Sami Kohen

Sami Kohen

skohen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Önceki akşam Kanada’nın başkenti Ottawa’da parlamentonun silahlı bir saldırıya uğradığına ve saldırganın öldürüldüğüne ilişkin haber henüz gelmişti ki, İstanbul’da yemekli bir toplantının konuğu olan eski Kanada Başbakanı Paul Martin podyumda konuşmasını yapmak üzereydi.
Ünlü politikacı sözlerine bu olaya değinerek başladı. “Kanada dünyanın en sakin ülkelerinden biri olarak bilinir. Kanadalılar bizde başka ülkelerdeki gibi saldırılar olmaz diye inanırlar” dedi. Ve ekledi “Ne yazık ki artık bunlar Kanada’da da olabiliyor”...
Bu sözler kuşkusuz tüm Kanadalıların duygularını yansıtıyor.
Ottawa’da bu saldırıyı atlatabilmiş olan parlamenterlere hitap ederken, şimdiki Başbakan Stephen Harper olayın beklenmedik yönü üzerinde durdu ve “Demek ki Kanada dünyanın diğer bazı bölgelerinde cereyan eden cinsten terör saldırılarından muaf değil artık” dedi.
Gerçekten Kanada gibi kendi halinde, rahat yaşayan birçok ülke halen günlerini terör korkusu içinde geçiriyor.
Bu korku özellikle son zamanlarda IŞİD’in ortaya çıkmasıyla had safhaya ulaştı. Kuzey Amerika’dan Avrupa’ya kadar pek çok ülke IŞİD’e katılan kendi vatandaşlarının Suriye’den veya Irak’tan dönüşlerinde silahlı saldırılara girişmelerinden korkuyorlar. Birçoğu da kendi topraklarında radikal İslamcıların faaliyetlerinden tedirgin oluyorlar.
***
Kanada’da Michael el-Zehaf Bibeau adındaki saldırganın başta bir ulusal anıttaki nöbetçiyi öldürdükten sonra parlamento binasına karşı giriştiği saldırıdan 3 gün önce de bu kez Quebec’te bir başka saldırgan bir askeri vurmuştu.
Kanada Başbakanı Harper bu olayları, ülkedeki bazı İslamcı gençlerin hükümetin IŞİD politikasına karşı duydukları nefretle ilişkilendirdi. Kanada Irak’ta koalisyonun hava operasyonlarına, ayrıca Kürt peşmergelere silah yardımına katılıyor.
Babası Libyalı olan El Zehaf Bibeau’nun cihatçılarla ne gibi ilişkisinin olduğu henüz bilinmiyor. Ancak kendisinin tek başına hareket ettiği görüşü hâkim. Kendisi 32 yaşında (yani çok genç değil), üstelik hali vakti yerinde bir aileye mensup. Ama sıkça uyuşturucu kullandığı, camide radikal diye bilinen kimselerle temaslarının olduğu söyleniyor...
***
Bu olay, son zamanlarda farklı yerlerde cereyan eden şiddet eylemlerinin nedenleri konusundaki bazı tespitleri teyit ediyor. Şöyle ki:
* Tüm teröristlerin işsiz, yoksul, eğitimsiz, cahil çevrelerden gelmesi söz konusu değil. Batı’da bunun aksine hali vakti yerinde, iyi yetişmiş gençler de şiddet eylemlerine girişiyor.
* Özellikle Batı’da bu eylemlere katılanlar kendi dinsel ve etnik kimliklerinin bilinci içinde, Ortadoğu’daki olaylardan ve hele haksızlıklardan büyük öfke duyan gençlerdir. Bunlar için radikal grupların giriştiği mücadeleyi desteklemek ve bu uğurda şehit olmak ulvi bir misyondur. Bu dava anlayışı, radikal grupların modern iletişim araçlarıyla yaptıkları propaganda sayesinde hızla yayılıyor...
Nedenleri ne olursa olsun, terörün bütün dünya ülkeleri için büyük bir tehdit oluşturması zamanımızın en ürkütücü sorunu... Bu gidişle galiba yeryüzünde bu tehlikeden muaf, güvenli, rahat sayılabilecek bir ülke kalmayacak...