Wilton Park’ta Türk imajına düşen gölge

Wilton Park, uluslararası meseleler üzerine düzenlediği toplantılarıyla tanınan, prestijli bir İngiliz düşünce kuruluşudur.
İngiltere’nin güneyindeki Sussex bölgesinde, 16. yüzyıldan kalma bir malikanede faaliyetini sürdüren Wilton Park, her yıl Avrupa başta olmak üzere, dünyanın çeşitli yerlerinden önde gelen siyaset adamlarını, diplomatları, akademisyenleri, yazarları bir araya getirir. Katılımcılar, tarihi köşkün huzur verici havası içinde, güncel sorunları serbestçe tartışırlar ve fikir üretmeye çalışırlar.
Bizim de daha önce toplantılarına birkaç kez katıldığımız Wilton Park bu kez gündemine Türkiye’yi almaya ve konferansını İstanbul’da yapmaya karar verdi.
Hafta sonu gerçekleşen “Günümüz Dünyasında Türkiye’nin Açılım Politikaları” başlıklı iki günlük konferansta Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve İngiltere Devlet Bakanı Lord Howell başta olmak üzere, birçok önemli katılımcı, Türk dış politikasındaki yeni yönelişleri ve gelişmeleri enine boyuna irdelediler.
Wilton Park’ın Sussex’teki mekânından çıkıp yabancı katılımcıları, Türk meslektaşlarıyla buluşturmak üzere İstanbul’a gelmesi, anlamlı bir davranış. Bu, yabancı konuklara Türkiye ile ilgili tartıştıkları konulara daha iyi nüfuz etmeleri olanağını vermiş oldu.

İç baskıya eleştiri
Tek cümle ile özetlersek, önemli mevkilerde bulunan yabancı katılımcıların Türk dış politikasının gidişatı hakkındaki görüşleri oldukça olumlu. Yani bu toplantılarda ve ayrıca koridorlarda konuşulanlar, Türkiye’nin iyi bir imaja sahip olduğunu gösterdi.
Ama ne yazık ki, tam şu günlerde Türkiye’de ifade özgürlüğüne indirilen darbelerle ilgili haberler, Wilton Park’ın saygın katılımcılarının gözündeki o güzel imajı gölgeledi. Gazeteci tutuklama dalgasının ardından, basılmamış bir kitabın taslağının imha edilmesi ve bir gazetenin basılması, övgü kazanan Türkiye’nin dış ilişkilerindeki başarıları arasında, bir diken gibi ortaya çıktı.
Wilton Park kurallarına sadık kalarak isim vermeyeceğiz; ama birçok Türk yetkilisinin ve düşünürünün bu kitap olayından büyük üzüntü duyduklarını açıkça ifade ettiklerini belirtelim.
Yabancıların tepkisi de oldukça açıktı: Demokratikleşme sürecinde bulunan, Batı ile entegre olmaya çalışan, ayrıca halen değişim rüzgârlarının estiği Ortadoğu’da bir model veya ilham kaynağı sayılan Türkiye’nin, nedeni ne olursa olsun, ifade özgürlüğünü bu şekilde çiğnemesi, kabul edilemez.
AB adına bir konuşmacı, bu dramatik olayın önümüzdeki İlerleme Raporu’nda yer alacağını, bunun da müzakere sürecini sarsacağını söyledi... Bir başka konuşmacı bu durumun bağımsız olduğu söylenen yargı sisteminden kaynaklanıyorsa, sorunun yasal düzenlemeler yapılarak halledilmesi gerektiğini vurguladı.

Dış açılıma destek
İfade özgürlüğü çerçevesinde kitap olayının konferanstaki tartışmalara girip, Türkiye lehindeki genel havayı bozması, gerçekten yazık oldu. Yoksa, gerçekten katılımcılar, Türkiye’nin son zamanlarda dış politikadaki performansını hararetle övdüler.
Üst düzey yetkililer ve diplomatlar, Türkiye’nin jeostratejik konumunu ve ekonomik potansiyelini iyi kullanarak bölgesel, hatta küresel bir aktör durumuna gelmesinden hayranlıkla söz ettiler. Türkiye’nin Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya açılımları ve arabuluculuk rolleri hakkında Türk katılımcıların sunumları, genelde destek gördü.
İnanmayacaksınız ama, yabancı katılımcıların AB üyeliği hakkında söyledikleri de, Türkiye’nin lehineydi.
Keşke konferansa o gölge düşmeseydi...