“Benim ilişkimin eşi benzeri yok”

18 Ağustos 2019

Başlığın sahibi şarkıcı Miley Cyrus, sekiz aydır evli olduğu kocası Liam Hemsworth’den boşanıp Instagram’dan ex kocasına atarlı tutarlı mesajlar göndermeye başladı bile

Miley Cyrus bana hiçbir zaman sempatik gelmemiştir. Evet, bizler gibi tüm ünlüler de küçüklüğünden itibaren bir değişim geçiriyor, hepimiz büyürken ne manyaklıklar yaptık ama bu kızda ciddi bir kişiliğini bulamama durumu var bence. Hani bir tanem Julia Roberts’la canım Richard Gere’in “Runaway Bride” (Kaçak Gelin) filmi vardı, hani Julia hayatta ne istediğini bulamamış, kiminle beraber olsa onun kişiliğine bürünen, sevgilisinin zevkine göre yumurta yiyen bir kadındı ya, Miley de aynen o hesap çıktı başımıza. Bir cici kız, bir çılgın, bir erkeklerden hoşlanıyor, bir kadınlardan, bir evli ve edepli, bir ruh hastası...

Biliyorum, şimdi moda hayatı içinden geldiği gibi, yarını düşünmeden gelişine yaşamak ama mesela bakıyorum model Cara Delevingne’e, kız çılgın ve fakat bir duruşu var. Miley ise gece sürüşünde çarpışan arabalar gibi gidiyor maşallah.

İnsanların anlayacağı bir noktada değiliz

Liam Hemsworth’le evlenmişsin, bulmuşsun gül gibi çocuğu, daha ne istiyorsun? Beraber beslediğiniz yedi köpeğiniz, üç kediniz, iki domuzunuz var, paranız sonsuz, yahu oturun evinizdeki şöminenin önüne, marshmallow yapın yiyin ama yok, Miley’nin aklı fikri şeytanlıkta. Sekiz ayda çocuğu paketledi ve Amerikalı blog yazarı Kaitlynn Carter’la İtalya’nın Como Gölü’ndeki romantik tatilleri esnasında öpüşürken yakalandı. Liam’la evliyken şöyle bir açıklama yapmıştı: “Benim ilişkimin eşi benzeri yok. O kadar karmaşık, modern ve yeni ki insanların anlayacağı bir noktada olduğumuzu sanmıyorum”. Ayol kocan bile nerede olduğunuzu anlamamış, insanlık nasıl anlasın?

Benimle oynama  söyledim sana

Ayrılıktan sonra erkek tarafından şu mesaj geldi: “Miley ve ben ayrıldık. Ona ileriki hayatında sağlık ve mutluluktan başka bir şey dileyemiyorum.” Yani, “O kızı Allah ıslah etsin” demenin kibarcası. Peki ya Miley ne mesaj verdi? Ohooo, Miley bir anda atarlı turtarlı bir kıza dönüşüp Instagram’dan yardırdı da yardırdı. Gelin, yaptığı atarları beraberce inceleyip bu güzel pazar gününe devam edelim:

“My dad always told me, ‘Nature never hurries but it is always on time.’”

Yazının devamı...

ZENGİN KADINLAR NE İSTER?

11 Ağustos 2019

Cidden zengin kadınlara çöpçatanlık yapan elemanlar, bu kadınların ilişkiden beklentilerini tüm çıplaklığıyla anlatmış. Gelin, beraberce dinleyelim

Bu makaleyi okuduğumda ilkin dedim, “Demek ki zengin de olsan çöpçatan kullanıyorsun”. Yani çok zenginlerle, kendi adıma konuşayım, benim ortak bir noktamız var. Ben de zamanında kullandım çöpçatan. İyi çöpçatan, iyi menajer gibi bir şeydir. Burnu doğru koku alıyorsa senin parmağına o tektaşı taktırana kadar işin peşini bırakmaz. Biliyorsunuz çöpçatanların nesli tükenmek üzere çünkü etraftaki kısmetler azaldı ve hayırlı kısmet varsa kendisine yapmak istiyor herkes ama bugünkü konumuz bu değil. Zenginin parası züğürdün çenesini yorarmış diyerek, zengin kadınların ilişki dünyasına adım atıyorum.

Yüksekten uçan kuş

Sözünü ettiğim çöpçatanlar, zengin kadınlarla profesyonel anlamda çalışarak, onlara uzun vadeli, yüzüklü müzüklü kısmet sözü veriyor. Yani “Bizim bakkalın oğlu Mustafa çok iyi çocuk” değil de, “Bizim Prens William’ın çok temiz yüzlü, royal bir arkadaşı var, aranızı yapayım mı?” kafası. E çöpçatanların zengin kadın müşterilerini saysanız içinde ünlüler, CEO’lar, royaller falan var. Onlar da tutup bakkalın oğlu Mustafa’yla evlenmez, hepsinin gözü yüksektedir. Fakat bilinir ki yüksekler tekin değildir. Sen yüksekte bir başına paratoner gibi dururken maazallah her şey gelebilir başına. İşte bu çöpçatanlar da yükseklerde uçan kuşları zarar görmeden yuvaya kondurmakla yükümlüdür.

Allah gördüğümden ayırmasın

Diyorlar ki  milyoner adamların bir kadında baktığı ilk özellik, güzellikmiş. Sonra çekim, en son da zeka geliyormuş. Milyoner kadınlar ise sırasıyla zekaya, fitliğe ve rahatlığa önem veriyormuş. Rahatlık derken de sevgilisinin yanında yırtık pijamayla oturmayı kastetmiyorlar. Ben diyorum “Allah’ım göremediklerimi ver”, bunlar diyor, “Allah’ım sen beni gördüklerimden uzak koma”. O anlamda rahatlık yani. Zekayı birinci sıraya koymaları da gayet mantıklı çünkü adam zekiyse bir şekilde para yapar. Fitlik de bir zahmet oluversin lütfen, hanımlar iki baklava görsün.

Zengin olsan da kadınsın

Milyoner kadınların ilişki listesini milyoner erkeklerinki gibi üç maddelik sanmadınız umarım. Zengin olsan da, kılı kırk yaran bir  kadınsın günün sonunda. Liste devam ediyor: kısa boy (No), evliliğe pozitif bakma (Yes), çapkın (No), çocuk yapmaya uygunluk (Yes). Tüm kriterler de karşılanıyormuş, biliyor musunuz? Daha ne diyeyim, inşallah bir gün bu çöpçatanlarla çalışma fırsatını biz de yakalarız.

Yazının devamı...

HOŞÇA KAL MİNNOŞUM

4 Ağustos 2019

Aşklarını sosyal medyada paylaşıp ağzımızın suyunu akıtan çiftler bir bir ayrılıyor. Biz aşka sizinle inanmıştık. Peki şimdi ne yapacağız?

Son dönemde gıyabında “İşte aşk budur!” diye konuştuğumuz, “Maşallah” dediğimiz her çift ya ayrıldı ya boşandı. Halbuki aşka inancımızın gün be gün azaldığı bu dönemde bizi onlar ayakta tutuyordu, aşka kenetliyordu. Özel hayattır, elbette ki işin iç yüzünde neler yaşandığını bilemeyiz fakat mutluluğunu gözümüzün önünde bu denli yüksek yaşamalarının hemen ardından paylaştıkları ultra kibar ayrılık mesajları azıcık tuhaf değil mi? Sosyal medyada yaşanılan ilişkiler bolca like peşinde koşulan bir proje mi, yoksa esas proje biz miyiz?

Kendi çapımızda fenomeniz

Instagram artık herkesin kendi kişisel şov alanı. Hepimiz kendi çapımızda fenomeniz. Evimizi, arabamızı, sevincimizi, serumumuzu falan hep oradan paylaşıyoruz. Gerçeklikle sanallık arasında gidip gelmekteyiz. Kim Instagram’da göründüğü kadar zengin, kim o kadar zayıf, kim o kadar mutlu, her şey birbirine karışmış durumda. Instagram bile tellerimizin yandığını fark edip like gösterimini kapatıyor, takipçi sayısını da kapatırsa hiç şaşırmam çünkü bize üç vakte kadar depresyon gözüküyor.

An itibarıyla sanal alemde etrafımız mutluluktan geberen çiftlerle çevrili. Fotolarının altında iyikiler, şükürler, huzurumlar uçuşuyor. “O adam o kadına ne güzel bakmış” diyoruz ve sevgilimize dönüp, “Sen bana bir kerecik böyle baktın mı?” şeklinde çemkiriyoruz. Elinde dev bir gül buketiyle koşarak karısına gelen adamın Story’sini izlediğimizde “Ne kocalar var, bir de benimkine bak” diye hayıflanıyoruz. Instagram’dan izlediğimiz aşklara cidden inanıyoruz çünkü aşka inanmak istiyoruz. Ya sonuç? İçlerinden en inandığımız çift boşanmış. Sayfasına giriyoruz, “Sen benim iyikimsin”le başlayıp, “Kalbimin hep en özel yerinde olacaksın minnoşum”la biten kel bir mesaj. E daha iki gün önce gözlerin öyle göz görmemişti, onsuz nefes alamıyordun, şimdi ne oldu? Söyler misiniz birbirine gerçekten, delicesine aşık hangi çift böyle ayrılır?

Aşkı rahat bırakın

Bakın mal, mülk hadi neyse de bence en ağır darbeyi aşk konusunda alıyoruz. Geçen hafta bu tarz ayrılıkları sosyal medyama taşıdığımda onlarca mesaj aldım “Bunlar da ayrıldı ya, artık aşka inancım bitti” diye başlayan. Ne kadar ağır ve üzücü bir yorum. En çok da yaşı küçük takipçilerimin böyle söylemesi içime dokundu. Tabii ki de Instagram özgür, biz özgürüz dileğimizi paylaşırız fakat bir yandan çanlar da bizim için çalıyor. Kimse kimseye inanamaya başladı, dedektif gibi her paylaşımın altında bir niyet arıyoruz.  Villanızı, teknenizi, Chanel’inizi paylaşın ama rica edeceğim aşkı artık rahat bırakın. Hadi şimdiye kadar yedik ama bundan sonra kolay kolay inanmayız aşk kokan fotolarınıza. 

Yazının devamı...

Her başarılı erkeğin arkasında ondan daha başarılı bir kadın vardır

28 Temmuz 2019

David ve Victoria Beckham çifti, 20. evlilik yıldönümlerini Versay Sarayı’na yaptıkları özel bir turla kutladı. Turu boşverin de bunlar nasıl 20 yıl evli kaldı?

Yıl, 1996. Manchester United maçını izlerken gözlüğü gözünde olmayan Spice Girls üyesi Victoria, maç boyunca yanlış takımı takip ediyor, maçtan sonra bir lounge’a dalıyor, sarhoş oluyor ve David Beckham’la tanışıyor. 1999’a geldiğimizde çiftimiz 800 bin dolara mal olan, 500 kişinin katıldığı bir düğünle Dublin Kalesi’nde havai fişekler eşliğinde evleniyor, havaya beyaz güvercinler uçuruluyor. Düğün sonrası eğlencedeyse kişi başı 48 euro’luk bir parti verip mor kıyafetler giyiyorlar (ama ne mor, mosmor). Elton John düğüne katılmak için Londra’dan kalkıp Dublin’e geliyor. Elton sadece bununla kalmayıp çiftin doğan çocuklarına vaftiz babalık yapıyor, Liz Hurley ve Eva Longoria’nın vaftiz anneliklerini de atlamayalım. Böyle hebele hübele derken dört çocuklarıyla birlikte tam 20 yılı deviriyorlar. Ne diyeyim, vallahi maşallah!

Peki nedir 20 yıllık evliliğin sırrı? Üstelik onlarınki bir de ünlü evliliği. Gelin, bu başarıyı adım adım mercek altına alalım:

Sadakat: Basından takip ettiğimiz kadarıyla sıkı bir bakıcı krizi yaşamıştı çiftimiz. Ardından bir iki kriz daha. Fakat asla şu an dörtte üçümüzün yaptığı gibi hemen havlu atıp ayrılmadılar. İlişkilerinin iç yüzünü bilemeyiz, tam olarak kim kimi aldattı, kim affetti. Ama görünen o ki çıktığımız yoldan dönüş yok felsefesini cidden benimsemişler.

İş hayatı: David Beckham hep bir futbol yıldızı olarak kalsa, Victoria da müziği bırakıp evinin kadını olsaydı olaylar asla böyle gelişmezdi. Kendi ismiyle kurduğu moda markasını bir dünya markası haline getiren Victoria, işinin patronluğunu da evinin patronluğunu da şahane idare etti. Her başarılı erkeğin arkasında ondan daha başarılı bir kadın vardır.

Instagram: David Beckham bir röportajında sosyal medya konusunda profesyonellerden yardım aldığını, ne zaman ne fotosu koyacağını planladığını söylemişti. Çiftimiz, Instagram’daki imajını başarılı bir şekilde çizdi. Zaman içinde işin içine çocukları da girdi ve muhteşem bir Instagram ailesi oldular.

Sosyal hayat:

Yazının devamı...

EYVAH 007 KADIN OLDU!

21 Temmuz 2019

James Bond’a hayat veren Daniel Craig’in 007 bayrağını siyah inci Lashana Lynch’e devredeceği duyuldu, ortalık karıştı.

Açık konuşayım, James Bond sayfası benim için Pierce Brosnan, Daniel Craig’le değiş tokuş edildiği gün kapanmıştı. Geçtiğimiz yıllarda yeni 007’nin Idris Elba olacağı dedikodusu çıktığında tekrar kıpır kıpır olan içim, konu netleşmeyince yeniden durulmuştu. Yirmi beşinci James Bond filminin hayata geçirileceği bu günlerdeyse bize tamamen sağ gösterip sol vuruldu ve siyah inci Lashana Lynch’in yeni 007 olacağını söylendi. Vay anasını arkadaşlar, büyük hareket. MI6 müdürü, odasına yeni 007’yi çağırıyor ve içeriye Lashana’nın canlandırdığı Nomi giriyor. Artık emekliye ayrılan ve sakin bir hayata geçiş yapan James Bond’un kod adı olan 007’yi artık Nomi taşımaya başlıyor. Filmle ilgili Daily Mail’e konuşan bir kaynak demiş ki: “Bond, tabii ki yeni 007’ye cinsel olarak ilgi duyuyor ve alışılmış baştan çıkarma numaralarını deniyor. Ancak teknikleri bu zeki, genç siyahi kadın üzerinde işlemediğinde şaşırıp kalıyor”. Ba ba ba...

Kazan kaynar

Lashana’yı, Captain Marvel’den biliyoruz. Brie Larson’un pilot bff’ini (best friend forever) gayet başarılı oynamıştı. Kendisi otuz bir yaşında ve sinema dünyasında bir devrime özne olmak üzere. Beyaz peynir rengi vücudu ve kızıl saçıyla bilinen Küçük Deniz Kızı Ariel’i oynayan siyah inci Halle Bailey ve Spiderman’e hayat veren Afro-Amerikan Miles Morales de eleştiri kazanını kaynatmıştı ancak Ariel yine kadın, Spiderman de yine erkekti. Bond 25’le ilgili yapılan eleştiriler, 007’yi bir beyazın oynayıp oynamaması değil 007’nin kadın olması aslında. Küçük Deniz Kızı Ariel’in, “Küçük Deniz Erkeği” olması gibi bir şey bu. Peki bir kadından cillop gibi ajan çıkmaz mı? Ohoooo, ajanın alası esas bizden çıkar. Tek gözle televizyon seyrederken tek gözle sevgilimizin mesajlaşmasını okuruz. Kendi çapımızda bile benim diyen dedektife bin basarız ama eleştirenler soruyor, “Yıllardan beri bilinen James Bon markasını değiştirmek niye?” diye.

Kadın parmağı

“Killing Eve” dizisini seyredenler tanır zeki dedektif Sandra Oh’yu. Hah, işte yeni James Bond 007’nin senaryosunda da “Killing Eve”in kadın yazarının parmağı var. “Sandra’dan böylesi şahane bir dedektif çıkardıysam Lashana’dan alasını çıkarırım” demiş ki bence çıkarır da. Lakin ben ikilemde kaldım arkadaşlar. Bir yanda Daniel Craig’in bile içine fenalık getiren (bıktığını kendi söylemişti), ciddi kan kaybetmiş bir James Bond var, diğer yanda da bir kadın 007. “Eyvahlık bir durum yok, ben gözümle gördüğüme inanırım” diyor ve beyaz perdede buluşmak üzere konuyu şimdilik noktalıyorum.

Haftanın güzellikleri

Yazının devamı...

ÇOK SEÇENEK HİÇ SEÇENEK

14 Temmuz 2019

Önümüzde çok seçenek olduğu zaman kendimizi daha bir şanslı görürüz ama sonuca bakın siz. Hangimiz çok seçenek olduğu zaman doğru kararı verebilmişizdir?

Netflix evimize ilk geldiğinde aşırı sevinmiştik, neredeyse pasta kesecektik. Gelin görün ki onca seçenek içinde her akşam onu mu izlesek, bunu mu izlesek derken her diziye beşer dakika bakıp elimiz boş bir halde kapatıyoruz televizyonu. Çevremizi saran yüz küsur restorana rağmen günün sonunda yine kendi bildiğimize gitmekle aynı mantık bu. Mesela bazı restoranlar ansiklopedi gibi menü koyar ya önümüze. Önce bir seviniriz sonra sayfaları çevirmekten yorulup menüdeki en kel yemeği sipariş ederiz.

Hani bana reçel?

Bundan yaklaşık yirmi yıl kadar önce araştırmacılar önümüze çok sayıda seçenek konulduğunda nasıl tepki verdiğimizi öğrenmek için bir çalışma başlatmış. Bir mağazada iki adet stant kurmuşlar, birincisine yirmi dört, ikincisine dört reçel koymuşlar. Alışveriş yapanlar genellikle yirmi dört reçelli standa yönelmiş ve bir şey almadan geri dönmüş.
Bu araştırma göstermiş ki etrafımızda fazla seçenek olduğunda kafamız karışıyor, az seçenek olduğundaysa kendimizi kandırılıyor gibi hissediyoruz. O yüzden ne demişler, en iyisi ne çok az ne de aşırı fazla seçenek arasından seçim yapmaya çalışmak, en iyisi seçeneklerimizi ideal bir sayıya sabitlemektir.

Kimi seçeceğim?

Son dönemde kurduğumuz cümlelerden yola çıkıp aşk hayatımızı inceleyelim:

Yazının devamı...

#ISAIDYES

7 Temmuz 2019

Evlilik teklifine “Eveeet!” demekle bitmiyor iş. Evlenme sürecini sosyal medyada çok iyi yönetmen gerek tatlım

Beklenen yüzük geldi, sen de evet dedin ve hayatının dönüm noktalarından birine girdin. Eskiden olsa gelin bohçasıydı, kına gecesiydi, kuğudan peçeteydi hareket planın belliydi ama şimdi ortada koskocaman bir sosyal medya olayı var. Takipçilerine karşı da sorumlusun. Sen en iyisi gel benim önerilerime kulak ver.

HEŞTEG

Susuzluk hiçbir şeydir, heşteg her şey. Ve bu devirde heşteg koymak dahil farklı bakış açısı kazanır. O yüzden Allah’ını seversen tektaşlı fotonun altına #isaidyes yazma. Zaten oraya koyduğun fotoda cümle alem görüyor “Evet” dediğini. Bir diğer sürprizsiz heşteg de #iyikim heştegi. Bu heşteg tam olarak şöyle bir duygu geçiriyor karşı tarafa, “Düşünmüş düşünmüş ve fotonun altına koyacak bir şey aklına gelmemiş”. Düğün fotolarının altına konan el classico #ecemustafawedding heştegini de buradan sevgiyle analım. Bak ben demiyorum ki hiç yoktan heşteg var et ama biraz yaratıcılık sana takipçi olarak geri döner, değil mi? Mesela son günlerde en hoşuma giden düğün heştegi şuydu, #meettheberkmans.

FOTOŞOP

Her ne kadar filtre bağımlılarına dönüşmüş olsak da filtrenin aşırısı pek hoş gelmiyor göze. Hele ki düğün fotolarında. Valencia filtresinden, siyah-beyaz görüntülerden azıcık uzak durmakta fayda var. Düğünlerde en dokunaklı anlar en doğallarıdır. Oradan pay biç kendine.

PAYLAŞIM

Yazının devamı...

EVLENMEYECEKSENİZ AYRILIN DA PİYASA HAREKETLENSİN

30 Haziran 2019

Evlenmeyeceğiniz insanı ne tutuyorsunuz şemsiyenizin altında. Sizlik değilse belki bizliktir

Var böyle tipler. Ne yardan geçer ne serden. Belli ki beraber olduğu kişi kriterlerini tam karşılamıyordur ama yok, bir türlü ayrılmaz. Hal böyleyken gelin buradan bir uyarı yapalım beraberce ve sevgilisiyle gelecek düşünmeyenler sevgilisinden ayrılsın da piyasa hareketlensin. Ve tabii bir de derinine inmek gerek konunun, acaba bunlar neden böyle yapıyor?

Yalnızlığım

Kendi kendiyle vakit geçirmek isteyen azdır. Kimisi bir başına sinemaya, yemeğe, tatile gidene deli gözüyle bakar. Bu kategoridekiler yalnız kalamaz. Hani evdeyken televizyonda öylesine bir kanal açılır ya ses olsun diye. Bu da aynı hesap. Boşta kalmak istemezler. “Seviyom sevmiyom kime ne?” deyip beraber oldukları kişiye sittin sene sürecince yapışırlar.

Çok eğleniyoruz

Tamam eğleniyorsunuz da bu biriyle çıkmak için yeterli sebep değil. Adam Fun City mi? Çarpışan Araba mı? Çok eğleniyoruz ne demek? Evet kadınlar kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanır ama azıcık kalbiniz de çarpsın değil mi ama?

Statü

Bu da bir başka sebep. Hem erkek hem de kadın için konuşuyorum, sevgili statüsü kimi zaman çok cazip gelebilir, göze perde indirebilir. Ancak unutmayın ki abartılı şeyler çabuk biter. Bir bakmışsınız ayağınız yerden kesilmiş, bir bakmışsınız fayansa popo üstü düşmüşsünüz.

Yazının devamı...