Suikastın ilk yansımaları

Eklenme Tarihi19.10.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi19.10.2018 - 1:32

Kaşıkçı olayından iki hafta sonra artık kesin bilinen şey, Suudi gazetecinin İstanbul’daki S. Arabistan Başkonsolos- luğu’nda öldürülmüş olduğu, tam bilinmeyen husus ise bu suikastın kimin tarafından planlandığıdır.

Gerçi bu muammayı bütünüyle çözecek kanıtlara dayalı resmi bir açıklama henüz ortada yok. Bu ancak devam etmekte olan soruşturma tamamlandıktan sonra gerçekleşebilecek.

Ama şu ana kadar elde edilen ipuçları olayın bir suikast olduğu ve Cemal Kaşıkçı’nın öldürüldüğü konusunda uluslararası bir konsensüs oluşturmuş bulunuyor.

Bu cinayeti kimlerin ne şekilde işlendiğine dair sızdırılmış haberler ve bunun arkasında kimin bulunduğuna ilişkin bol bol spekülasyonlar var. Buna dayanılarak öne sürülen komplo teorileri de çok...

Ancak yoğun biçimde sürdürülen soruşturmanın sonunda asıl gerçeklerin ortaya çıkması artık güç meselesi gibi gözükmüyor.

Bu olayın önemli tarafı, basit bir gazeteci cinayeti sayılmaması, bununla bütün dünyanın çok yakından ilgilenmesi ve çoğu ülkenin şimdiden bu konuda bir tavır almasıdır.

Riyad’a darbe

Daha bu aşamada olayın yansımaları ve olası sonuçları açıkça görülebiliyor.

En önemli yansıma, Suudi Arabistan’ın çok ağır bir darbe yemiş olmasıdır.

Son zamanlarda iddialı bir bölgesel aktör olarak ortaya çıkan, petrolden kaynaklanan zenginliği ve artan askeri gücüyle uluslararası platformda nüfuzunu hissettiren Suudi Arabistan, Kaşıkçı olayından sonra itibar ve güven kaybına uğramış, yakın dostlarının baskıları altına girmiştir. Soruşturma sonuçlarının resmen açıklanmasından sonra, Riyad bir şekilde cezalandıracaktır. Bu durum kuşkusuz Ortadoğu’daki dengeleri sarsacak, bu da Katar ve İran gibi rakip veya düşman ülkelerin lehine olacaktır.

Bu suikast olayının ortaya koyduğu diğer bir sonuç, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın geleceğinin tehlikeye girmesidir. Tabii henüz bu olayın arkasında genç Prens’in bulunduğuna dair bir kanıt sunulmuş değil. Ama bu yönde güçlü şüpheler var. Sebebi de, Riyad’da hiçbir şeyin Prens’in bilgisi olmadan cereyan etmediği inancıdır. Onu suçlayan kanıt ortaya konduğu takdirde Veliaht bitti demektir. Kaldı ki reformcu diye takdir toplayan Prens şimdiden “öbür yüzü” ile anılmaya başladı bile...

ABD şaşkın

Olayın önemli bir yansıması da ABD’yi sarsmasıdır.

Başkan Trump her zamanki gibi kafaları karıştıran çelişkili mesajlar verdi. Bir yandan suç sabit görülürse Suudileri cezalandırmaktan bahsediyor, diğer yandan ABD’nin ekonomik çıkarlarını öne çıkarıyor. Ama Kongre ve medya mutlaka Riyad’a karşı tedbir alınmasını istiyor. Bu ikili ilişkileri ve bölgedeki dengeleri bozacaksa dahi...

Trump buna cesaret eder mi? İşte olayla ilgili bir “bilinmeyen daha”...