Yılı kapatırken...

Sami Kohen

YILIN son günlerinde geleneksel olarak yaptığımız dünya olaylarının genel değerlendirmesi için vakit geldi, çattı.
"Playback"e geçince, insanın "biz bu filmi daha önce gördük" diyeceği geliyor!
Siyasal kavgaları, kanlı çatışmaları, şiddeti, insanlık faciaları ile, 1996'nın daha önceki yıllardan farkı ne? Belki sadece ölçüsü veya boyutları...
Hiç mi olumlu bir şey olmadı bu yıl? Oldu tabii. Hiç olmazsa bazı savaşlar durdu, barış olmasa bile ateşkes'ler gerçekleşti...
Dünya barışı bakımından 1995, tarihe galiba 1996'dan daha şanslı bir yıl olarak geçecek. 1995'te, Bosna'da, Ortadoğu'da ve Kuzey İrlanda'da barış anlaşmaları yapıldı. Bu, son yılların büyük rekoru idi.
1996'da önemli olan, bu barışın sürdürülmesi, daha doğrusu imzalanan anlaşmaların hayata geçirilmesi idi. Bu oldu mu? Pek değil...
* * *
* BOSNA'
da Dayton Anlaşması ile silahlar sustu. Yani 1996'da kanlı olaylar olmadı. Ama anlaşmanın öngördüğü çözüm ve huzur da tam gelmedi. Yıl boyunca savaş suçluları serbest dolaştı. Etnik temizlikten kaçan milyonlarca insan evlerine dönemedi. Aynı ülkenin insanları arasında iç savaşın neden olduğu kin ve nefret - ve de güvensizlik - giderilemedi, 1996, kısa zamanda gerçekleşmesi imkansız olan bu işi, gelecek yıllara havale etti galiba...
* Orta Doğu'
da da, 1995'te İsrail ile filistin arasında imzalanan barış, ayrıca Suriye ile İsrail arasında başlamasına çalışılan barış süreci tıkandı. Hatta zaman zaman barış yerine çatışma rüzgarları esti. Bunun başlıca nedeni, İsrail seçimlerinin, farklı bir güvenlik anlayışı ile hareket eden Netanyahu'yu iş başına getirmiş olmasıdır. `Hamas' ve benzeri militan grupların yılın ilk aylarında giriştikleri kanlı eylemler böylece barış sürecini reddeden her iki taraftaki güçlerin istediğini yerine getirdi. Sonuçta 1995'in sonlarında barışa yönelen Ortadoğu, 1996'nın sonlarında gene `ne savaş, ne barış' çizgisine gelmiş oldu.
* Kuzey İrlanda'
da bir yıl önce varılan anlaşma, barışı getirmek şöyle dursun, ateşkesi dahi doğru dürüst sağlayamadı. 1996'nın sonlarında yeniden kızışan kanlı olaylar ve gerginlik, bu bağlamda gelecek yıla kötü bir miras devrediyor...
* * *
1996'da savaştan barışa geçiş yapan tek ülke, Çeçenistan oldu. Ülkenin harabeye dönmesinden sonra, Ruslar Çeçen direnişçileri ile en azından savaşa son verilmesi konusunda anlaştılar. Yılın ikinci yarısında bunun barışçı bir çözüme götüreceği umudu doğdu. Bunun gerçekleşmesi de gelecek yıla kalıyor...
Dünya 1996'da, savaşın bir başka türlüsü olan terörle sık sık karşı karşıya geldi.
Tedhiş dalgası, suikastlardan uçak kaçırmaya, arabalara ve uçaklara bomba koymaktan rehin almaya kadar çeşitli şekillerde kendini belli etti. Yılın son günlerinde Lima'da Japon Elçiliği'ne karşı girişilen saldırı, bu eylemler zincirinin son halkasını oluşturdu.
Savaşların dramatik sonuçlarından biri olan mülteci akını, 1996'da özellikle kara Afrika'da kendisini belli etti. Ruanda ile Zaire ve diğer komşuları arasında, korkunç bir göç olayı yaşandı. Yüzbinlerce Hutu, bir nevi "met - cezir" gibi, iki ülke arasında gidip geldi. İlkel kamplarda ve yollarda binlerce kişi öldü. Mülteciler açlıktan ve salgın hastalıklardan kırılırken, kabileler arasındaki kan davası da hiç durmadı. Dünya (BM dahil) bu durum karşısında çaresiz kaldı. Yapılan "insancıl yardım"lar, devede kulak kaldı. Kara Afrika'da - ve diğer bölgelerde, örneğin Bosna'da da - göç sorunu ve bunun yol açtığı büyük insanlık dramı, bu ülkelerin yöneticileri, kin ve nefreti yenemediği ve sağduyu ile hareket etmediği sürece, daha çok devam eder...
* * *
SONA ermekte olan yılın bazı ilginç karakteristikleri var.
Bunlardan biri, dinci akımların yaygınlaşmasıdır. Özellikle İslam dünyasında Cezayir'den Endonezya'ya kadar uzanan geniş bölgede bir nevi "din patlaması" oldu. Bunun başlıca odak noktasını Afganistan oluşturdu. Bu ülkede, Talibanlar Kabil'e hakim olduktan sonra, aşırı teokratik bir düzen kurdular. Militan dinci gruplar Cezayir'den Suudi Arabistan'a kadar birçok ülkelerde şiddete başvurarak emellerine ulaşmaya çalıştılar. Bu "patlama"nın etkileri herhalde önümüzdeki yıl da kendini hissettirecek...
Yılın diğer ilginç bir özellliği de, demokrasilerde soldan sağa veya merkeze doğru bir gidiş olmasıdır.
İspanya'dan Avustralya'ya, Fransa'dan Romanya'ya kadar çeşitli ülkelerde bu yönde bir akım kendini belli etti. Sol partilerde de (Yunanistan da dahil) merkeze bir "açılma" görüldü.
* SONUÇ: Dünya 1996'yı kapatırken, geçmiş yıllardan daha rahat ve huzurlu değil. Belki bazısı için, fena bir yıl olmadı. Ama genelde pek iyi bir yıl da sayılmaz.
1996, daha iyi bir yıl umudunu da 1997'ye devrediyor...