washington’un PKK uzantısı olan YPG’ye çok sayıda modern silahlar vermesi ve onu Sınır Güvenlik ordusunun başına getirmesi, Ankara’nın sabrını taşırmıştır. Türk liderler, Amerikalı mevkidaşlarıyla temaslarında bu duruma son verilmediği takdirde, Türk-Amerikan ilişkilerinin tamamen çökeceği mesajını vermiştir.

ABD ne yapacak?

ABD Dışişleri Bakanı’nın ve Pentagon’un son açıklamaları bu mesajın anlaşıldığını gösteriyor. Ama bunun ne ölçüde bir “geri adım” olduğu henüz belli değil. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun ifadesiyle, Ankara tam tatmin olmuş değil; güvensizlik devam ediyor... Ta ki ABD fiilen (sadece lafta değil) tutumunu değiştirinceye kadar.

Türkiye’nin bu konuda iki önemli isteği ve beklentisi var: Biri, YPG’ye verilen silahların toplanması, diğeri de ABD’nin YPG ile bağlarını (ve desteğini) kesmesi...

Washington, Suriye stratejisi çerçevesinde, bu şartları yerine getirmeye razı olacak mı? Diplomasiyle bu uyuşmazlığa bir çözüm bulunabilecek mi?