Şili’den dersler

Şili’de geçen 27 Şubat’ta meydana gelen 8.8 şiddetindeki deprem felaketi üzerine yazdığımız “Şili’den Öğrenebileceklerimiz” başlıklı yazıda, bu ülkenin öylesine büyük bir afeti nasıl az kayıplarla atlatabildiğini anlatmıştık. Türkiye gibi deprem bölgesinde bulunan bir ülkenin gerçekten bu konuda Şili deneyiminden alabileceği dersler var.
Bu kez Şili’deki maden kazasından sonra 69 gün yeraltında mahsur kalan 33 madencinin kurtarılması gene hepimize bir şeyler öğretiyor. Türkiye gibi sıkça maden kazaları geçiren ülkelerin bu olaydan da ibret alacağı hususlar var.
San Jose madenindeki operasyonun en önemli özelliği, yerin 700 metre derinliğinde en uzun kalma rekorunu kıran işçilerin sapasağlam tekrar hayata kavuşturulmasıdır. Diğer önemli bir özellik de, bu kurtarma operasyonunun günümüzün iletişim olanakları sayesinde bütün dünya tarafından dakikası dakikasına izlenebilmesidir. Bu da olaydan gereken sonuçların rahatça çıkarılmasını mümkün kılıyor.

Kader değişebilir
Bu sonuçları şöyle özetleyebiliriz:
1) Maden kazası meydana geldikten sonra bir süre 33 madenciden haber alınamayınca, umutlar kesilmişti. Ancak Şili Devlet Başkanı Sebastian Pinera, işçilerin yaşayabileceğine inanıyordu. Nitekim derhal bütün imkânları seferber ederek ocaktaki sığınma mahalline ulaşılmasını sağladı. Madenciler hayatta idi.
San Jose maden ocağında böyle bir mahalin olması çok önemli. Bu bütün maden ocakları için bir örnek oluşturuyor.
2) Kuşkusuz yeraltındaki işçilerin ve de ilgili makamların umutlu, imanlı, cesur davranması çok önemli; ama daha da hayati olan husus, onlara ulaşabilmek, onları oldukları yerde canlı tutmak ve tabii yeryüzüne çıkaracak teknik imkânları hızla sağlamaktı. İşte Pinera’nın liderliğinde bütün ilgililer, ocağın 700 metre derinliğine ulaşacak “deliğin” açılması ve madencileri sığındıkları mahalden çıkaracak kapsülün hazırlanması için seferber oldular. Bunda önemli olan husus, Şili’nin bunun için doğru adreslere başvurması, örneğin NASA’yı devreye sokmasıdır. Amerikan uzay kurumunun bu operasyonda büyük katkısı olmuştur. Bu da, böyle operasyonların ancak ileri teknoloji ile başarılı olabildiğini gösteriyor.
3) Şili makamları daha baştan bu iş için ciddi, disiplinli bir hazırlığa girmiş, olayı şansa, kadere bırakmamıştır. Nitekim Başkan Pinera bütün konuşmalarında kaderciliğe karşı hep umudu, cesareti ve kararlılığı savundu. Söyledikleri sadece “lafta” kalmadı. Yeraltındaki 33 işçinin kaderini değiştirmek için ne gerekiyorsa yaptı ve kendisi de bizzat son dakikaya kadar işin başında durdu.
4) Bu olay, maden gibi iş kazası riski yüksek olan sektörlerde, “insan unsuru”na önem ve öncelik verilmesi gerektiğini ortaya koydu. Bakır madenciliği Şili’nin başlıca gelir kaynağı. Sektörün önemli bir kısmı özel şirketlerin elinde. Dolayısıyla maden ocaklarının daha sıkı denetim altında olması gerekiyor.

Önce insan
Bu olay, Şilililer için de bir ders oldu. Nitekim Başkan Pinera bu dersten söz ederken, “zenginliğimiz madenlerden önce, madencilerimiz, yani insanımızdır” diye konuştu. Bu arada 130 yıllık San Jose ocağının mühürleneceğini de açıkladı.
Serbest piyasa ekonomisine sahip Şili’de devlet bu sektörde gerek görünce müdahale etmekten çekinmiyor.
Üstelik bu yılın başlarında iktidara gelen 60 yaşındaki Başkan Pinera eski bir işadamı ve de bir milyarder.
Kuşkusuz bu olaydaki performansı onun içte ve dışta itibarını yükseltti. Şili’ninkini de...