Geçtiğimiz hafta 2017 birinci çeyreğine ait büyüme rakamını aldık. Yüzde 5’lik büyüme rakamının alt kalemlerini incelediğimizde bunun itici güçlerinin ihracat, kamu harcamaları ve hane halkı tüketiminden geldiğini görüyoruz. İhracat büyük ölçüde dış pazarlarımızın toparlanmasıyla ilişkili. İhraç ettiğimiz ürünler de “kolay vazgeçilebilen” ürünler olunca, alıcının geliri düşünce ya da fiyat artınca hemen darbe yiyoruz.

Son çeyrekte hem Avrupa’nın toparlanması hem de TL’nin euro’ya karşı daha hızlı değer kaybı ihracatı desteklemiş. Kamu harcamaları ve hane halkı tüketimi ise bu dönemde yürürlüğe konan vergi indirimleri, kampanyalar ve gevşek maliye politikasının sonucu.

Ekonomide temel soru büyümenin sürdürülebilir olup olmadığı sorunu. Yoğun bakıma alınmış bir hasta düşünün. Hasta solunum cihazına bağlanıyor, serum ve ilaç takviyesi yapılıyor ve nabzı, tansiyonu normale dönüyor.

Bu duruma doktor elbette sevinir, ama hastayı hemen taburcu etmez. Çünkü hastaya verilen destek çekildikten sonra onun normale döneceğinden emin olmak ister. İktisatta da aynı. Mevcut büyüme rakamı elbette sevindirici. Ancak ekonomiye verilen destek çekildikten sonra ekonominin kendi ayakları üzerinde yoluna devam edeceğinden emin olmak gerekiyor.

Yatırım kalemi

Ekonomiyi bugünden yarına taşıyan ve GSYH içinde belki de en kritik öneme sahip olan kalem yatırım kalemi. Son çeyreğe ait rakamlar yatırım kalemindeki artışın diğer kalemlerin altında kaldığını gösteriyor.

Aslında bu yeni bir olgu değil. Yatırım kalemi bir süredir yavaşlama trendinde. Şekilde sarı çizgi GSYH artışını, mavi çizgi ise yatırım kalemindeki artışı gösteriyor. Senelik veri olduğu için son çeyrek görülemese de bu çeyrekte GSYH büyümesi ile yatırımlardaki büyüme arasındaki makas iyice açılmış vaziyette.  

Geçtiğimiz hafta Koç Üniversitesi-TÜSİAD Ekonomik Araştırma Forumu olarak düzenlediğimiz konferansta yatırımlardaki yavaşlamayı masaya yatırdık. Konferansta öne çıkan başlıkları maddeleyecek olursam:

1) 2010 sonrası yatırımlardaki azalma sadece Türkiye’ye has olmayıp tüm genişlemekte olan ülkeler genelinde gözlenen bir olgu. Bizim gibi petrol ithalatçısı ülkeler için temel sebepler doğrudan yatırımların azalması, özel sektörün dış borcundaki artış, gelişmiş ülkelerin uyguladıkları gevşek politikalardan çıkma sürecine girmeleri, siyasi belirsizlikler ve genel olarak büyüme rakamlarının zayıflaması olarak sıralanmış.

2) Türkiye özelinde yukarıdaki faktörlere ek olarak yatırımların belini büken önemli bir faktör bir türlü düşüremediğimiz enflasyon. Enflasyon bir taraftan genel bir belirsizlik yaratarak yatırımcıyı ürkütürken bir yandan da rekabetçiliği azaltıyor.

3) Yatırımları azaltan bir diğer unsur işgücü verimliliğinde yaşanan yavaşlama. İşgücü verimliliğini artırmak için eğitim kalitesini yükseltmek ve verimliliğin yüksek olduğu sektörlere destek olunması gerekiyor.

4) Konferansa katılan yabancı analistler 2002 sonrası dönemde AB müzakere sürecinin başlamasının Türkiye’ye yönelik pozitif algı oluşumunda önemli bir faktör olduğunu ancak son dönemde siyasi ve jeopolitik riskler, uygulamaya konulmayan yapısal reformlar ve OHAL sürecinin yabancı yatırımcıyı endişelendirdiğini dile getirdiler.

 

EtiketlerAvrupaeğitim