Şimdi de İnguşetya örneği..

RUSYA Federasyonu toprakları içinde yer alan Kuzey Kafkasya’daki özerk cumhuriyetler kaynıyor...
Türk basınına pek yansımıyor ama, haftalardır Çeçenistan, Dağıstan ve İnguşetya’da sık sık şiddet eylemleri cereyan ediyor, görevliler, siviller ölüyor.
Rus hükümeti geçen nisan ayında, Çeçenistan’da 10 yıl süren “terör dalgası”nın artık sona erdiğini ilan etmişti. Oysa özellikle son haftalarda Çeçen militanlarının giriştiği eylemler, Rus makamlarının bu iyimser beyanını yalanlıyor. Sadece geçen hafta Çeçenistan’da ve Dağıstan’da üç gün içinde girişilen saldırılarda 20 kişi öldü.
Ancak halen bölgede şiddetin en hızlı tırmandığı yer, İnguşetya’dır. Önceki gün bu özerk cumhuriyetin Nezran kentinde gerçekleştirilen bir intihar saldırısı 20 kişinin ölümüne, 100’den fazla kişinin de yaralanmasına yol açtı. Ve bu haber nihayet dünyanın dikkatini Kuzey Kafkasya’daki kritik duruma çekmiş oldu.
Aslında İnguşetya 5 yıldır şiddet eylemlerine sahne oluyor. Şimdiye kadar bu bölgede ölenlerin sayısı bine yakın. Geçen haziranda bu cumhuriyetin başkanı olan Yunus Bek Yevkurov ağır yaralanmıştı. Geçen hafta da İmar Bakanı öldürülmüştü...

Terör bitmiyor
İNGUŞETYA’daki son olay Rus liderlerinin Kuzey Kafkasya’da terörün son bulduğu ve durumun istikrara kavuştuğu yönünde beyanlarda bulunduğu bir sırada, Moskova için büyük bir darbe oluyor. Demek ki, Rusya aldığı bütün sert önlemlere rağmen, bu bölgede terörizmi tam olarak sonlandıramadı...
İlginç olan husus, önceki yıllarda daha çok Çeçenistan’da odaklanan -ve Rusya’nın “demir yumruğu” ile geniş ölçüde sindirilen- şiddet eylemlerinin, komşu cumhuriyetlere ve özellikle İnguşetya’ya yayılmış olmasıdır.
İnguşetya’daki saldırıları düzenleyen radikal İslami grubun amacı, bu 300 bin nüfuslu özerk cumhuriyeti, şeriat kurallarının hâkim olacağı, tamamen bağımsız bir devlet haline getirmek.
Geçen ay cereyan eden çarpışmalarda ölen militan liderlerden Azamet Mekori, kendisini İnguşetya Emiri ilan etmişti.
Aslında bölgede birbirlerine destek veren militanların hayali, Kuzey Kafkasya’da hilafeti kurmaktır.
Bu ideale kendilerini adamış gençlerin, Rusya’ya rağmen bu amaçlarına ulaşma şansı pek yok tabii. Ama onlar şiddete başvurarak ve Moskova’ya meydan okuyarak amaçlarına ulaşacaklarını -dini inançlarının da gücüyle- umut ediyorlar.

Çifte standart...
MİLİTANLARIN bu yoldan hedeflerine ulaşmaları ne kadar imkânsız ise, Rusya’nın da kendi hâkimiyeti altındaki bu özerk bölgelerde şiddet eylemlerini tamamen durdurup istikrarı sağlayabilmesi de o kadar zor...
İnguşetya’daki olaylar şu gerçekleri ortaya koyuyor:
- Terörün kökünü tamamen kurutmak çok zor. Şiddetin geniş ölçüde kontrol altına alındığı hallerde bile, aşırı uçlar (ki bu bazen bir avuç militandan ibarettir) eylemlerini sürdürebiliyorlar. Bunu İspanya dahil başka ülkelerde de görmek mümkün.
- Bazı etnik ve dini gruplara özerklik ve benzer ayrıcalıklar verildiği hallerde de aşırı elemanlar ayrılıkçı emellerini gerçekleştirmek için mücadeleye devam ediyorlar. Ancak bunlar geniş toplum içinde marjinal durumda kalıyorlar.
- Rusya son olarak Güney Kafkasya’daki iki özerk bölgenin, yani Güney Osetya ve Abhazya’nın Gürcistan’dan kopmasını destekledi, onları bağımsız devlet olarak tanıdı. Oysa Moskova Kuzey Kafkasya’daki özerk cumhuriyetleri kendi egemenliği altında sımsıkı tutmaya kararlı.
Şimdi Kuzey Kafkasya’daki halklar da bunu örnek alıp benzer bir beklenti içine girmezler mi?