Yeni iyi haberler...

Yeni iyi haberler...


AB ile ilgili bazı iyi haberler var... AB cenahından gelen bu haberler, üyelik yolundaki pürüzlerden bir kısmının önümüzdeki haftalarda giderilebileceği umudunu veriyor.
Bu işaretlerin bir kısmı, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın çeşitli AB yetkilileri ve AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ile temaslarına sahne olan Davos'tan geldi.
AB Komisyonu'nun önemli ismi Gunther Verheugen'in, Dünya Ekonomik Forumu'nu izleyen gazetecilere, AB'nin Türkiye'ye olan ihtiyacının Türkiye'nin AB'ye olan gereksiniminden fazla olduğunu söylemesi çok anlamlı. Bu tür sözleri bundan önce Türk yetkililerinden duyduğunu hatırlatan bir diplomatın deyişi ile "Verheugen bir Türk gibi konuştu"! Ve tabii, hem Türkiye'deki "şüpheciler"e ("Euro - skeptic"lere), hem de AB'deki "şüpheciler"e ("Turco - skeptic"lere) gereken mesajı vermiş oldu...
AB içinde de kuşkusuz Türkiye'nin üyeliğine sıcak bakmayanlar var (tıpkı Türkiye'de AB'ye bakmayanlar gibi)... Ama önemli olan resmi ağızların beyanları ve AB'nin resmi organlarının tavrıdır. Avrupa Parlamentosu'nun ve AB Konseyi'nin Katılım Ortaklığı Belgesi'ni onayladıktan sonra (şubat ortası) Türkiye'nin de Ulusal Programı'nı ilan etmesi ile (şubat sonu) üyelik yolunda yeni bir aşamaya girilmiş olacaktır.
* * *
AVRUPA Parlamentosu'ndan ve AB Konseyi'nden artık bir terslik beklenmiyor. Bu iyi haber de, Yılmaz'ın dönem başkanı İsveç'in Dışişleri Bakanı Anna Lindh ve Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile Davos'ta yaptığı görüşmelerin ardından geldi. İkisi de kendi hükümetlerinin yeşil ışık yakacağının mesajını verdi. Tabii ikisinin de farklı konularda (İsveç için insan hakları, Yunanistan için Kıbrıs) bazı beklentileri ve rezervleri var. Ama bunlar artık gereken onay için bir engel olmayacak gibi gözüküyor.
Şimdi AB'de gerek komisyon üyeleri, gerekse üye ülkelerin yetkilileri, Türkiye'nin "önümüzdeki 10 yıllık perspektif içinde yer alabileceğini" söylüyorlar. Yani Türkiye - her şey iyi gelişirse - AB'ye 2010'larda tam üye olarak katılabilir. Ve - en önemlisi - eğer önümüzdeki aylarda Ulusal Programını hızla uygulamaya koyarsa, üyelik müzakereleri süreci 2002 - 3 yıllarında başlayabilir.
Bir AB diplomatına göre, önemli olan sadece Ulusal Program'da neler yazıldığı değil, bunun ne kadarının ve ne hızla hayata geçirildiğidir. Bunun sadece hükümet veya Dışişleri Bakanlığı değil, tüm kurumlar, partiler, Meclis ve kamuoyu tarafından iyi bilinmesi gerekir. Bu da, gene aynı diplomatın deyişi ile, "kararlılık, sabır ve güven" gerektiriyor...


Eski "mezunlar gecesi" gibi bir etkinlik idi. Son derece duygusal ve de anlamlı...
"Eski Milliyet'liler Gecesi", 40, 30 veya en az 20 yıl bu gazetede çalışmış olan 160 kadar arkadaşı bir araya getirdi.
"Milliyet"te yetişen veya "Milliyet"e damgasını vuran bu "eskiler"in tam listesi bu köşeyi doldurur. Bunların bir kısmı her gün çeşitli gazetelerde yazılarını okuduğunuz ünlü yazarlar veya TV ekranlarında izlediğiniz popüler sunucular... Hala mesleğini aktif biçimde sürdüren veya emekli olan - veya maalesef işsiz kalan - bu arkadaşların, bir otelin balo salonunda bir araya gelip kucaklaşması, hasret dindirmesi, eski güzel günlerle ilgili anılarını dile getirmesi, gerçekten büyük bir mutluluktu.
Eski "Milliyet" çalışanlarının buluşması, aynı zamanda nostaljik bir olaydı da. Eskiye - yani "Milliyet"i önemli ve etkin bir gazete yapan değerlere - duyulan özlemi ve bağlılığı sergileyen bir olay.
Bu seçkin grubu bir cumartesi gecesi toplanıp, eski güzel günleri - sanki ararcasına - anmaya sevk eden esas neden de bu idi galiba...