‘Merkez bankası’nın ‘sıkı duruşu’ yetersiz

Eklenme Tarihi19.01.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi19.01.2018 - 0:18

Enflasyonun yüzde 12, sene sonu enflasyon beklentilerinin ise yüzde 9’un üzerinde olduğu bir ortamda Merkez Bankası dünkü toplantısında faizlerde herhangi bir değişikliğe gitmedi. Piyasaların bu duruma fazla şaşırdığı söylenemez.

Çünkü ne Merkez Bankası ne de piyasalar Merkez’in belirlediği enflasyon tahminlerini ciddiye alıyor artık.

Bu ise enflasyon hedeflemesi rejiminin etkinliğini yitirmesi ve Merkez’in fonksiyonunun “durumun iyice kötüleşmesini engellemek” şeklinde yeniden tanımlanması demek. İşte bu nedenledir ki teknik bir terim olan “sıkı para politikası” kavramı bile anlam değiştirdi.

Neden inanç yok?

“Sıkı para politikası” geleneksel olarak enflasyonu düşürmek için uygulanan yüksek faiz politikası olarak tanımlanır. Oysa bizde faizlerde bir indirime gidilmemesi bile “sıkı para politikası” olarak tanımlanmaya başladı son dönemde.

Piyasalar Merkez’in enflasyon tahminlerine neden inanmıyor? Bunun sebebi enflasyon hedeflemesi yapılan son 11 senede enflasyon hedefinin hep ıskalanması, enflasyon tahminlerinin ise hep gerçekleşen enflasyondan düşük kalması.

Şekilde 2006 sonrası dönemde Merkez’in sene başında belirlediği enflasyon tahmini ve sene sonunda gerçekleşen enflasyon serileri bulunuyor. Son iki senede oldukça yüksek tutulan sene başı enflasyon tahminlerine rağmen Merkez’in sene başında vaat ettiği enflasyon rakamı maalesef sene sonunda gerçekleşmiyor.

Durum böyle olunca, bu tahminlerin açıklandığı ve beklentilerin çıpalanması için bir platform oluşturması gereken enflasyon raporu toplantıları da anlamını yitiriyor.

Çünkü geçmiş tecrübe, sene başında Merkez tarafından sunulan enflasyon tahmininin bir geçerliliği olmadığına işaret ediyor.

Bu durumun yarattığı en önemli hasar ise sene başında imzalanan ve 12 aylık dönemi kapsayan kira, ücret gibi kontratlarda Merkez’in tahminlerinin yol gösterici olma işlevini yitirmesi. Halk doğal olarak geçen seneki enflasyona yakın bir enflasyon tahminiyle hareket edince sene sonunda gerçekleşen enflasyon da bir önceki seneye yakın oluyor.

Teknik olarak “enflasyonda yapışkanlık” olarak adlandırılan bu durum enflasyon beklentilerini düşürmeden gerçekleşen enflasyonu da düşüremeyeceğinizi gösteriyor.

Peki, ne yapmalı?

Kredibilitesini yitirmiş ve enflasyon beklentilerini oluşturmakta söz sahibi olamayan bir merkez bankasının diğerlerinden daha çok çalışması ve enflasyonu düşürebilmek için daha agresif faiz artırımlarına gitmesi gerekir. Dün yapıldığı üzere, politika metnine “enflasyon beklentileri” ya da “baz etkisi ile düşüş yetmez” ifadelerinin eklenmesi olumlu olsa da yeterli  adımlar değildir. Çünkü piyasalarda kemikleşmiş olan yüksek enflasyon beklentisi kırılmadan enflasyon düşmez. O beklentiyi kırmak için ise bir rejim değişikliği olduğuna ve bundan sonraki dönemde enflasyonun “her ne pahasına olursa olsun” düşeceğine piyasaların ikna olması gerekir. Merkez’in mevcut politika uygulaması bu tür bir rejim değişikliği sinyali vermiyor. Bu uygulamayla ise ne enflasyon beklentileri düşüyor ne de enflasyon.