Yunanistan’la anlaşıyor muyuz?

Günlerden beri Yunan basını Türkiye ile Yunanistan’ın Ege sorunları üzerinde anlaşmaya çok yaklaştıklarını bildiriyor.
Atina’nın önde gelen gazetelerine bakılırsa, son yapılan görüşmelerde Ege ile ilişkin tüm konuları kapsayan bir “paket çözüm” üzerinde bir hayli ilerleme kaydedilmiş. Örneğin karasuları konusunda bir uzlaşıcı formül bulunmuş. Buna göre Türkiye’ye yakın Yunan adalarının karasuları (Atina’nın başta istediği gibi 12 mile çıkartılması yerine) duruma göre 6 ila 10 mil arasında genişletilmesi düşünülüyormuş.
Bunlar herhangi bir resmi açıklamaya değil, sızan veya sızdırılan bilgilere dayanan haberler.
Türk tarafı bu konuda daha ketum. Ancak Türk yetkililer son yapılan üst düzey temaslarda ve teknik düzeydeki “istakşafi” müzakerelerde önemli ilerlemeler kaydedildiğini ve en önemlisi iki tarafın anlaşmaya varmak için “ortak istek ve irade” gösterdiklerini belirtiyorlar.
Öyle anlaşılıyor ki, iki taraf Ege ve diğer anlaşmazlıklar üzerindeki müzakerelerde prensipleri ve parametreleri ortaya koymanın ötesinde, meselelerin özüne girmeye ve pazarlıklarını ayrıntılar zemininde yürütmeye başlamış bulunuyor.
Türk-Yunan ilişkilerinde “güven artırıcı” adımlardan ve diyalogda genel prensiplerden, artık içerikle ilgili ciddi müzakere aşamasına girilmesi, önemli bir gelişmedir.

Neden istekliler?
Yıllar sonra bu noktaya gelinmesi iki tarafta da, çeşitli nedenlerden müsait bir ortamın oluşmasıyla mümkün olmuştur.
Türk tarafında son zamanlarda yeni bir dış politika anlayışı hâkim olmaya başlamış, hükümet “komşularla sıfır sorun” stratejisinin bir hedefi olarak da Yunanistan’ı seçmiştir. Ankara şimdi Atina ile varılacak bir anlaşmanın Türkiye’yi rahatlatacağı gibi, AB başta olmak üzere uluslararası camiadaki itibarını yükselteceğini umuyor. Ayrıca Türkiye (son ulusal güvenlik belgesinde belirtildiği üzere) komşusunu, eskisi gibi bir tehdit olarak görmüyor ve Ege’nin bir barış gölüne dönüştürülebileceğine inanıyor.
Yunan tarafında da Türkiye ile ilişkiler bağlamında yeni yaklaşımı mümkün kılan birçok faktör var. Başbakan Papandreu’nun Türkiye ile dostluk konusundaki güçlü isteği ve pragmatizmi, bunların başında geliyor. Yunanistan’ın geçirdiği ciddi ekonomik bunalım da diğer önemli bir faktör. Türkiye ile sorunların çözümü ve gerginliklerin sona erdirilmesi, Yunanlıları tehdit kaygılarıyla silahlanmaya büyük paralar harcamaktan kurtaracaktır.
Başbakan Erdoğan ile Papandreu arasındaki görüşmelerin verimli geçmesinin ve teknik düzeydeki son “istikşafi” müzakerelerde bir “paket çözüm” yönünde ciddi ilerleme kaydedilmesinin nedenlerini işte bu yeni konjonktür çerçevesinde değerlendirmek lazım.

Tarihi fırsat
Bu şartlarda iki komşu ülkenin nihayet sorunlarını çözerek ilişkilerini dostluk ve işbirliği zeminine oturtması için, gerçekten tarihi bir fırsat doğmuş bulunuyor.
Bu yeni sürecin, şimdiki ivmesini koruması çok önemli.
Kuşkusuz Ege sorunlarında uzlaşmak, iki tarafın da eski pozisyonlarında esneklik göstermesi ile mümkün. İki ülkede de kamuoyunun bir kesininin buna karşı çıkması sürpriz olmayacaktır.
Bu bakımdan Erdoğan ile Papandreu’nun ifade ettikleri ortak istek ve iradelerini, cesaretle sonuna kadar göstermeleri gerekir.