İzmir dipten dönüyor

CAPİTAL dergisi yeni yılın ilk sayısında özel Ege eki verdi. Kapak konusunda İzmir’in kaybolan yılları ile parlak geleceği bir araya getirilmiş. Kaybolan yıllarda Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) en son verilerine dayanarak İzmir’in Türkiye ekonomisindeki payının azaldığına dikkat çekiliyor.
Buna göre İzmir, 2004 yılında toplam gayri safi katma değer İstanbul ve Ankara’dan sonra üçüncü sırada iken 2006 yılında Bursa, Bilecik, Eskişehir’den oluşan bölgenin altına dördüncü sıraya inmiş. Daha kötü haber ise dördüncü sıra da garantide değil. Henüz veriler açıklanmadı ama Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova’dan oluşan bölge büyük bir olasılıkla önüne geçip İzmir’i beşinci sıraya attı bile. Özellikle Sakarya ve Düzce’nin son yıllarda yatırımlardan aldığı büyük payın bu sonucu doğurduğu belirtiliyor.
Ama yandık, bittik edebiyatı ile hemen karalar bağlamaya gerek yok. Bir de madalyonun öbür yüzü var. Araştırmada son yıllarda Türkiye ekonomisine göre daha düşük bir performans gösterse de İzmir için umut veren 12 kritik gelişmeye geniş yer veriliyor.
* * *
İzmir’i gelecek 10 ile 20 yılda yeni baştan yaratacak, bazıları başlayan, bazılarının ise eli kulağında olan 12 kritik proje ise şöyle:
1. İki kent arasındaki seyahat süresini 3.5 saate indirecek İstanbul-İzmir otoyolu.
2. İzmir’in yeni Manhattan’ı Bayraklı -Turan gökdelenler projesi.
3. Gecekonduların yerini modern semtlerin alacağı kentsel dönüşüm projesi.
4. Yeni liman yatırımları.
5. Lüks yolcu gemisi (kruvaziyer) turizminin hızla gelişmesi.
6. EXPO 2020 yarışı kazanılırsa İzmir’i Dünya Sağlık Başkenti yapacak yatırımlar.
7. Aliağa Menderes Raylı Sistem hattının çalışmaya başlaması ve bir yanda Bergama diğer yanda Selçuk’a kadar uzayacak olması.
8. Körfezi yüzülebilir hale getirerek İzmir gerçek bir deniz kenti haline getirecek Büyük Körfez Projesi.
9. Yeni yapılacak fuar alanı ve toplantı merkezleri ile İzmir’in Kongre ve Fuarlar kenti haline getirilmesi.
10. Yaşar, Zorlu, Tesco Kipa gibi İzmir kökenli grupların yeni yatırım kararları almaları.
11. Çin’den, Almanya’da dünyanın pek çok bölgesinden yabancı yatırımcıların bölgeyi mercek altına alması.
12. İzmir Kalkınma Ajansı’nın Türkiye’nin ilk bölgesel kalkınma planının hazırlaması ve İzmir’i dünya markası bir kent yapma çalışmaları.
* * *
İzmir’in geleceği sadece başlıklarını verebildiğimiz bu projeler ile sınırlı değil elbet.
Örneğin Aliağa Petkim’de, Socar Turcas tarafından kurulacak yeni rafineri ve bölgenin 2023 yılına kadar Avrupa’nın en önemli enerji üslerinden biri haline gelmesi gibi milyarlara dolarlık daha onlarca proje var.
Bu gözlükle bakıldığında, dipten dönmeye başlayan İzmir’in büyük çıkışın eşiğinde olduğunu söyleyebiliriz. Her türlü engel ve beceriksizliklere rağmen önümüzdeki on yıl içinde İzmir’i büyük patlamalarla yeniden şahlanacak. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Üç kişiye bir diş fırçası
Bazı istatistikler bir ülke ya da bir kentin yaşam standardını, kültürel düzeyini, gelişmişlik ölçüsünü kısacası medeniyetten ne kadar nasiplenebildiğini gösterir. Temizlik ürünleri tüketimi ve hijyen alışkanlıkları da bunun başında gelir. Bunlar öyle alışkanlıklardır ki parayla, pulla ilgisi yoktur. Adamın cebinde belki bir TIR diş fırçası ve macun alabilecek nakit parayla dolaşıyordur ama bir diş fırçası bile yoktur.
Kozmetik ve Temizlik Sanayicileri Derneği Başkanı Ahmet Pura’nın verdiği istatistikler Avrupa ile aramızdaki uçurumun kapanması için daha çok yol olduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde kişi başın 2 diş fırçası düşüyormuş. Türkiye’de ise 3 kişiye bir diş fırçası düşüyor. Türkiye’de kişi başı diş macunu tüketimi 2010’da 119 grama ulaşmış İspanya’da 320 gram.
Bu konu sıcak bir kent olduğu için özellikle İzmirliler için çok önemli. İnsanlar utandıklarından birbirlerine söyleyemiyor ama ter kokusu hele İzmir gibi modern insanların yaşadığı düşünülen bir kentte hiç çekilmiyor. Türkiye’de kişi başına deodorant tüketimi sadece 1.39 birim. Bu rakam İngiltere’de 6 kat fazlasıyla 6.77 birim.
Temizlik sanayicileri Derneği Başkanı Ahmet Pura “Türkiye’de el yıkama alışkanlığı çok düşük, hala kişisel hijyenin lüks olarak görülüyor” diyor. Türkiye’de var mı bilemiyorum ama, Almanya’da öğrencilere diş fırçası ve diş ipi kullanımı, temizlik eğitimleri ana okulundan itibaren uygulamalı ders olarak veriliyor.
Birkaç gün önce PricewaterhouseCoopers gibi raporlarına güvenilebilecek dünya çapında kuruluş bir açıklama yaptı. 0n yıl sonra 2020’de Türkiye ‘nin milli gelir ve satın alma gücü açısından Kanada’yı bile geride bırakabileceğini duyurdu. O zaman iş ciddi demektir. Bir an önce diş fırçalama deodorant kullanma gibi temizlik eğitimlerine başlayalım ki hiç olmazsa yeni kuşaklar Türkiye’yi sonradan görme zengin ülke durumundan kurtarsın.

GÖRÜŞLERİNİZİ GÖNDERİN, ‘BLOG’DA SİZ DE DÜŞÜNCE VE YORUMLARINIZLA YER ALIN