Türkiye’nin NATO çıkışı

NATO, kuruluşunun 70. yılını bugün Londra’da düzenlenecek zirvede kutlamaya tam hazırlanırken, bir “Türk sürprizi” ile karşılaştı.

Bu beklenmedik olay, Türkiye’nin, NATO’nun Polonya ve Baltık ülkelerini kapsayan kuzey cenahının yeni savunma planlarını veto etmesiyle ilgili. Aslında Ankara, “Rus tehdidi”ne karşı tasarlanan bu savunma planına karşı değil. Prensipte bu konuda ittifak içinde bir görüş birliği var. Ancak Türkiye’nin bu çıkışı başka bir nedene dayanıyor: Türkiye, NATO’nun güney cenahının savunma planlarında “tehdit” algısının açıklık kazanmasını, dolayısıyla PYD/YPG’nin bu tehdidin bir kaynağı olduğunun vurgulanmasını istiyor. Böyle olunca da, tüm müttefik ülkelerin bu terör örgütüne destek vermemesi ve buna karşı savaşan Türkiye ile dayanışma halinde olması gerekir.

İşte bu son noktada, ABD başta olmak üzere 8 NATO üyesi bu görüşe karşı çıktı. Bu itiraz karşısında da Türkiye, Kuzey cenahı ile ilgili savunma planlarını bloke eden bir tavır ortaya koydu. Diğer bir deyişle, Ankara NATO içinde bir misillemede bulundu, bir bakıma “mütekabiliyet” esasına göre hareket etti, yani “Siz bizi tehdit karşısında desteklemezseniz biz de sizi benzer şartlarda desteklemeyiz” mesajını verdi.

***

Bu NATO’nun ortak güvenlik ve savunma konularında kendi içinde karşılaştığı ilk uyuşmazlık değildir. Daha önce de Türkiye dahil çeşitli ülkelerin farklı tutumları nedeniyle benzer gerginlikler yaşanmıştır. Ancak bunun tam 70. yıl dönümü kutlamalarına rastlaması dikkatleri daha çok çekmiş oldu.

Türkiye’nin bu çıkışı yapmasından itibaren, NATO’da diplomasi çarkı bu yeni uyuşmazlığı halletmek için işlemeye başladı. Bu çabaların nasıl bir sonuç vereceği, hatta bir sonuç verip vermeyeceği henüz belli değil.

Türkiye’nin talep ettiği gibi, müttefik ülkelerin NATO’nun güney cenahında, PYD/YPG’yi bir tehdit unsuru olarak görmesinin ve ona destek olmaktan vazgeçtiğinin açıkça ifade etmesinin zorluğu ortada: ABD başta olmak üzere birçok ülke, bu örgütü PKK’nın bir uzantısı, dolayısıyla Türkiye için tehdit oluşturan bir terör çetesi olarak görmüyor. Hatta Washington, onu bir “partner” olarak nitelendiriyor ve ona her türlü desteği sağlıyor. Dolayısıyla, NATO son söz konusu savunma planlarında PYD/YPG’yi terörist ve de güney cenahında bir “tehdit” olarak tanımlayan bir ifadeye yer vermesi ihtimali zayıf.

***

NATO’da diplomatların halen bu konuda “uzlaştırıcı bir formül” arayışları sürüyor ama bunun Londra Zirvesi sırasında gerçekleşeceği şüpheli. Bazı analistler, bu konunun şimdilik askıya alınacağı ve bir ara formülle geçiştirileceği görüşünde.

Aslında NATO’nun kuzey cenahı ile ilgili savunma planları Konsey tarafından onaylanmıştı. Şimdi Türkiye’nin vetosu nedeniyle sadece bunun resmi bir açıklamayla yayınlanması mümkün olmuyor. Yani pratikte “savunma açısından” bu durum önemli bir “zafiyet” oluşturuyor. Ama “NATO dayanışması” açısından bu, “karşılıklı güven ve dayanışma” konusunda olumsuz bir durum ortaya koyuyor.

NATO liderleri bugün örgütün kuruluşunun 70. yıl dönümünü kutlarken, ileriki yıllara yönelik düşünce ve planlarını bu temel prensipler ışığında tartışmalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR