DERİNLİKLERDE YATAN TARİH

9 Ekim 2017

Akdeniz’de en uzun dalış sezonunun yaşandığı bir yerdir Kıbrıs. Berrak
bir denizde dalışlarınızı rahatlıkla yaparsınız. Bozulmamış doğası ve sağladığı huzurlu dalış ortamıyla denizin fantastik ve eşsiz güzelliklerini izlersiniz. Onlarca dalış bölgesinde, uzman ekiplerin eşliğinde derinliklere inersiniz. Kıbrıs’ın denizinin ‘derinlikleri’ bir başka açıdan da sizlere tarihi sunabilir. Tarihi batıklarla karşılaşma olasılığınız çok yüksektir.Geçtiğimiz gün Kuzey Kıbrıs Su Altı Batıklar Grubu bazı fotoğraflar yayımladı. Denizin derinliklerinde, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı dönemine ait olduğu sanılan silahlar bulundu. Bren ve Sten isimli makinalı silahların Rumlara mı yoksa Türklere mi ait olduğu yapılacak incelemelerden sonra netlik kazanacak.

Tarihe sahip çıkılsın

Bu tarihi bizlere sunan Dr. Fuat Türköz Çiner’le Tuncay Sadıkoğlu’na teşekkür ediyorum. Umarım yetkililer de, bu tarihi değerlere gereken önemi verir. Son olarak Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu’na açık bir çağrıda bulunmak istiyorum. Ada’nın tarih açısından da dünyada tanıtılmasının önünü açacak adımlar atılsın. Sadece otel, deniz ve kumsalla turizmi geliştiremeyiz.

Kuzey Kıbrıs’a Guess imzası

Esin Esmen, Kıbrıslı Türk genç bir iş adamı. Her alanda yatırımları var. Kuzey Kıbrıs ambargolar altında diyerek dünyaya açılan vizyonundan vazgeçmedi. ABD’nin ünlü giyim markası Guess’le ilgilendiğini biliyordum. Geçtiğimiz günlerde son görüşmeler yapıldı ve Guess’in Kuzey Kıbrıs’a gelişi sağlandı.

Yazının devamı...

ADA’YA ‘KURTLAR VADİSİ’ OTELİ

2 Ekim 2017

Necati Şaşmaz, iyi bir Kıbrıs hayranıdır. Eski Turizm Bakanı ve Milletvekili Ünal Üstel’in de yakın dostu. Hafta sonu Ünal Bey’in oğlu Emre’nin düğününde nikah şahidi oldu. Zaten düğün için birkaç kez Ada’ya ziyaret yapmıştı. Şaşmaz’ın, Ünal Bey’in Turizm Bakanlığı döneminden bugüne Ada’ya yatırım yapmak için yoğun bir çalışması vardı. Necati Bey, en sonunda bir arazi belirledi ve Kıbrıs’a beş yıldızlı bir otel yapmak için kolları sıvadı. Girne’nin önemli bölgelerinden Alsancak’ta arazi alan Şaşmaz, Kuzey Kıbrıs turizmine de katkı yapacak. Oyuncu, eskiden Kıbrıs’ın Fahri Kültür ve Turizm Ataşesi’ydi. Ancak‘popülist’ bir iktidar gelince, bu unvanıelinden alınmıştı.

Kıbrıs’ın gelişimine katkı sağlar

Umarım bu dönemde, iktidarlar Balkanlar’da ve Orta Doğu’da ciddi bir hayran kitlesi olan Şaşmaz’ı yıldırmaz ve otel yapmaktan vazgeçirmez. Çünkü, Kuzey Kıbrıs’ta ‘küçük’ bir azınlık bile, iktidarın çok büyük kararlar almasına neden olacak ‘ilişkilere’ sahip oluyor.

Oyuncu, Kuzey Kıbrıs’ın hem tanıtımına hem de gelişmesine katkı sağlar. Kaybeden
o değil, biz oluruz. Benden de otel için bir isim önerisi olsun, otelin adı ‘Kurtlar Vadisi Kıbrıs Oteli’ olabilir. Belki de bu düşünülür.

Bir ‘Behzat Ç.’ senaryosu

Behzat Ç. kitaplarının yazarı, senarist Emrah Serbes, İzmir’de bir babayla kızının hayatını kaybettiği kazada sorumlu olduğunu ‘itiraf’ ettiğini anlatan bir mektup yayımladı. Sonrasında ise tutuklandı. Serbes’initiraflarını ve sürecidikkate aldığınızda, yapılanın bir itiraftan öte senaryo olduğuortaya çıkıyor. Zaten bilgive bulgularda yazarın suçlu olduğu belirlenecekti. Bunun yanında Serbes’in, aracı kullanırken uyuşturucu veya içki alıp almadığı test edilememiş oluyor.Kazanın ardından yaklaşık bir haftasonra böyle bir adım atması, senaristliğinin gereği sanırım.

Adalete senaryo

Yazının devamı...

ÇİRKİNLİKTE YARIŞMIŞLAR!

25 Eylül 2017

Miss Turkey 2017 güzeli seçilen, sonra tacı elinden alınan Itır Esen’in ve ilk 10’a giremedim diye, “Allah hepinizin belasını versin” diye bağıran Gözde Baddal’ın yazdıklarını görünce, bu kızlar çirkinlikte birbirleriyle yarışmayı hak ediyor dedim.

Ki zaten yarışmışlar da. Bir kadının sadece görselliğiyle değil, adabıyla da öne çıktığını unutmuşlar. Aslında yüzlerine yansıyan ‘güzelliğin’ altında, çirkinliği barındırıyorlarmış. Bu çirkinliklerini düzeltmek yerine, gerçek kimliklerini öne çıkarmışlar. Mevlana’nın şu sözlerinde olduğu gibi, “Asalet, boyda değil soyda, incelik, belde değil dilde, doğruluk, sözde değil özde, güzellik, yüzde değil yürekte olur.” Itır ve Gözde bir yerlerde başarılı olur mu, olabilir. Ama hep ‘çirkinlikleriyle’ hatırlanarak.

Lübnanlı sanatçımız oldu

Kıbrıs’a Orta Doğu’dan yoğun ilgi var. Hem turist hem de sanatçı olarak. Geçtiğimiz gün bir iş adamıyla sohbet ediyoruz. Lübnan’da ‘İşte bu’ adlı bir şarkıyla çıkış yapan Sam Hasan’ın artık Türkiye’de yaşayacağını söyledi. Sonra Hasan’ın çalışmalarını dinledim. Türkçe ilk single’ı ‘Ben mi deli’ çıkmış.

Hasan’ın yaptığı röportajlarda, “Ben Türküm ve Türkiye’yi çok seviyorum” cümlesi de etkilemiş iş adamımızı. Sanırım önümüzdeki dönemde Kıbrıs’ta onu çok göreceğiz. İş adamı bunu da şöyle açıklıyor: “Yabancı bir sanatçı yerine Türkiye’den bir sanatçı getirmek, bize daha yararlı oluyor.”

Görmez ve halisçelik’e başarılar

Yazının devamı...

KIBRIS, LAS VEGAS OLUR MU?

18 Eylül 2017

Kuzey Kıbrıs ekonomisi ‘turizm’ ve ‘eğitim’ üzerine kuruludur. İki bacaktan biri olmadığı anda, ülke ekonomisi çöker. Turizmde otellerin casinoları, önemli bacağı oluşturur. Casinoların ülke ekonomisine yıllık 600 milyon dolar katkısı vardır. Buralarda çalışan sayısı ise 7 bin. Buna otel, restoran, acente gibi yan sektörleri de katınca, çalışan sayısı 20 binlere çıkıyor. Bir anlamda dev bir holding. ‘Holding’in yönetim kurulu başkanı Casino İşletmecileri Birliği Başkanı Ahmet Arkın’la konuşuyorum. Doğrudan ve dolaylı olarak ülke ekonomisini kalkındırdıklarını anlatıyor. Kuzey Kıbrıs’ın bugün itibarıyla bir Las Vegas olamayacağını söyleyerek “Ancak Kuzey Kıbrıs Orta Doğu’da önemli bir cazibe merkezi olabilir. Şans oyunu salonları sektörü de bu cazibenin önemli bir enstrümanı olabilir. Bugün Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yapmak istediği de tam olarak budur” diyor.

Fotoğraf eleştirisi

Kıbrıs’a şans oyunları için en çok Türkiye’den müşteri gidiyor. Ahmet Bey, Orta Doğu’da ‘cazibe merkezi’ olma yolundaki sinyali de şu cümlelerle veriyor: “Son zamanlarda Orta Doğu ülkelerinden gelenlerin sayısı önemli ölçüde artmaktadır.” Ünlü isimlerin ‘kumardan şu kadar para kazandık, bu kadar şanslıyız’ yönünde verdiği pozlar, ülkede en çok konuşulan konuların başında geliyor. Bu konuda, hem siyasi hem de toplumsal bir rahatsızlık hakim. Bu görüntülere casinocuların da rahatsızlığı ilk elden, “Doğru olmadığı kanısındayız” şeklinde oluyor.

Toplumsal duyarlılık

Şunu net olarak ifade etmek gerekirse, ülke ekonomisi el birliğiyle kalkınır. Sanatçılarla gündeme gelen casinolar konusunda birliğin çalışmaları önemli. Birlik; yapılan işe toplumsal olarak bakıyor. Toplumsal duyarlılık da ön planda. Casinolara girişlere de bu açıdan dikkat ediliyor. Arkın’ın bu konuda şu sözleri önemli, “Kumar alışkanlığı nedeniyle aile düzenini bozan, yaşadığı sosyal ortama rahatsızlık veren veya kumar bağımlısı olmuş kişilerin birliğimiz, yönetim kurulu kararıyla ‘Şans Oyunu Salonları’na girişlerini engellemektedir.” Güney Kıbrıs’ın, kilisenin katı tutumuna’ rağmen ‘paralar Türk casinolarında harcanmasın’ diye 2020’de casino açmaya karar vermesi önemliydi. Kuzey Kıbrıs, her açıdan kendisini yenileyerek, geride kalacak adımlar atmamalı.

EVLİLİK PROGRAMI ‘GENÇLİĞİ...’

Yazının devamı...

KUMARA TEŞVİK POZU VERDİLER

28 Ağustos 2017

Kuzey Kıbrıs turizm ve eğitimle öne çıkmaya çalışan ve bu yönde çalışmalar yapan bir ülke. Ancak Ada’da son dönemde Serdar Ortaç ve Mehmet Ali Erbil gibi sanatçıların ‘kumara teşvik’ olabilecek adımlar atması dikkat çekiyor. “Mehmet Ali Erbil, kumardan servet kazandı” haberini okumuşsunuzdur. Haberi görünce Serdar Ortaç’ın kazandığı serveti anımsadım. Sonra haberleri inceledim. Neredeyse iki isim de aynı oranda para kazanmış. 29 Haziran 2016’da Ortaç’ın, 504 bin 55 kuruş kazandığı iddia ediliyor. Öyle bir rastlantı ki, tam bir yıl sonra aynı mekanda 21 Ağustos 2017 tarihinde Erbil, 505 bin 500 TL kazanıyor. Hiçbir turiste vurmayan şans, her yıl Kıbrıs’ta kumarla ün yapan iki isme çıkıyor. Öyle bir şans ki, haberlerde şanslı makinenin adı bile veriliyor.

Yasaya göre; ceza şart

KKTC Şans Oyunları yasasının 27’inci maddesine göre, “Ne amaçla olursa olsun, sözlü, görüntülü ve yazılı basını kullanmak yasaktır.” Yasaya hem mekan sahipleri hem de kumar oynayanlar uymak zorunda. Haberle ilgili konuştuğum bir otel sahibi, “Ortaç ve Erbil, insanları kumara teşvik ediyor. Bu bir suç. Suç karşısında KKTC makamları neden sesini çıkarmıyor, anlamıyoruz” diyor. Haksız da değiller. Ankara’nın da desteğiyle ‘turizm ve eğitim adası’ reklamları için milyonlarca TL harcanıyor. Ankara’nın bu görüntüden rahatsız olduğunu not edeyim.

Karanlığa davet

Türkiye, Kıbrıs’ın adının kumarla anılmasını istemiyor. Ama Ada’da kumara teşvik için poz verenlere karşı hiçbir cezai uygulama yok. Bu kabul edilemez. KKTC eğer bir devlet olacaksa, yasaları uygulamak zorunda. Kuzey Kıbrıs’ın adını kirleten kim olursa, hesabını sormalı. Bu ülke, böyle kazanır. Yoksa gidilen yol, yol değil. Sayın Ortaç ve Sayın Erbil de, reklam olduğu her açıdan belli olan pozlarla halkı kumara çağırmamalı. Sanatçılar, toplumun ışığı olmalı, karanlığa davet eden değil!

Cumhurbaşkanı’nın ‘mutlu’ aile fotoğrafı

(Soldan sağa) Kızları Çınla, Meral Hanım, Cumhurbaşkanı Akıncı, damat Sercan Erozan, kızları Zerrin, bebekleri Freya, kızları Doğa, oğlu Bekem ve kızı Talia.

Yazının devamı...

‘Kadınlar olmazsa olmaz...’

21 Ağustos 2017

Türkiye İş Kadınları Derneği (TİKAD), ülkede yaptığı çalışmalarla dikkat çeken güçlü bir STK haline geldi. Kadınların değil, tüm insanlığın sorunlarının çözümünde ve çalışmalarının gelişmesinde TİKAD’ın imzasını görüyoruz. Yönetiminde, kadınların sesinin her alanda gür şekilde çıkması için mücadele eden bir anlayış var. TİKAD Başkanı Nilüfer Bulut da, bu süreçte önemli bir mesai harcıyor. Güçlü kadınların ülkeler için olmazsa olmaz olduğuna inanan biriyim. TİKAD da, her alanda söz sahibi olacak kadınların yetişmesini sağlayan projeler üretiyor. Nilüfer Hanım da, “Söz sahibi olan kadınların dünya barışını ve adaletli gelir dağılımını sağlayacağına inanıyoruz. Bu inançla projeler geliştiriyor ve ayrımcılık gözetmeden ihtiyaç duyan herkese el uzatıyoruz. Ülkemizde ve uluslararası arenada birçok projeyi bu bağlamda hayata geçirdik” diye yaptıklarını anlatıyor. Kadınların ‘gür sesi’ olan TİKAD Başkanı Bulut’la güzel bir sohbetimiz oldu.

‘Pes etmemeliyiz’

“Her şeyden önce Türkiye’deki güçlü kadın profilini ortaya çıkardık” diye konuşan Bulut, “Kadınlar kendilerine inandı ve güvendi. TİKAD’la çok şeyler başaracaklarını gördüler. Üyelerimizin yönettiği sermayenin büyüklüğüne baktığımda, ekonomiye yön veren, yatırımlar yapan, istihdam yaratan iş kadınları olarak çok başarılı çalışmalara imza attığımızı düşünüyorum” diyor. Bulut, dünyayı erkeklerin yönettiğini ifade ediyor ve kadınların da kendilerine açılan alanlarda varlık göstermeye çalıştığını vurguluyor. İş kadını, şunları söylüyor: “Tecrübelerimden yola çıkarak diyebilirim ki, gerçekten istiyorsak rekabet koşullarının ağır olduğu bu alanda erkekler kadar mücadeleyi, pes etmemeyi ve çalışmayı öğrenmeliyiz. Erkeklerle eşitlik isterken, eşit şartlarda çalışmayı öğrenmeliyiz. Tabii ki hakkımızı alarak, eşit işe eşit ücret şeklinde. Ev işini de birlikte paylaşarak, çocuk bakımı gibi konularda birbirimize yardımcı olmalıyız.”

Bir annenin sözleri

‘Çocuk da Yaparım, Kariyer de’ şarkısı popülerdir. Aynı zamanda anne olan Nilüfer Hanım da bu noktada çok önemli sözler kullanıyor ve şöyle devam ediyor: “Anne olduktan sonra daha çok çalışmam gerektiğine inandım. Bu çalışma yalnızca kendi çocuklarımın geleceği için değil, tüm dünya çocukları için. Barış dolu miniklerin eşit şartlarda yaşadığı, birinin bile aç yatmadığı, mutlu olduğu bir dünya için çalışmam gerektiğine inandım. Bu inançla çalışıyorum. Kadınlara şunu söyleyebilirim, bireysel hedefler için değil, toplumsal hedefler için çalışmalıyız. Bunu erkeklere de söylemek lazım. Toplumu hep birlikte geliştirdiğimizde daha güzel bir dünyayı inşa edeceğiz.”

Kadınların liderliği

Kadınlar ön plana çıktıkça dünyadaki algı da değişiyor. Bunu yaşadığımız coğrafyada hissedebiliyoruz. Kadınların başarıları, dünya kamuoyunda çok olumlu mesajlarla geri dönüyor. Bulut da bunu iyi bilen bir isim. Nilüfer Hanım, “Hepimizin yakından izlediği gibi dünya farklı ve zor bir süreçten geçiyor” diye devam ediyor ve şunları belirtiyor: “Bu zor günlerden geçerken daha akılcı ve duygusal zekayı kullanabilen liderlere ihtiyaç var. Belki olaya cinsiyetçi yaklaşmamak gerekir ama tarihe de baktığımızda ekonomik ve siyasi anlamda dengelerin bozulduğu dönemlerde uzlaşmacı ve ılımlı iletişim kurabileceğine inanılan kadınlar ön planda yer almıştır. Nitekim ülkemizde gerek iş dünyasında, gerekse siyasette kadın liderlerin öne çıktığı dönemlere şahit olduk. Mesela TÜSİAD başkanlığını peş peşe üç kadının yapması bizler için de önemli bir gelişmedir. Kadınların lider statüsünde rol almalarının dış politikada da Türkiye’nin imajı açısından büyük önem taşıdığına inanıyorum.” Bulut, son olarak da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın da, TİKAD’ın insan odaklı projelerine destek verdiğini vurguladı.

Yazının devamı...