Referandum sonuçları gerek yerli gerekse yabancı basında geniş yer aldı. Ben bugünkü yazımda yabancı basında yer alan ve referandumun ekonomik etkilerini tartışan haberlerin üzerinden geçeceğim.

Bloomberg öncelikle evet oyu çıkmasının siyasi istikrar açısından olumlu olarak değerlendirileceğini vurguluyor ve bunun yabancı yatırımları artırabileceğinden bahsediyor. Ancak bu köşeye de adını verdiğim üzere, iktisatçıların “iki eli” olduğunu unutmayalım. Bir elinizle artıları gösterirken öbür elinizle eksileri göstermekle yükümlüsünüz. Bloomberg, referandumun ekonomiye olumsuz etkileri de olabileceğini belirtmiş. Daha otoriter bir yönetim şeklinin merkez bankası üzerindeki baskıları artırabileceği ve düşük faiz politikasının ekonomik dengeleri olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çekmiş. Eğer bu senaryo gerçekleşir ve ekonomik problemler artarsa, bunun artan risk ve azalan yatırımlara dönüşebileceğine vurgu yapmış.

Bloomberg haberinde vurgulanan endişeler hepimizin endişesi. Bu köşede hep altını çizdiğim unsur merkez bankası bağımsızlığı. Çünkü ancak gerçekten bağımsız olan ve bu bağımsızlığı halk tarafından kabul edilmiş olan bir merkez bankası etkili para politikası uygulayabilir. Elbette yine hata yapabilir ama sevabı da vebali de kendisine ait olacağı için attığı adımları da daha iyi anlatır ve beklentileri kendi planı doğrultusunda yönlendirebilir. Enflasyon ancak bu şartlarda düşer ve bu da faizleri düşürür.

AB ilişkileri kritik

Yabancı basının ekonomik açıdan en çok vurguladığı husus, Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerinin ne şekilde gelişeceği konusu. FT haberinde Ankara’nın düşündüğü anayasa değişikliklerinin AB kabul kriterlerine uymadığını ve bu değişikliklerin uygulamaya sokulması durumunda Türkiye’nin AB’ye girme şansının iyice azalacağı vurgulamış. Eğer idam cezası kabul edilirse bunun ilişkileri en hızlı şekilde bitireceğinin altını çizmiş. Yine Reuters referandum öncesi dönemde gerilen Türkiye-AB ilişkilerinin referandum sonrası dönemde kritik bir süreçten geçeceğini söylemiş ve idam cezasının kabul edilmesi durumunda AB müzakerelerinin duracağı belirtilmiş. Referandumdaki evet ve hayır oylarının birbirine çok yakın olması sebebiyle Avrupa Komisyonu’nun Ankara’yı milli görüş birliğini gözeten bir tutum izlemeye çağırmasına yer verilmiş.

Peki, AB’den uzaklaşmanın Türkiye ekonomisine etkileri ne olur? The Economist, AB’nin Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olduğu belirtilmiş. Dolayısı ile AB ile ilişkilerin iyileştirilmesinin Türkiye’nin çıkarına olduğu not edilmiş. Türkiye daha uzun süre hatta belki hiçbir zaman AB’ye tam üye olarak giremese de ileride daha farklı bir düzenlemeyle farklı bir kategoride Türkiye’ye de yer bulunabileceğinden bahsedilmiş.

Kurumsallaşmanın tam olarak oturmadığı gelişmekte olan ülkelerde AB gibi bir çıpanın önemli bir disiplin sağlama rolü var. Bu çıpanın olumlu etkilerini 2002-2006 döneminde müzakereler başladığı zaman yaşanan doğrudan yabancı yatırım artışında gördük. Bundan sonraki dönemde yapıcı olmak ve referandum öncesi dönemde gerilen ilişkileri tamir etmek ekonomimiz açısından doğru tercih olacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları
Etiketler