Venezuela’nın geleceği

Venezuela’da pazar günü yapılan başkanlık seçimlerini Nicolas Maduro’nun rahatça kazanması garanti sayılıyordu. Ne de olsa 50 yaşındaki başkan yardımcısı, geçen ayın başında ölen popüler Başkan Hugo Chavez’in sağ kolu ve varisi idi.
Sonuçta Maduro 40 yaşındaki Henrique Capriles’i yendi ve yeni devlet başkanı seçildi. Ama resmi sonuçlara göre sadece yüzde bir buçuk oy farkıyla, yanı kılpayı ile...
Ne var ki Capriles oylamaya hile karıştığı iddiasıyla sonuca itiraz etti. Maduro bu itirazı kabul etmediği gibi, seçim kurulu da, oy sayımının bir daha yapılamayacağını ilan etti.
Bu anlaşmazlığın nasıl halledileceği belli değil. En kötüsü muhaliflerin sokaklara dökülmesidir. Bu, ülkeyi kargaşaya sürükleyebilir.
Eğer Capriles itirazdan vazgeçer ve Maduro başkanlık koltuğuna oturursa, Venezuela’da Chavez’in politikaları, yani “Chavismo” devam eder...
***
Ancak seçim sonucu, (Maduro yüzde 50.7, Capriles yüzde 49.1) Venezuela toplumunun ne kadar bölündüğünü gösteriyor. Diğer bir deyişle Venezuela halkının yaklaşık yarısı Maduro’dan yana değil. “Chavismo”yu yaşatmak için olağanüstü bir performans göstermesi gerek.
Chavez Sosyalist devrimiyle gerçekten Venezuela’nın çehresini değiştirdi. Ama ülke çok ciddi ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya. Chavez efsanevi bir lider olarak karizmasıyla halkı peşinden sürüklüyordu. Maduro’nun bu ivmeyi önümüzdeki 6 yıl ne kadar sürdürebileceği, önemli bir soru işareti...

Somali’nin hali

Başbakan Erdoğan’ın Ankara’da, bir Kızılay toplantısında “inşallah Ramaz’dan sonra Somali’yi ziyaret edeceğim” dediği saatlerde, başkent Mogadişu’da resmi bir binaya karşı girişilen bombalı bir saldırıda, oradan geçmekte olan bir Kızılay konvoyu da vuruluyor ve 3 personel yaralanıyordu...
Bu, özellikle Türk konvoyunu hedef alan bir saldırı değil. Aynı gün El Kaide’nin Somali kolu olan El Şebab örgütünün Mogadişu’da giriştiği terör eylemlerinden biriydi. Olay bu terör grubunun hâlâ başkente girip bombalar patlatabildiğini gösteriyor.
Yirmi yıldır iç savaştan kurtulamayan Somali’de Afrika Birliği’ne mensup askeri birlikler görev yapıyor. BM ve diğer kuruluşlar Somali halkına yardım elini uzatıyor.
Buna rağmen Somalililerin dertleri bitmiyor. Ülke bölünmüş durumda. El Şebab bazı bölgelere hâkim. Şiddetin hızı kesilmiyor. Devlet otoritesi kurulamıyor. Üstelik ülkede aşırı yoksulluk ve açlık var.
***
Ankara Somali’nin bu haliyle çok ilgili. Çeşitli kanallardan para, yiyecek, ilaç vs gibi yardımlarda bulunuyor. Sadece bu değil, Hükümet aynı zamanda Somali’nin siyasi durumu ile de yakından meşgul oluyor. Somalililerin birlik-beraberlik sağlamaları için çalışıyor.
Nitekim geçen pazar günü Başbakan Erdoğan, Ankara’ya davet ettiği Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Muhammed ile, Somali’den ayrılan fakat bağımsızlığı tanınmayan Somaliland Cumhuriyeti lideri Ahmet Silano Silanyo’yu bir araya getirdi. Sonuçta imzalanan bir Ankara Deklarasyonu ile iki taraf bir nebze uzlaştı.
Bu belge imzalanırken, ne yazık ki, Mogadişu’da bombalar patlıyordu...