“Zeytin Dalı”nın uluslararası boyutları

Eklenme Tarihi23.01.2018 - 0:46-Güncellenme Tarihi23.01.2018 - 0:46

Türk Silahlı Kuvvet-leri’nin Afrin’e yönelik “Zeytin Dalı” harekâtı uluslararası platformda çok şeyi değiştirecek gibi... Operasyonun daha başında bunun ilk işaretleri ortaya çıktı bile.

Harekât Suriye meselesiyle doğrudan ilgili aktörleri pozisyonlarını ve rollerini gözden geçirmeye, hatta tutumlarında yeni bir ayar yapmaya zorlamış durumda. Bu siyasal hareketliliğin bölgedeki güç dengelerini nasıl etkileyeceği herhalde önümüzdeki günlerde ve haftalarda daha iyi anlaşılacak...

Rusya’nın tercihi

Afrin cephesindeki harekâtın başlamasıyla birlikte başlıca aktörlerin takındığı tavra ve bunun uluslararası yansımalarına kısaca bakalım.

- RUSYA’dan başlayalım: Harekât öncesinde çok merak edilen konu, Moskova’nın Afrin hava sahasını Türk askeri uçaklarına açıp açmayacağıydı. “Zeytin Dalı” operasyonunun başarılı olması için Rusya’nın bu onayı vermesi çok önemliydi. Ne var ki şimdiye kadar Ruslar Afrin’deki YPG’yi destekliyordu. Moskova bu kez Türkiye ile PYD/YPG arasında bir tercih yapmak zorundaydı.

Türk diplomasisinin çabası istenen sonucu verdi: Rusya’nın TSK’ya yeşil ışık yakması, bölge stratejisinde önemli bir değişikliği ortaya koydu. Böylece Rusya PYD/YPG’yi amiyane tabiriyle “satmış” da oldu. PYD’nin Moskova’daki ofisinden yapılan açıklama, örgütün bu yüzden ne kadar öfkeli olduğunu açıkça gösterdi.

Rusya’nın davranışında daha geniş dış politika perspektifinin rol oynadığı açık. Genel kanı esas amacın Türkiye’yi daha çok kendi tarafına çekmek, ABD’den ve NATO’dan uzaklaştırmak olduğu yönünde. Rus Dışişleri Bakanı’nın bu vesileyle ABD’ye karşı üst üste verdiği demeçler de bunu gösteriyor.

Sıra ABD’de...

ABD’nin tutumuna gelince: Washington harekâttan önce, Afrin’in kendi sorumluluk alanının dışında kaldığını bildirmiş, Rusya’yı PYD üzerinden zor bir tercih yapmak zorunda bırakmıştı. Moskova bu kez karşı bir atakla Münbiç konusunda ABD’yi köşeye sürüyor. Ankara Afrin’den sonda Münbiç’e sıra geleceğini söylüyor ve ABD’nin bu konudaki tercihini de merakla bekliyor: ABD Türkiye’nin yanında mı, değil mi? YPG’yi feda etmeye hazır mı, değil mi?

Washington’un bu konudaki tavrı sadece Türkiye ile ilişkilerinin değil, uluslararası dengelerin de geleceğini belirleyecek.

Afrin operasyonunun siyasal izdüşümünde görülen ilginç bir gelişme de Türkiye’nin SURİYE ile ilk kez (alt düzeyde de olsa) diplomatik temasa geçmesidir. Bu Ankara’nın Suriye stratejisinde önemli bir değişikliğin işaretidir. Türkiye, Afrin harekâtı konusunda “Astana ortağı” İRAN ile de anlaşmaya gayret etti. Ne var ki İran sözcüsünün açıklaması, Tahran’ın bu olaydan pek hoşlanmadığını ve diğer “Astana ortağı” Rusya’dan da farklı bir tavır aldığını gösteriyor.

Nihayet FRANSA’ya gelince, onun bu konuyu Güvenlik Konseyi’ne taşıması kendisinin de bu sahnede bir aktör olduğunu göstermeyi ve özellikle insani yardım alanında aracı veya kolaylaştırıcı bir rol üstlenmek istediğini
ortaya koyuyor...

Etiketler